İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Fener, altın çağını yaşıyor
Yazar aSh | 14.12.2007 | Kategori Spor
Şampiyonlar Ligi’nde son 16′ya kalma başarısı gösteren Fenerbahçe, aynı zamanda birçok ilke de imza atttı.
Tarihinde 5. kez katıldığı bu organizasyonda ilk kez bir üst tura yükselen Sarı-Lacivertliler, son maçında CSKA Moskova’yı 3-1 yenerek G Grubu’nu 11 puanla 2. sırada bitirdi.
Fenerbahçe, böylece 10 puanla Türk takımları arasında Devler Ligi tarihinde grup maçlarında en çok puan toplayan Galatasaray’ı da geçmiş oldu.
Bu yazı toplamda 63, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
12 yılı dağda geçirdi 221′le serbest kaldı
Yazar aSh | 14.12.2007 | Kategori Gündem
F.D., K. Irak’taki PKK kamplarından, bir albay ve iki korucunun yardımıyla kaçtı.
Müebbetle yargılandığı davada mahkeme “Eyleme katılmadı” diyerek F.D.’yi özgürlüğüne kavuşturdu
Başbakan Erdoğan’ın dağda kanlı teröre bulaşmamış gençlere ‘baba ocağına dönün’ çağrısı ile “eve dönüş yasası” tartışmalarının alevlendiği bir dönemde F.D. isimli bir PKK’lı, Kuzey Irak kamplarında 12 yıl faaliyet yürüttükten sonra film gibi bir kaçış sonrasında teslim olduğu Türkiye’de “Hiçbir eylemi bulunmadığı ve örgütten gönüllü ayrıldığı” gerekçesiyle serbest bırakıldı.
AİLESİ DEVREYE GİRDİ
F.D.’nin, örgütten filmleri aratmayan kaçışı şöyle gerçekleşti: Kuzey Irak’taki Kalereş kampında attan düşerek yaralanan F.D. buradan Mahmur kampına götürülerek, burada tedavi gördü. Kampta kaldığı süre içerisinde örgütten kaçmayı planlayan ancak öldürüleceğini düşündüğü için buna cesaret edemeyen F.D. fırsatını bulur bulmaz durumu telefonla görüştüğü Şırnak’taki ailesine anlattı. Ailesine, “Kaçmak istiyorum. Bana yardım edin” diyen terörist, yakınlarından gelecek cevabı beklemeye başladı. F.D’nin ailesi, durumu yakınları olan geçici köy korucuları F.D ve M.N.G.’ye iletti. Köy korucuları, teröristin yakınlarıyla birlikte, eski Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı kurmay albay Habip Doğar ile görüştü. Albay Doğar’ın yardımları sonucunda pasaport işlemleri yapılan ve Kuzey Irak’a geçen köy korucuları, burada kamptan bir bahane uydurarak çıkan F.D. ile buluştu. F.D. korucularla birlikte yardım istediği IKDP yetkililerinin ‘peşmergeye katıl’ tekliflerini kabul etmeyince Türkiye’ye gönderildi. Güvenlik güçlerine teslim olan terörist F.D. verdiği ilk bilgide terör örgütüne ait 14 kilogram patlayıcının ele geçirilmesinin ardından örgüt içerisindeki bağlantılarını kullanarak 2 PKK’lının teslim olmasını sağladı. Hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle geçen yıl dava açılan F.D. 1995′te Batman’ın Sason ilçesinden Gabar Dağı’na çıkarak örgütün dağ kadrosuna katıldığını belirten F.D. IKDP güçleriyle silahlı çatışmaya girdiğini ve bu çatışmada parmağından yaralandığını anlattı. F.D. “Gördüğüm tedavinin ardından bana kaçakçılardan para toplama görevi verildi. Daha sonra Kandil Dağı’ndaki kampa giderek, Osman Öcalan’ın yakın korumalığını yaptım. Türkiye’de hiçbir eyleme katılmadım” dedi. F.D. için Albay Habip Doğar ve köy korucuları F.D. ile M.N.G. duruşmada tanıklık etti. Mahkeme, sanık ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı’ndan yazı istedi.
ÖCALAN’A KORUMA
Gelen yazıda, “sanığın ifadelerinde geçen kaçakçılık yapan kişilerden para toplanması ve IKDP güçleri ile girdiği çatışmaya ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı” belirtildi. Mahkeme, geçen ekim ayındaki duruşmada, ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan sanığın, herhangi bir eylemde bulunduğunun tespit edilemediği ve örgüte katıldığı için pişmanlık duyduğu, gerekçesiyle TCK’nın “etkin pişmanlık” maddesini içeren 221. maddesi uyarınca serbest bırakılmasına karar verdi.
İşte TCK 221′deki ‘etkin pişmanlık’
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Yeni Pişmanlık Yasası’na gerek yok” diyerek, TCK’nın 221. maddesi üzerinde çalışma yapılıp esnetilebileceği açıklaması, gözleri bu maddenin nasıl işletilebileceğine çevirdi. 221. maddede suç işlemek için örgüt kuranların hangi koşullarda cezalandırılmayacağı, kişinin örgüt içindeki konumuna göre şartlara bağlanıyor: Liderlerin cezadan kurtulabilmeleri için, örgütü dağıtmaları gerekiyor. Örgüt üyesi suç işlemeden teslim olursa ceza almıyor. Yasaya göre, pişmanlık hükümlerinden yararlananlar için, bir yıl süreyle, “sürekli karakola imza vermek”, “yurtdışına çıkamamak”, “belli bir yerde çalışmak” gibi denetimli serbestlik hükümleri uygulanıyor. Teslim olan için savcılık emniyet ve jandarma kayıtlarına göre “ceza verilmeye yer olmadığı”na karar veriliyor. Suça karışanlar içinse verdikleri bilgilere göre aynı uygulama geçerli olabiliyor.
AA
Bu yazı toplamda 119, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Lokum oldu ‘lokumi’
Yazar aSh | 14.12.2007 | Kategori Gündem
Lokumu ‘lokumi’ adıyla AB’ye tescil ettirmek için harekete geçen Rumlar, fazla uğraşmayacak gibi görünüyor.
Çünkü Türkiye, 6 aylık itiraz süresi boyunca resmi bir girişimde bulunmadı!
Türkiye’nin en ünlü şekerlemesi olan lokum, Avrupa Birliği tarafından tescillenmek üzere. Ancak “Türk lokumu” adıyla değil, Rumların girişimiyle “lokumi” adıyla…
Lokumu “lokumi” adıyla AB’ye tescil ettirmek için harekete geçen Rumlar, isteklerini elde edecekler gibi görünüyor, çünkü Türkiye, 6 aylık itiraz süresi boyunca bu konuda resmi bir girişimde bulunmadı. Yakında lokumun, bir Rum şekerlemesi olarak ve “lokumi” adıyla AB’deki tescil işlemi tamamlanacak.
Konuyu AP gündeme getirdi
Bu konuyu işleyen AP, abonelerine konunun Türk ve Rum taraflarının görüşlerinin yer aldığı bir haber geçti. Habere göre, Adana’da lokumculuk yapan Adnan Özdoğru “Yıllardır dünya pazarında Türk lokumu Türk tatlısı (Turkish delight) adıyla bilinir. Rumlar lokumun nasıl yapıldığını bile bilmez” dedi. Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde “lokumi” işiyle uğraşan George Gabriel ise “Kimse lokumiyi kendisinin ilan edemez” diyerek Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan ve Lübnan’da lokumun aynı tarifle hazırlandığına dikkat çekti.
Lokum, ana hammaddesi olan nişasta ve şekerin kazanlarda yüksek ısıda kaynatılmasıyla yapılıyor. Bu işlem sayesinde lokum, jelatinimsi ve çiğnenebilir kıvamını kazanıyor.
‘Boğaz rahatlatan’
Osmanlıca rahat ul-hulküm yani ‘boğaz rahatlatan’ kelimesinden türeyen lokum, 15. yüzyıldan beri Anadolu’da bilinmekle birlikte, özellikle 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaygınlaştı.
MİLLİYET
Bu yazı toplamda 97, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Soğuk kar getirecek…
Yazar aSh | 14.12.2007 | Kategori Gündem
Meteoroloji’den yapılan açıklamada, Marmara’nın bir bölümü, Batı Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun bugünden itibaren beyaza bürüneceği duyuruldu
Sürücüler dikkatli olmaya çağırıldı. Bolu’da etkili olan kar yağışı hayatı olumsuz etkilerken, D-100 Karayolu’nun Karanlıkdere ve Seymenler mevkiinde ulaşım zaman zaman durma noktasına geldi. Doğal güzellikleriyle ünlü Gölcük Tabiat Parkı’ndaki göl, buz tuttu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde ise bugün ve yarın etkili yağış bekleniyor. Kars ve Ardahan’da kendisini hissettiren kar, gün içinde de bölge geneline yayılacak.
BOLU BEYAZA BÜRÜNDÜ
Kar yağışından olumsuz yönde etkilenen yerlerin başında Bolu ve Bolu Dağı geldi. Önceki geceki sağanak yağış, dün sabah saatlerinde yerini kara bıraktı. Özellikle ulaşımı etkileyen yağış yüzünden Akçakoca’da balıkçılar denize açılamadı. D-100 karayolunun Bolu Dağı Karanlıkdere ve Seymenler mevkiinde etkili olan kar yağışı sebebiyle sürücüler zor anlar yaşadı.
DOĞU’DA ISI EKSİLERE DÜŞTÜ
Doğu Anadolu Bölgesi’nde bugün ve yarın kar yağışının etkili olması bekleniyor. Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, sabah saatlerinde Kars ve Ardahan’da başlayacak kar yağışı, gün içinde bölge genelinde kar ve karla karışık yağmur şeklinde sürecek. Bölgede dün gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında olmak üzere Kars ve Ardahan’da 4, Erzurum ve Iğdır’da 1 derece; Ağrı’da sıfır, Erzincan’da ise 4 derece oldu. Bu arada, Ardahan’ın bazı köylerle ulaşımı kar yüzünden kapandı.
KAYAK MERKEZLERİNİN BAYRAMI ERKEN GELDİ
Kurban Bayramı’na hazırlanan kayak merkezleri ise durumdan oldukça memnun. Kartalkaya ve Erciyes’te sezon bu hafta açıldı. Kar kalınlığı, Bayraktepe’de 105, Uludağ’da 98, Kartalkaya’da 90, Ilgaz’da 70, Palandöken’de 60, Erciyes’te 40 santimetreye ulaştı.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, 1-12 Aralık tarihleri arasında başta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere yurdun güney ve batı kesimlerinin önemli miktarlarda mevsim yağışı aldığına dikkat çekti. Bu dönemde metrekareye; Antalya 189, Muğla 171, Aydın 159, Bursa 139, Mersin 135, Hatay 130,
MİLLİYET





Bu yazı toplamda 80, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Dua, Allah’la gizlice konuşmaktır
Yazar aSh | 14.12.2007 | Kategori Gündem
Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) me’sûratında pek çok istiâze ve dua vardır.
Bu duaların bazılarının hangi durumlarda okunacağı belirlenmiş olsa da bazılarının ne için okunacağı bildirilmemiştir.
Mesela, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), bazı şeylerin şerrinden, hususiyle de bilmediğimiz bir yerde yatıp kalkarken hevâm ve haşerâtın zararlarından emin olmak için “Eûzü bikelimâtillâhi’t-tâmmâti min şerri mâ haleka ve zerae ve berae - Allah’ın yarattığı, zürriyet halinde her tarafa saçtığı ve kusursuz meydana getirdiği şeylerin şerrinden yine O’nun tastamam kelimelerine ve vech-i kerimine sığınırım” (Muvatta, Şi’r, 12; Müsned, 3/419) duasının okunmasını tavsiye etmiştir. Bununla beraber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), yaptığı her duada, duayı hangi gaye için okumak gerektiğini bildirmemiştir. Bundan dolayı bütün dualardaki ortak hakikati kavramak çok mühimdir. Evet, küllî bir nazarla bakıldığında dua ve münâcâtlarda esas olanın Hakk’a teveccüh olduğu anlaşılmaktadır. Yani Cenab-ı Hakk’a yapılan tazarru ve niyazların ortak noktası, O’na teveccüh etmek, O’na açılan kapının tokmağına dokunmak veya düğmesine basmak demektir.
Allah Teâlâ’ya yapılan dua ve niyazların bütünü için geçerli olan diğer bir hususiyet de bu duaların bizim kuvve-i mâneviyemizi takviye etmeleridir. Yani Hâkim-i Mutlak olan Allah, bizimle beraber olduktan, mü’min de bunun bilincinde olarak hareket ettikten sonra hiçbir kimsenin veya hâdisenin dua dua yalvaran bir mümine zararının dokunması mümkün değildir. Duaların mü’mine kazandırdığı sırlardan biri de Allah’a karşı yaptığı niyazların onun için çok yüksek bir moral kaynağı olduğudur.
Meselenin diğer bir yanı da şudur: Allah’a sığınılacak hususlardan istiâze edilmesi veya beklenen neticelerin istenmesi, bu hususların hârici şartlarına riayet edilmesini de iktiza eder. Bu konuyu bir misalle az daha açmak istiyorum:
Efendimiz’in yaptığı dualardan biri şöyledir: “Allâhümme innî eûzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazeni ve eûzü bike mine’l-aczi ve’l-keseli ve eûzü bike mine’l-cübni ve’l-buhli ve eûzü bike min galabeti’d-deyni ve kahri’r-ricâli - Allah’ım! Üzüntüden, tasadan, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, borca yenik düşmekten, başkalarının ayağı altında iki büklüm kalıp ezilmekten, bazı insanların galebe ve tasallutundan Sana sığınırım.” (Buhari, Daavat, 36-38)
Efendimiz’in yaptığı bu duada istiâze ettiği hususlardan biri “hazen”dir. Hazen, tasa, keder ve işin sarpa sarması gibi manalara gelir. İnsanın içindeki tasa ve keder, bazen hem işlerin sarpa sarmasına hem de iradeyi felç eden bir çaresizlikle bunalımlara sebebiyet verir. Buna karşılık yapılacak şey Allah’a sığınma olmalıdır. Zira gerçek melce’ ve menca (sığınılacak yer) Allah Teâlâ’dır; evet sadece O’na sığınılır ve her şey O’ndan beklenir. Böyle bir mülahaza, aynı zamanda kulun Rabb’isine karşı edebi ve saygısının gereğidir. Eskiden tekyelerde kapının arkasında “Edep Yâhû!” yazılıydı. Sahabenin de Hz. Peygamber Efendimiz’le (sallallahu aleyhi ve sellem) gizli bir şey konuşmak istediğinde -ayetin ifadesiyle- sadaka vermesi gerekirdi. (Bkz.: Mücadele, 58/12) Şüphesiz bu, onların mazhar olduğu nimete ve hiç de ucuz olmayan bir mülakata şükran nişanesiydi.
Bize düşen, sebeplere riayet etmektir
İşte mü’min, Allah’a yalvarmak, tazarru ve niyazda bulunmakla aslında O’nunla gizlice konuşmuş olmaktadır. Bu da bir manada kendi güç ve kuvvetinden teberri etme manasına gelir ki, müminin yaptığı böyle bir dua ile adeta “Kendi güç ve kudretimden teberri ettim ve Senin güç ve kuvvetine sığındım Allah’ım!” demektedir. “Allah’ım! Bütün eşrârın şerrinden, füccârın keydinden Sana sığınıyorum” demenin yanı başında, “Nefsimin şerrinden de Sana sığınıyorum.” demiş olmaktadır. Böyle bir duada bulunma bu manaları ihtiva ettiği gibi bir de “Allahım! Eğer Sen muhafaza buyurmazsan hiç kimse beni koruyamaz.” manasını da muhtevidir. Bu da, doğrudan doğruya O’ndan O’nu istemek demektir.
Mevzu ile alakalı mülahazalarımıza, ele aldığımız dua üzerinden devam edersek, tasa ve kederden sıyrılma meselesinin de bir mümin için çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Yani bu dua, insanın tasa ve kederlerinin ruhunu sarmasına sebep olan ihmal, söz ve davranışlardan uzak durmayı da nazara vermektedir. Bu açıdan böyle bir duayı yapan mü’minin aynı zamanda tasa ve kederlerden sıyrılma gayreti ve cehdi içinde olmasının gerekliliği söylenebilir.
Binaenaleyh hem düşünce ve duygularımızı hem de davranışlarımızı alakadar eden dua gibi bir meselede esbab her şey demek değildir. Bir diğer yönüyle de madem dua ile istediğimiz hususu hedef olarak ele alıyoruz ve bu husus bizim için bir gâye-i hayâl oluyor; hatta onunla matlabımıza ulaşmak istiyoruz. Öyle ise bu isteklerimizin aksini netice verecek esbaba karşı tavır almamız gerekmektedir. Aynı zamanda arzu ettiğimiz hususlara ulaşmak için de gerekli sebeplere riayet etmemiz lazımdır. Hususiyle de esbap dairesinde bulunduğumuz sürece -ki bu durum insanın ömrü bitene kadar devam eder- sebeplere riayet bizim için bir sorumluluktur.
Evet, her şey fertte başlar. Daha sonra himmeti toplum olan fertler, toplumun sesi ve soluğu haline gelir ve her yerde bunları soluklarlar. Bundan böyle de Yunus’un yaklaşımıyla her yerde onların pazarlığı yapılır. Onların alış-verişinde alıp sattıkları şey de tevhiddir.
Bu yazı toplamda 58, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kamuya 23 bin personel alınacak
Yazar aSh | 14.12.2007 | Kategori Gündem
Kamudaki serbest memur kadrolarına açıktan veya diğer kamu kuruluşlarından nakil suretiyle atama yapılacak.Kamuya 23 bin, YÖK’e 5 bin personel alınacak.
TBMM Genel Kurulu’nda 2008 yılı bütçe görüşmeleri sırasında kabul edilen bir kanun tasarısına göre, kamu kurum ve kuruluşlarının serbest memur kadrolarına 2007 yılında emeklilik, ölüm, istifa veya nakil sonucu ayrılan memur sayısının yüzde 50’sini geçmeyecek şekilde açıktan veya diğer kamu kuruluşlarından nakil suretiyle atama yapılabilecek. Bu sınırlar içinde memur ihtiyacını karşılayamayacak idare kurum ve kuruluşlar için ilave 23 bin atama izni verilecek.
Yükseköğretim kurumlarına da öğretim üyesidışındaki boş öğretim elemanı kadroları için ilave 5 bin atama izni verilmesi öngörülüyor. Bu kadroların 480′i, öğretim elemanı yetiştirmek amacıyla araştırma kadrolarına yapılacak atamalar için kullanılacak.
Kamunun işlettiği eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, çocuk bakımevi, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderleri, bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirden karşılanacak. Bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye ve fonlardan ücret ödenmek üzere 2008 yılında ilk kez istihdam edilecek yeni personel görevlendirilmeyecek.
AA
Bu yazı toplamda 3251, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Nur Serter ‘kitabında’ şaşırttı
Yazar aSh | 13.12.2007 | Kategori Politika
Prof. Nur Serter kendi yazdığı kitabında ‘Atatürkçülüğü’ öyle bir anlatmış ki…
Tandoğan ve Çağlayan mitinglerinin tek faydası, ‘ikna odaları’nın mucidi Prof. Nur Serter’i parlamentoya taşımış olması…
Şimdi kıymetli bir mebus olan Serter’in gösterdiği yararlılıklar ‘ikna odaları’ ve ‘miting tertipçiliği’yle sınırlı değil.
Cevval bir aktivist olarak her platformda karşımıza çıktı ve kendisini ‘görünür’ kıldı. Televizyon televizyon do laşmalar, toplantılar, paneller, bayraklı yürüyüşler, bitmek bilmez laiklik savunuları, türban yergileri…
Bu kadar cevvaliyet bir karşılık bulacaktı elbette.
Deniz Baykal doğrusunu yaptı.
Ben de olsam Serter’i partime davet ederdim.
Siyasi bir figür olmadığı dönemlerde basbayağı siyasi faaliyetler yapan Serter, bilgi ve birikimini bundan sonra Meclis çatısı altında değerlendirecek.
Fakat Serter, kendisini görünür kıldığı platformlardaki Serter gibi değilmiş.
Kitaplarına baktığımızda, başka bir Serter’le karşılaşıyoruz ve şaşırıyoruz.
Ben herhangi bir kitabını okumadım, imzasının bulunduğu herhangi bir varakpareye de bakmadım.
Doğrusu, aklıma gelmedi.
Merak da etmedim.
Kendisini ‘görünür’ kıldığı platformlardaki gibiyse, ne diye bakacaktım ki?
Bildiğimiz Nur Serter’di işte…
Fakat, zahmet edip de bakanların tanıklığı, bize bilmediğimiz, tanımadığımız, tanıdığımızda şaşıracağımız, farklı hususiyetlere sahip bir Nur Serter’i işaret ediyor ki, şaşırmakla kalmayıp küçük dilimizi yutuyoruz.
Mesela, ‘Dinde Siyasal İslam Tekeli’ isimli kitabında Atatürkçülüğü ‘dar kalıplar’ olarak niteliyormuş.
Nasıl yani?
Basbayağı ‘dar kalıplar’ olarak niteliyormuş ve bununla da yetinmeyip, ‘Atatürkçü kalıplara sığınarak düşünmeyen insan yetiştirme eylemine son verilmesini’ istiyormuş.
Bitmedi…
Bir başka kitabında da (İnsan Merkezli Eğitim, Sarmal Yayınevi, 1997), gençleri Atatürkçülük dışındaki fikirlere kapamanın demokratik olmayacağından bahisle şunları söylüyormuş: ‘Atatürk milliyetçiliği diye sunulan, içi boşaltılmış hamasi kalıpların ardına sığınarak, Atatürkçü gençler yetiştirmede başarı elde edilmiş midir?’
Bitti mi?
Hayır…
İşte bir Nur Serter cümlesi daha: ‘Gençliğin kimi beğenip beğenmeyeceğine, neyin yanlış ya da doğru olduğuna, hangi inanca bağlanıp bağlanmayacağına, hangi tutum ve davranışın erdem olması gerektiğine karar vermek için Atatürk’ten teyit arar duruma getirilmesi, zaman içinde bireyin aklına, mantığına, düşüncesine, kararlarına olan güveni zedelemekte, robot insan üretimini hızlandırmaktadır. Atatürk gibi akla değer veren bir lideri kullanarak düşünemeyen insan yetiştirmek, ancak Atatürkçülüğü anlayamayan fanatik Atatürkçülerce başarılabilirdi…’
Bütün bu sözleri niçin alıntıladım?
Nur Serter’e, ‘Sen geçmişte böyle düşünüyordun. Şimdi neden böylesin?’ demek için mi? Bu hanımefendiyi intisaplı bulunduğu çevrelerin gözünden düşürmek için mi?
Hayır.
Bilakis, bunların doğru cümleler olduğunu hatırlatmak için.
CHP’de siyaset yapan Nur Serter bundan sonra bu cümlelerin neresinde duracak? Merak ettiğim husus bu…
Merak ettiğim ikinci husus da şu:
Doğru şeyler (politik bakımdan) yanlış insanlar tarafından dile getirildiğinde sorun olmuyor da, doğru insanlar tarafından dile getirildiğinde neden kıyametler koparılıyor?
İşte benzeri doğruları yazan Engin Ardıç kaç gündür ‘Atatürk düşmanı olmadığını’ kanıtlamaya uğraşıyor ve üstelik dilinde tüy bitti.
Yazık günah değil mi?
AHMET KEKEÇ - STAR
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan da bugünkü yazısında ‘Nur Serter’e sorular ‘ sordu.
MADEM…
Her kafayı çıkaran AKP’ye yakın isme, eskiden söylediklerini anımsatıp, “Baba ne iş?” diye sorabiliyoruz…
Madem…
Yeni bir pozisyon elde eden “Eski İslamcı”nın karşısına geçip, “Sen bundan 15 yıl evvel şöyle demişsin… Şimdi ver bakalım hesabını” diye posta koyabiliyoruz…
O zaman…
Bu hesap sorma tarzı neden “CHP milletvekili” sıfatını taşıyan biri için işlemesin ki?
Eğer Ömer Dinçer’den hesap soruyorsak…
Eğer Başbakan Erdoğan’dan hesap soruyorsak…
Eğer Cumhurbaşkanı Gül’den hesap soruyorsak…
Eğer yeni YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’dan hesap soruyorsak…
Pek tabii ki…
CHP milletvekili Nur Serter’den de hesap soracağız…
Ama önce Nur Serter imzalı bir okuma parçası…
Hep birlikte okuyalım:
“Gençliğin kimi beğenip beğenmeyeceğine, neyin yanlış ya da doğru olduğuna, hangi inanca bağlanıp bağlanmayacağına, hangi tutum ve davranışın erdem olması gerektiğine karar vermek için Atatürk’ten teyit arar duruma getirilmesi, zaman içinde bireyin aklına, mantığına, düşüncesine, kararlarına olan güveni zedelemekte, robot insan üretimini hızlandırmaktadır. Atatürk gibi akla değer veren bir lideri kullanarak düşünemeyen insan yetiştirmek, ancak Atatürkçülüğü anlayamayan fanatik Atatürkçülerce başarılabilirdi…”
* * *
Ve şimdi de soralım bakalım, eskinin “İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı”, bugünün CHP Milletvekili Nur Serter Hanım’a…
BİR Bu satırları ne zaman yazdınız?
İKİ Hálá aynı kanaati taşıyor musunuz? Eğer değiştiyseniz hangi noktada ve neden değiştiniz?
ÜÇ Sözünü ettiğiniz “fanatik Atatürkçüler” kimlerdir?
DÖRT “Her konuda Atatürk’ten teyit aramak” ne demektir? Birkaç örnekle bunu açıklayabilir misiniz?
BEŞ Tarikat üyeliğiniz söz konusu mu? Beyti Nur adlı tarikatın içine girdiniz mi?
ALTI Beyti Nur tarikatının yayın organında makale yayınladınız mı?
YEDİ Herhangi bir yayın organında doçentlik sınavınızı Beyti Dost tarikatının size sağladığı ruhi destekle kazandığınızı yazdınız mı?
Bu yazı toplamda 81, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Faili meçhuller cepten yakalanıyor
Yazar aSh | 13.12.2007 | Kategori Gündem
Son yıllardaki bütün cinayetlerin faillerinin yakalanmasında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) çok önemli rol üstlendiği ortaya çıktı.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın kurulmasının ardından işlenen bütün cinayetlerin failleri kısa sürede yakalandı. Hrant Dink cinayeti başta olmak üzere birçok suçun aydınlatılmasında önemli rol oynayan Başkanlık, yasal olmayan yollardan dinleme olaylarına da son verdi.
Hrant Dink cinayeti başta olmak üzere birçok suçun aydınlatılmasında cep telefonu sinyal takipleri çok önemli rol oynadı.
Son olarak Mor Yakup Süryani Kilisesi rahibi Daniel Savcı’nın bulunması ve faillerinin yakalanmasında da TİB önemli başarı sağladı. TİB’in başarısının ardından takip edilme korkusuna kapılan terör örgütleri uydu telefonu kullanmaya başladı. Bunun üzerine Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı da uydu telefonlarının teknik takibi için yeni bir sistem kurdu. y’a TİB’in çalışmaları hakkında bilgi veren Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, 23 Temmuz 2006 tarihinde çalışmalarına başlayan TİB’in, Türkiye’nin demokaratikleşmesi ve sivilleşmesinde önemli bir görev yerine getirdiğini söyledi.
Türkiye’de yıllarca insanların telefonunun dinlenip dinlenmediği endişesiyle yaşadığını hatırlatan Yıldırım, istihbarat birimleri arasında kavgaya neden olan telefon dinleme ve sinyal (teknik) takip işinin artık tamamen yasal ve tek bir merkezden yönetildiğini ifade etti.
DAHA HIZLI SONUÇ ALINIYOR
Bundan böyle telefonların TİB’in onayıyla dinlendiğini ve daha hızlı bir şekilde sonuç alındığını dile getiren Yıldırım, TİB’in göreve başlamasının ardından dinlemelerin insanların haberleşme özgürlüğünü engellemeden, tamamen yasal şekilde yapıldığını vurguladı. TİB’in faaliyete geçmesinin ardından faili meçhul cinayet olmadığına da işaret eden Yıldırım, teknolojik gelişmeler doğrultusunda suçluların daha hızlı yakalandığını belirtti. Yıldırım, teknik takip yöntemiyle Hrant Dink cinayetinin çözüldüğünü, geçen hafta kaçırılan rahip Daniel Savcı’nın kurtarıldığını söyledi. PKK’nın şehirlerde veya kırsalda yapacağı eylemlerin engellenmesinde de TİB’in büyük başarılar sağladığını ifade eden Yıldırım, Ankara’da bulunan bomba yüklü minibüs ile PKK’nın Güney Doğu’da yaptığı saldırıların faillerinin de yakalanmasında elektronik takibin çok önemli rol üstlendiğini söyledi.
DİNLEME ŞÜPHESİNİ KALDIRDI
Yıldırım’ın, suçluların yakalanmasında çok önemli role sahip olduğunu söylediği TİB, Türkiye’nin demokratikleşmesinde çok önemli bir rol üsleniyor. Daha önce her kurum kendi başına dinleme yapıyor ve zaman zaman istihbarat birimleri arasında rekabet yaşanıyordu. İstihbarat birimleri arasında yaşanan rekabet nedeniyle suçlulara ulaşmakta zaman zaman sorunlar yaşanırken, vatandaşlar da kaydı tutulmayan telefon dinmeleri nedeniyle “beni de dinliyorlar mı?” şüphesi duyuyordu.
Uydu telefonları yasal takipte
Yasa dışı örgütlerin uydu telefonu kullanmaya başlamasının ardından uydu telefonlarının teknik takibi için yeni bir sistemin kurulma aşamasında olduğunu bildiren Bakan Binali Yıldırım, gerekli cihazların alındığını, yazılımların tamamlandığını dile getirdi. Yıldırım’ın verdiği bilgiye göre, uydu telefonlarının da dinlenilmesi konusunda mahkeme kararları TİB’e gelecek, GSM’de olduğu gibi datalar ilgili kurumun altveri taşıyıcısına aktarılacak.
Aydınlatılan olaylar
Ankara’da ele geçirilen bomba yüklü minibüsle ilişkili kişiler de yine teknik takip (cep telefonu görüşmelerindeki sinyallerin takibi) ile ele geçirilmişti.
Mardin’in Midyat İlçesi’ne bağlı Barıştepe Köyü’ndeki, Süryani cemaatine ait Mor Yakup Manastırı’nın rahibi Daniel Savcı’nın kaçırılmasına karışan 7 kişi teknik takip sonunda gözaltına alınmıştı.
Agos gazetesi yayın yönetmeni, gazeteci Hrant Dink 19 Ocak 2007′de gazetenin İstanbul, Şişli’de bulunan bürosunun önünde vurularak öldürüldü. Cinayeti işleyen Ogün Samast yakalandı. Cinayetin arkasındaki isimler de yine teknik takip sonrası tek tek yakalandı.
Dink cinayetini teftiş kurulu inceleyecek
Geçtiğim yaz aylarında öldürülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayeti ile ilgili olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu inceleme yapacak. Dink’in katil zanlısının yakalanmasına ve mahkeme sürecinin devam etmesine rağmen Başbakan Erdoğan’ın talimatı ile Başbakanlık Teftiş Kurulu’da bir inceleme başlatacak. Cinayetin nedenlerini araştırılması ve bugüne kadarki seyri teftiş kurulu tarafından da değerlerdirecek. İncelemenin Başbakan’ın talimatı ile başlatıldığı öğrenildi.
YENİ ŞAFAK
Bu yazı toplamda 83, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kış şartları ulaşımı etkiliyor
Yazar aSh | 13.12.2007 | Kategori Gündem
Ani bastıran kar yağışı günlük yaşamı ve ulaşımı olumsuz etkiledi.
Gerede Cankurtaran mevkiinde etkili olan kar yağışı İstanbul-Ankara ulaşımını trafiğe kapadı. Uzun araç kuyruklarının oluştuğu Gerede’de trafik ekiplerinin müdahalesi bekleniyor.
Bu yazı toplamda 70, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Fenerbahçe, ilk 16 takım arasında
Yazar aSh | 13.12.2007 | Kategori Spor
Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi G Grubu’ndaki son maçında bu akşam CSKA Moskova ile karşı karşıya geldi. Karşılaşmayı Fenerbahçe 3-1 kazanmasını bildi.
MAÇ SONA ERDİVe Kadıköy’de son düdük geliyor. Moskova’da elinden kaçırdığı CSKA Moskova’yı Saracoğlu’nda farklı geçiyor. Önce Edu topu kendi filelerine gönderdi, iki dakika sonra Alex eşitlik sayısını attı. İlk yarının son saniyelerinde Uğur sahneye çıktı ve perdeyi kapatan golü attı. İkinci yarıda yine sarılacivert rüzgarı vardı sahada. Sayısız pozisyondan yararlanamayan Fenerbahçe karşılaşmanın son dakikasında yine Uğur ile perdeyi kapatan taraf oluyor. Fenerbahçe, karşılaşmayı da 3-1 kazanarak 11 rekor puanla Avrupa’nın ilk 16 takımı arasındaki yerini ayırıyor.
90+ Kezman Uğur’un yerine giriyor. Perdeyi biz açtık ve biz kapatıyoruz. Fenerbahçe 11 puanla bir rekor kırıyor. Gruplarda en fazla puanı toplayan Türk takımı oluyor.
90. Dakika - Uğur Boral farkı ikiye çıkaran golü atıyor. Sağ kanattan gelen ortaya kafayla mükemmel vuruyor. 3-1
87. Dakika - Fenerbahçe artık geri çekildi zamana oynuyor. İlk 16 takıma kalabilmek için son 3 dakika.
79. Dakika - Fenerbahçe yine gole çok yaklaştı. Önce Deivid sonra da Kazım forsattan yararlanamadı. Kazım, boş kaleye gönderemedi.
73. Dakika - Konuk ekip etkili geliyor. Carlos topu uzaklaştırıyor.
71. Dakika - Gökhan kaleyi yokluyor ama kaleci Akinfeev yine gole izin vermiyor.
70. Dakika - Semih yerini Kazım’a bırakıyor.
65. Dakika - Aman Allah’ım Uğur’un vuruşu üst direkten dönüyor. Cezaalanı içinde topu önünde bulan Uğur sert ve düzgün vuruyor ama direk gole izin vermiyor.
64. Dakika - Oyunun kontrolü Fenerbahçe’de ama asıl sevindirici haber Hollanda’dan geldi. İnter PSV karşısında deplasmanda 1-0 öne geçti.
58. Dakika - Fenerbahçe % 55 ile rakibi karşısında üstün bir oyun ortaya koyuyor. Moskova ise % 45 ile oynuyor.
56. Dakika - Yapma bunu Semih! Uğur soldan getiriyor. Kavisli ortasında Semih kafayı vuruyor ama top boş kaleye değilde auta çıkıyor. Fenerbahçe bir golden daha oluyor.
55. Dakika - Fenerbahçe’nin karşılaşmadaki 2-1 üstünlüğü devam ediyor.
48. Dakika - İlk yarıda perdeyi kapatan Fenerbahçe ikinci yarıda da yükleniyor. Carlos kendine yakışır bir füze gönderiyor kaleye ama kaleci Akinfeev’i geçemiyor.
46. Dakika - Ve ikinci yarıya temsilcimiz başlıyor. Başarılar Fenerbahçe. Bu işi Kadıköy’de bitir.
İkinci yarıdan yine merhebe sevgili futbol severler.
İLK YARI SONA ERDİ
45+1. Dakika - Kadıköy yıkılıyor. Fenerbahçe öne geçiyor ilk yarısının son saniyelerinde. Alex’in mükemmel pasını son derece güzel değerlendiren Uğur Boral Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golü atıyor. 2-1
45. Dakika - 1 dakikalık uzatma süresi oynanıyor.
40. Dakika - Bir sarı kart da Gökhan’a çıkıyor. Karşılaşmada iki gol var. Ve eşitmit devamediyor.
38. Dakika - Fenerbahçe, Aurelio ile etkili oldu. Gökhan’ın ortasına mükemmel vurdu Aurelio ama kaleci Akinfeev’i geçemedi.
32. Dakika - Moskova sadece iki dakika sevinebiliyor. Kaptan eşitlik golünü atıyor. Alex, cezaalanı önünde bulduğu fırsatı iyi değerlendiriyor. Alex, mükemmel bir vuruşla eşitliği sağlıyor.1-1
30. Dakika - Edu yine sahnede, Moskova Kadıköy’de yenik duruma düşüyor. Karambolda kalan topu Edu kendi kalesine gönderiyor. Ve Moskova durumu 1-0 yapıyor.
28. Dakika - Fenerbahçe bu kez Semih ile etkili geldi ama Semih’in vuruşu kalecide kaldı. Alax, Semih’e kızıyor.
26. Dakika - Fenerbahçe gole çok yaklaştı Deivid ile. Ama Deivid’in kafa vuruşunu defans çizgiden çıkarıyor.
20. Dakika - Uğur Boral’la köşe vuruşu kullanıyoruz. Orta geldi ancak pozisyonu savuşturdu CSKA savunması. İyi kullanamadık.
16. Dakika - İnanılmaz bir gol kaçıyor Semih’le. Semih’in vuruşu Akinfeev’den sekti. Alex’in önüne düştü top ancak onun da vuruşu zayıf olunca top bir kez daha Akinfeev’de kaldı.
11. Dakika - Gruptaki PSV Eindhoven maçı da 0-0 devam ediyor.
6. Dakika - Carlos’un vuruşu barajdan sekiyor Gökhan’ın önüne düşüyor ama ofsayt bayrağı kalkıyor Gökhan Gönül için.
3. Dakika - Fenerbahçe bu kez Edu ile tehlekeli oldu. Kornerden gelen topa kafayla vuran Edu oldu ama top kaleci Akinfeev’de kaldı.
2. Dakika - Karşılaşmayla sarı kanaryalar hızlı başladı ve Aurelio ile tehlikeli oldu Fenerbahçe. Ama kaleci Akinfeev, topu kornere tokatladı.
1. Dakika - Karşılaşmaya Moskova başladı. Fenerbahçe Galatasaray kadrosu ile çıktı karşılaşmaya.
Ve büyük heyecan saati geldi çattı. Başarılar Fenerbahçe.
İyi akşamlar sevgili futbolseverler. Dün Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ne veda etmesinden sonra gözler Kadıköy’e çevrildi. Fenerbahçe Rusya’nın güçlü temsilcisi CSKA Moskova’yı konuk ediyor. Umutlarımız Saracoğlu Stadı’nda Fenerbahçe ile atıyor. Haydi Fenerbahçe bu sevinci Türk milletine yaşat.

Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde (G) Grubu’nda Fenerbahçe-CSKA Moskova arasında yapılacak maçın hakem ve takım kadroları şöyle:
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Matteo Simone Trefoloni, Luca Maggiani, Sandro Rossomando (İtalya)
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan, Lugano, Edu, Roberto Carlos, Deivid, Selçuk, Aurelio, Uğur, Alex, Semih

CSKA Moskova: Akinfeev, Semberas, Ignashevich, Ramon, Berezutski, Zhirkov, Janczyk, Eduardo, Aldonin, Grigoriev, Caner


Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı’nda saat 21:45′te başlayacak karşılaşmayı İtalya Futbol Federasyonu’ndan Matteo Simone Trefolini yönetecek. Trefolini’nin yardımcılıklarını Luca Maggiani ve Sandro Rossomando yapacak. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Gabriele Gava.
Grubun diğer maçında bu akşam PSV Eindhoven ile Inter, Hollanda’da karşı karşıya gelecek.
FENERBAHÇE AVRUPA KUPALARINDAKİ 138. MAÇINA ÇIKACAK
Avrupa Şampiyonlar Ligi G Grubu’ndaki son maçında bu akşam Rusya’nın CSKA Moskova takımıyla karşılaşacak Fenerbahçe, Avrupa kupalarında 138. maçına çıkacak.
Sarı-lacivertli ekip, Avrupa arenasında bugüne dek yaptığı 137 maçta 44 galibiyet, 22 beraberlik ve 71 yenilgi aldı.
Rakip filelere toplam 160 gol atan sarı-lacivertliler, kalesinde ise 232 gole engel olamadı.
TÜRK-RUS TAKIMLARI 14. KEZ KARŞI KARŞIYA
Fenerbahçe’nin, CSKA Moskova ile yapacağı maçla Türk-Rus takımları Avrupa kupalarında 14. kez karşı karşıya gelecek.
Türk ekipler, Rus rakiplerine karşı yaptığı 13 maçta 4 galibiyet, 4 beraberlik ve 5 yenilgi aldı. Türk takımlarının attığı 16 gole, rakipleri 14 golle karşılık verdi.
Fenerbahçe, CSKA Moskova ile G Grubu’nda deplasmanda yaptığı ilk maçta 2-2 berabere kalmıştı.
Not: Yapılan değerlendirmede Türk ekiplerin eski SSCB dönemindeki maçları dikkate alınmamıştır.
FENERBAHÇE, KADIKÖY’DE YIKILMIYOR
Avrupa Şampiyonlar Ligi G Grubu’ndaki son maçında bugün Kadıköy’de Rusya’nın CSKA Moskova takımıyla karşılaşacak Fenerbahçe, genel olarak son 30 resmi maçında yenilmeyerek sahasında önemli bir başarı ortaya koydu.
Kadıköy’deki son yenilgisini Turkcell Süper Lig’de geçen sezonun 8. haftasında Bursaspor’a (1-0) karşı alan sarı-lacivertliler, bu maçın ardından sahasında çıktığı 19′u lig, 6’sı Avrupa kupası ve 5′i de Fortis Türkiye Kupası maçı olmak üzere toplam 30 maçta 21 galibiyet, 9 beraberlik elde etti.
Avrupa kupalarında ise 9 maçlık bir yenilmezlik serisi yapan sarı-lacivertliler, Kadıköy’deki son yenilgisini, yine Şampiyonlar Ligi’nde mücadele ettiği 2005-2006 sezonunda İtalya’nın Milan takımına karşı 4-0′lık skorla almıştı.
Sarı-lacivertliler, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda çıktığı son 9 Avrupa kupası maçında 6 kez kazanırken, 3 maçta da eşitliği bozamadı.
KADIKÖY’DEKİ SON 9 MAÇ
Fenerbahçe’nin, Milan yenilgisinden sonra Kadıköy’de yaptığı son 9 Avrupa kupası maçında aldığı sonuçlar şöyle:
Fenerbahçe-B36 Torshavn……..: 4 - 0
Fenerbahçe-Dinamo Kiev………: 2 - 2
Fenerbahçe-Randers………….: 2 - 1
Fenerbahçe-Palermo………….: 3 - 0
Fenerbahçe-Eintracht Frankfurt.: 2 - 2
Fenerbahçe-AZ Alkmaar……….: 3 - 3
Fenerbahçe-Anderlecht……….: 1 - 0
Fenerbahçe-FC Inter…………: 1 - 0
Fenerbahçe-PSV Eindhoven…….: 2 - 0
SAHASINDAKİ 68. MAÇ
Fenerbahçe, Avrupa kupaları mücadelesinde bu akşam sahasında 68. maçına çıkacak.
Bugüne dek evinde yaptığı 67 karşılaşmada 32 galibiyet elde eden sarı-lacivertliler, 24 karşılaşmada yenildi, 11 kez de berabere kaldı. Sarı-lacivertliler, sahasında yaptığı maçlarda toplam 95 gol atarken, kalesinde 77 gol gördü.
Bu yazı toplamda 619, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Reklamlar
Anket
Arşiv - Takvim
Toplam En Çok Okunan
- Korkunç ve İğrenç Resimler (72203)
- www.keyodemeleri.com a Yoğun ilgi - 7 Temmuzda Aktif (53656)
- Askere ne zaman gideceğim? Nerede Askerlik yapacağım? (38379)
- Fenerbahçe 3 - Sevilla 2 Maçı Bitti (35001)
- memurlar.net (30482)
- http://www.keyodemeleri.com/index2.php (29688)
- Bayer Leverkusen - Galatasaray Rövanş Maçı Saat Kaçta - Hangi Tarihte - Hangi Kanalda (29139)
- İlginç Resimler (24761)
- 2008 OKS Tercih Okulların Kodları Ve Kontenjanları (24333)
- Hazır (Boş) Türkçe (İngilizce) CV İndir (23157)








