İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Anıtlar ve Meydanlar
Yazar jawscod2
Anıtlar ve Meydanlar
Hipodrom: Günümüze çok az kalıntıları ulaşan Roma devri önemli yapıları ve abideleri, Hipodrom çevresinde inşa edilmiştir. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanında başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Türk ve İslam Eserleri
Anıtlar ve Meydanlar
Hipodrom: Günümüze çok az kalıntıları ulaşan Roma devri önemli yapıları ve abideleri, Hipodrom çevresinde inşa edilmiştir. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanında başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedir. Günümüzde Hipodromdan günümüze Theodosius Dikili Taş, Konstantin Sütunu (Orme Odelisk), Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun) ları kalmıştır.
Theodosius Dikili Taş: Aslı eski Mısır eseridir. MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis (Toothmesis) adına Heliopolis’de dikilmiştir. Pembe granitten ve yekparedir. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile II. Tutmosis’in zaferleri yazılmıştır. 390 yıllarında Bizans İmparatoru Iç Theodosius tarafından İstanbul’a getirilerek Hipodroma dikilmiştir. Kaidedeki kabarmalar üzerinde I. Theodosius, oğulları, karısı, Arkedios, Honorios ile İmparator II. Valantinianos görülür. Ayrıca Hipodrom sahneleri ve anıtın dikilişini gösteren tasvirlerde vardır.
Gotlar Sütunu: Topkapı Sarayı dış bahçesinde, Gülhane Parkı Sarayburnu girişinde bulunan ve Roma Devri’nden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen çok eski bir abidedir. 3. veya 4. yüzyılda dikilmiş olan bu sütun yüksek kaide üzerinde 15 m. boyunda monolit mermerden ibarettir. Sütun başı korint üslubunda kartal arması ile süslüdür. Gotlar’a karşı kazanılan zaferden bahseden kitabe satırlarından dolayı abide “Gotlar Sütunu” adıyla da anılır.
Çemberlitaş (Konstantin Sütunu): MS 330′da Başkentin Roma’dan İstanbula nakli sebebi ile kentin ikinci tepesindeki büyük oval bir meydan ortasında, Konstantinin şerefine dikilmiş olan ve Çemberlitaş sütunu olarak da bilinen bu abide orijinalinden daha kısa olarak günümüze gelebilmiştir.
Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun): Bu sütun Delphi’deki Apollon tağınağından 4.yüzyılda istanbula getirilmiştir. İstanbuldaki en eski anıtlardan birisidir. Orijinalinin M.Ö. 409′ da yapıldığı bilinmektedir. Birleşmiş olan çeşitli Yunan sitelerinin Perslere galip gelmesi üzerine Pers ordusunun silahlarının eritilip dökülmesinden meydana getirilmiştir.
Beyazıt Meydanı: İmparator Teodosius devrinde MS. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmiştir. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya “Form Tauri” meydanı ismi verilmiştir. Üzerinde İmparatorun da heykeli yükselen zafer takından günümüze bir kaç mermer blok ve sütun kalmıştır. Kuzeyde, Fatih’in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişi abidevi kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19. yy yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15. yüzyıl Beyazıt Camii kalabalık ve hareketli Kapalı Çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.
Saint Esprit Kilisesi
Saint Esprit Kilisesi, İstanbul’da Papa’nın temsilcisi olarak bulunan Monsenyör Hillereau tarafından ünlü mimar Gaspard Fossati’ye yaptırılan kilisedir. İnşaatına 1845′te başlanmış, 1846′da ibadete açılmıştır.
İmkânsızlıklar nedeniyle pek sağlam yapılamayan ve sık sık meydana gelen depremlerden ötürü zarar gören kilise 1865′te tadilat görmüştür. Katedralin cephesi Notre Dame de Sion Kız Lisesi tarafından kapatılmış durumdadır. Monsenyör Hillereau tarafından kilise inşa ettirilirken, aynı zamanda rahibelerin ve Saint Esprit inananlarının defni için bir yer altı mezarlığı da hazırlanmıştır. 1927′ye kadar defin işlemi devam eden yeraltı mezarlığında, Sarayın meşhur müzisyeni Giuseppe Donizetti’nin mezarı, kilisenin kurucusu Monsenyör Hillereau’nın ve diğer ailelerin mezarı bulunmaktadır.
St. Antuan Katolik kilisesi
St. Antoine Katolik Kilisesi İstanbul’un en büyük ve cemaatı en geniş Katolik kilisesi’ dir. İstanbulun göbeği denilebilecek kadar merkezi bir yerde olmasına rağmen dışardan farkedilemeyecek kadar az göze batan bu yapı İstiklal Caddesi üzerinde Galatasaray’dan (G.S. Lisesi tarafında) Tünele doğru giderken sol tarafta bulunur.
Aslında Kilise ilk olarak 1725 yılında Osmanlı İmparatorluk Saray ve Devlet hizmetinde bulunan ve ayrıca ticaretle uğraşan Katolik ülkelerin (ekserisi İtalyan-Fransız) vatandaşları ve onların aileleri için inşa edilmiştir.
Şimdiki, cephesi kırmızı tuğla taşlarla örülü kilisenin inşasına, 1906 yılında eskisinin yerinde başlanmış ve 1912 yılında da tamamlanarak hizmete girmiştir. İstanbul doğumlu İtalyan Mimar Giulio Mongeri tarafından İtalyan Neogotik üslubunda, betonarme olarak inşa edilmişdir. Kilisenin avlusuna İstiklal Caddesi üzerinde bulunan altışar katlı ve birlerine bir geçitle bağlanan iki apartman arasından gırılır. Bunlar İstiklal caddesinin ilk betonarme yapılarından St. Antoine Apartmanları’dır ve kiliseye gelir getirmesi amacıyla inşa edilmişlerdir.
Kilise İtalyan rahipler tarafından yönetilir. Laikliğin kabulü ve kıyafet kanunuyla, (hangi dinden olursa olsun) dini kıyafetlerin sadece bina içlerinde kullanılmaları, yanı ibadethaneler (Camii-Kilise-Sinagog vs.) hariçinde sokak ve caddelerde taşınılması yasaklandığından, etrafta dini üniformalı rahip ve rahibelere raslanılmaz.
Surp Harutyan Kilisesi
Taksim’de Esayan Kız Lisesi’nin bahçesinde yer alan 1738 ‘de ahşap olarak inşa edilen kilise 1846 yılında onarıldı. 19. yüzyılın sonlarında Esayan kardeşler tarafından hastane ve erkek-kız öğrencilere ait okulla birlikte yeniden inşa edildi. Patrik “Mateos İzmirliyan” zamanında ibadete açıldı.
Surp Hovhan Vosgeperon Kilisesi
Taksim Meydanı’ndaki Fransız konsolosluğunun arkasında 1837 yılında inşa edilen ve 600 kişi barındırabilen kilise zamanla tahrip olmuş ve yanmıştır. Harabe halindeki kiliseyi Garabed ve Andon Tülbençiyan adlı mimar kardeşler tamir etmişler ve yanına bir de okul yapmışlardır. Surp Hovhan Vesgeperon Kilisesi Ermeni Katoliklerin en büyük ve en görkemli kilisesi olup 1979 yılında Papa Jean Paul tarafından ziyaret edilmiştir.
Bu yazı toplamda 123, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bu konularda ilginizi çekebilir
Aradığınız konu hakkında yeterli içeriği sitemizde bulamadıysanız, aşağıdaki kutucuklardan google ve yahoo arama motorlarında arama yapabilirsiniz.
Yorum
Ayarlar
-
Mart 11, 2008
-
Eğitim
-
Yorum yapılmamış
-
RSS Yorumları
-
Del.ico.us
-
Digg!



