İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
FİLİSTİN, YADA ACILARIN VATANI
Yazar Eyüp Öz | 06.01.2009 | Kategori Gündem
Gazze kumsalları kaç medcezir yaşamıştır ay yüzlü çoçukların feryadıyla…
Yer kaç şiddetinde sarsılmıştır taşıyamayınca üzerine yığılan minik bedenleri…
Güneş belkide hiç olmadığı kadar utanmıştır doğmaya, zalim yahudilerin üzerine…
Acıların vatanına selam olsun, selam olsun minik kahramanlara…
Bakmaya yüreğimizin yetmediği o minik bedenlere, bir kaç oy uğruna kıyanlara yazıklar olsun…
Üzerlerine ölü toprağı serpilmiş kadar sessiz kalanlar, yada din kardeşlerine ihanet edenler unutulmayacağınızı unutmayın. Sizler minik bedenerin ve masum insanların kanını emmekle hayatta kalan vampir ruhlu İsrail’in gece karanlıklarında yoldaşı oldunuz. haberin devamı »
Bu yazı toplamda 436, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
78. YILDÖNÜMÜNDE MEHDİCİ BİR İTİRAZ OLARAK MENEMEN OLAYI
Yazar Eyüp Öz | 22.12.2008 | Kategori Tarih
Paris - FRANSA
GİRİŞ
Menemen Olayı, üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, bıraktığı derin izler hâla hissedilmekte ve üzerinde değişik spekülasyonlar yapılmaktadır. Kuşkusuz olayı bu kadar önemli yapacak bir çok sebep var. Olayın akışında yaşanan aksaklıklar ve tesadüfler bir çok şüphenin nedeni olmuştur. Dinler tarihi, din sosyolojisi, din psikolojisi ve döneminin bir çok probleminin aynası olan bu olay, ne yazık ki her zaman önyargılarla değerlendirilip gerçek sebepleri araştırılmamıştır.
Giritli Mehmet, irtica’nın simgesi olurken; Kubilay, değişik bir şekilde kutsallaştırılıp Cumhuriyet’in sembolu haline geldi. Dönemin iktidarının ekonomik ve toplumsal buhranlarını unutturan ‘Kurtarıcı’ ve Cumhuriyet’in en meşhur efsanelerinden biri oldu.
İrtica’ yeni rejimin en korkulu rüyası, ‘Menemen Olayı’ en önemli ‘irtica Prototipi’ olarak algılanırken, barındırdığı gizem olayı daha da büyüttü. Yaşanan büyük ihmal ve tesadüfler onu sadece Türk tarihi için değil, dünya tarihi ve dîni kurtuluş hareketleri içinde de özel bir yere oturttu.
Derviş Mehmet Mehidilik iddiasıyla ortaya çıkarken, tasarladığı kurtarıcı kimliği, diğer örneklerinden çok farklı bir çerçeve oluşturmakta. Mehdi ve Onikinci imam olduğunu söylemesi, hem Sünniler, hem de Alevilerin desteğini alma isteği yanında, Mehdilik anlayışının Sünni topluluklar arasında Şii anlayışına paralel olarak algı- lanmasının çarpıcı bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bıraktığı izler şüphesiz silinmeyecek bu olay, Türk devlet hayatında aynı ağırlığını sürekli olarak koruyacaktır, zira üzerinden geçen her yıl, gizemini daha çok artırırken, büyük tartışmalara neden olmaktadır.
Olay üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen güncelliğini sürekli korumakta. Bu güncellikten öte olayı çekici kılan, sonsuz polemikleri yanında barındırdığı belirsizliklerdir. Resmi söylem ve karşıtı olan görüşler baş döndürücü bir çelişki içinde. Bu ise objektif olmayı hayli zorlaştıran bir etken tabii. İkisine göre olay ya « Provökasyon » ya «komplo» ya da « irtica » olarak tanımlanmakta. Oysaki, olayı basite indirgeyen bu teoriler gerçeklikten uzak gibiler. Neden ? Olay bir “Mehdici” hareket ve tarihi sürçte tekil değil. Yani tarih boyunca bu tür vakalara rastlamaktayız. Kendilerine has karakterleri ve çözülmesi gereken kodları var. Ortaya çıkşları ise tesadadüfi değil. Dünyasal şartların oluşturduğu “kaos” ve “kaçış” duygusu bir mehdici söylemi ortaya çıkarmak için yeterli. Bu tanımlamaları sırasıyla analiz edecek olursak:
“Sosyal bilimler açısından komplo, ancak sorunsallaştırılabildiği ölçüde bulgusal bir değere sahip olabilir. Komplo sosyal bilimlerin sorduğu soruların cevabını vermemekte, kollektif aktör ya da özne gibi kavramların kullanılmasını ya da komploya inananların ya da komploya başvuranların sosyolojisinı yapmayı mümkün kılmamakta, bunların yerine, bilinçli ya da daha vahim olarak, bilinçsiz bir şekilde yönlendirilen, hiç bir muhtariyete sahip olmayan, milyonlarca, milyarlarca kuklanın varolduğu hipotezinden yola çıkmaktadır. Komplo teorileri korku ve ümit ikilisine dayalı eskatolojik-metafizik bir gramere sahiptirler. Bu anlamda da komlo teorileri ve mehdicilik arasında bir bağlantı kurabilmek mümkündür. Tarihteki mehdici beklentilerin istisnasız tümünün beyhude çıkması, kendi iç referansları ve hipotez ve verileri arasındaki ilişkiler açısından bile bir tutarlılığa sahip olmadıklarının ispat edilmesi, mehdiciliğin sonu anlamına gelmemektedir. Tam tersine, bir mehdiciliğin sonu, diğer mehdici bekleyişlerle aynı söylemlere ve aynı hipotezlere sahip olan, ama kendi tarihselliğini kendisi ile başlatan yeni mehdici beklentilerin oluşmasına yol açmaktadır. Hem mehdici beklentilerin hem de komplo teorilerinin temelinde yatan şey toplanan ve yorumlanan veriler ve bulgular değil, bir inançtır. Mehdici teorilerin ve komplo teorilerinin bu sürekliliği, insanlık koşulundan ve sosyal ve siyasî bir aktör olmanın yarattığı dayanılmaz ağırlıktan kaçmanın ne kadar yaygın bir stratejıi olduğunu göstermektedir[1]”.
Bu yazı toplamda 1394, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Politik bunalımın doğurduğu beş sonuç
Yazar Eyüp Öz | 28.06.2008 | Kategori Gündem

Birkaç aydır yaşanan siyasal buhran, hiç şüphe yok ki büyük olumsuzluklar doğurdu. Bunları sıralayacak olursak, karşımıza çıkan tablo şudur :
1. Sosyal yorgunluk :
Politik arenada yaşanan bıktırıcı manevralar, normal olarak toplumda büyük bir bıtkınlık ve yorgunluk meydana getirdi. Milli takımın başarıları bu bıtkınlığı geçicide olsa umuda çevirebildi, ama buda bir yere kadar. Milli takımımızın elenişi, bizi ameliyattan uyanan bir hasta gibi, kronik rahatsızlıklarımızın hüzünlü deryasına daldırdı.
2. Kadercilik :
Belirli veya belirsiz zaman aralıklarıyla yaşanan politik kazalar, doğal olarak insanlarda bir kadercilik hissiyatı ve inancı geliştirdi. Ve her defasında boyun eğip, kadere razı olmakla kalmayıp, ümitlerimizi geleceğe, belirsiz bir zaman dilimine transfer etmeyi öğretti.
Bu yazı toplamda 358, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
GEÇMİŞ GELECEK
Yazar Eyüp Öz | 05.05.2008 | Kategori Gündem
Buhranın en karanlık dönemini yaşadığımız bu günlerde artık belirgin bir yörünge oluşmaya başladı gibi. Bu yörüngenin belirgin zamanları bize yavaş yavaş krizin sebebini okuma imkanı sunuyor. Dolayısıyla unutmamak gerek ki, bu tür dönemler, etrafını yıkıp sürükleyen coşkun sellere benzerler. Akışı ve dış görünüşü bizi aldatırken, içindeki girdaplar, ters akıntılar ve malzeme yoğunluğu seyircilere pek gerçekleri yansıtmaz. Belkide yıllar sonra bazı gerçekler su yüzüne çıkar ve bizde:
- Vay be, demek ki yanılmışız ! diyebiliriz.
Bugün, birçok yazı elbette krizi yorumlamaya çalışıyor, fakat bunlar selin akışına kapılmış ya da görünüşüne aldanmış olabilirler. Şurası kaçınılmaz bir gerçek, bu yazılar gelecek için günümüze düşen notlardır. Gelecekte tarihçilere kolaylık sağlayabilirler. haberin devamı »
Bu yazı toplamda 526, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
MUZUN ÇEKİRDEĞİ, GERÇEK DEMOKRASİ VEYA LAİKLİK
Yazar Eyüp Öz | 21.04.2008 | Kategori Gündem
Bendeniz hasbelkader altı yıldır Fransa’da ikamet ediyorum. Fransa’ya yolculuğumdan kısa bir zaman önceydi, Türkiye’nin büyük tirajlı gazetelerinden birinde okuduğum bir yazı bana çokta şaşırtıcı gelmemişti, taki Fransa’yı tanıyana kadar, şöyleki:
“Bir fransız Beyoğlu’nda gezerken, çarşaflı bir bayan görünce çok şaşırmış”.
Fransa’ya geldiğimde fransızın nasıl şaşırdığına şaşırmıştım. İnanın bana ilk peçeli bayanı burada gördüm. Dahası, fransızlar benim kadar hayretle bakmıyorlardı peçeli bayana. Hele birde her cuma günü, göçmen arapların kadın erkek namaza yöresel kıyafetleriyle gittiklerini gördüğümde, Beyoğlu’nda ki adı geçen bayana bizim mi, yoksa fransızın mı şaşırdığını daha iyi anlamıştım.
Demokrasinin daha az hatalarla işlediği bu ülkede vereceğim şu örnek sanıyorum daha açıklayıcı olacaktır:
Reims Üniversitesi’nde uluslar arası fransızca bölümünde okurken, öğrencilerden birinin kilisedeki kıyafetleriyle derslere giren bir rahibe olması, beni, bizim ülkemizdeki demokrasiyi, yine burada yaşanmış fıkra gibi bir olayla bağlantı kurmaya itti.
Efendim, burada türkler arasında çok sevilen Kemal adlı bir büyüğümüz var, 70’li yıllar, Fransa’ya ilk geldiği günlermiş, muzu pek tanımıyormuş, beş-altı kilo muz alıp, hepsini bir güzel yemiş. Olur mu ? dediğinizi duyar gibiyim, ama yemiş. Sonrada dönüp arkadaşlarına demiş ki:
– Mübarek çok güzel meyve de, çekirdeği biraz büyük.
Ne dersiniz, bize demokrasi diye, laiklik diğe kabuk mu yutturuyorlar ? Çünkü, gerçek demokraside insanların dışı değil, insani değerler, yani özleri önemlidir.
Bahsettiğim gazete haberindeki gibi, bizi nasıl uyuttuklarını, gerçek demokrasiyi görünce daha iyi anlama fırsatı doğuyor. Fakat bir gerçek var ki, bir kısım elitlerimizin bu yanılgıda Kemal amca kadar masum olup olmadıkları konusunda şüpheliyim.
Tarihçi-Yazar
Bu yazı toplamda 198, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Menemen Olayı – Zaman Gazetesi Ropörtajı
Yazar Eyüp Öz | 18.04.2008 | Kategori Gündem
”Menemen Olayı ve Türkiye’de Mehdicilik”, adlı kitap üzerine Zaman gazetesi muhabirlerinden sayın Erkan Acar Bey ile 12 /2007’de yaptığım ropörtaj uzun oluşundan dolayı tamamı yayımlanmadığı için, buraya ilgililere faydalı olabileceği inancıyla aynen aktarıyorum :
[E.A] – Yazdığınız eser Menemen Olayı hakkında farklı neleri seslendiriyor, bugüne kadar yazılmayan hangi konu ve bilgilere yer verdiniz:
[E.Ö] – Menemnen Olayı, üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen güncelliğini sürekli koruduğu gözlemlenmekte. Bu güncellikten öte, konuyu benimª için çekici kılan belirsizlikleri ve sonsuz polemikleri yanında, Menemen’de askerlik yapan ve Kubilay’ın anıtında nöbet tutan muhterem babamın anlattıkları.
Resmi söylem ve karşıt görüşler baş döndürücü bir karmaşıklık içindeydi. Bu ise objektif olmayı hayli zorlaştıran bir etken tabii. İkisine göre olayın tanımı son derece basit : « Provökasyon » veya «İrtica» . Oysa ki, olayı basite indirgeyen iki teori ve gerçeklikten uzak gibiler. Neden ? Olay bir “Mehdici” hareket ve tekil değil. Yani tarih boyunca bu tür vakalara rastlamaktayız. Kendilerine has karakterleri ve hayret ettiren şifreleri var. Ortaya çıkışları ise tesadadüfi değil. Dünyasal şartların oluşturduğu “kaos” ve “kaçış” duygusu bir mehdici söylemi ortaya çıkarmak için yeterli. haberin devamı »
Bu yazı toplamda 1418, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Başörtüsü takanlar ve başörtüsüne takanlar
Yazar Eyüp Öz | 17.04.2008 | Kategori Gündem
İnsan olma sorumluluğunu hafiflettiren komplo teorilerinin ve çeşitli senaryoların oluşturduğu bu puslu hava, onu isteyen ve yapanlardan başka kimin işine gelir. Toplumun büyük bir bölümünün istemediği kesin ama, senaristlere göre halk ne bilir, ne de seçebilir doğruyu. Onun görevi sadece inanmak ve itaat etmek. Onun tercihleri, kendilerini asıl ve asil olarak görenlerin çıkarlarına bir ters düşmeye görsün, başına gelmeyen kalmaz. Bugün yaşananların özü aslında tam da bu değil mi?
Yüzlerce yıldır İslam coğrafyasını etkileyen birbirine zıt iki süreç, yani dinî hayat ve parçalanmaların oluşturduğu kollektif hafızanın devamı olarak, Osmanlı’nın dağılma sürecinde, aydınlar sorunları, malesef tamamen din aleyhine yorumladılar ve parçalanmayı tamamen dinî sebeplerle açıkladılar. Bu yorumlar yeni Cumhuriyet’e aktarılırken, güçlü toplum, zayıf devlet yerini tam tersi bir yapıya bıraktı, Millet adına karar verenler, dini ölçülere dayalı devlete bağlılık yerine, milli ölçüleri uygun gördüler. Merkezden çevreye itilen dine, irtica denen, ne olduğu belirsiz sihirli bir elbise giydirildi.
Yeni merkezi yapının çevreye karşı oluşturduğu savunma hatlarından biri, belkide en önemlisi başörtüsü gibi görünüyor. Yoksa koparılan bu yaygarayı doğru okumak sizce mümkün mü? Sanıyor musunuz ki, Türkiye’de gerçek bir dinî tehdit var?
Türkiye’de din her zaman iç kriz üretmek ve gizlenmesi gereken şeyleri perdelemek için kullanıldı. Oysa ki, kriz, toplum adına karar verenlerin çıkarlarının zedelendiği zamanlarda kullanılabilinir bir araç. Bize karanlık gibi gelen geleceğimiz, bugün birileri tarafından gayet net olarak görülüyor ki bıyık altından gülenler var. haberin devamı »
Bu yazı toplamda 643, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
- Action (11)
- Adventure (5)
- Board Game (5)
- Customize (3)
- Dress Up (4)
- Dünya (622)
- Eğitim (1166)
- Eğlence (2004)
- Ekonomi (618)
- Fighting (2)
- Gündem (3269)
- High Scores (5)
- İslam (323)
- Kültür – Sanat (130)
- Other (13)
- Otomobil (55)
- Politika (518)
- Puzzles (17)
- Sağlık (1510)
- Shooting (4)
- Spor (1612)
- sports (1)
- Tarih (111)
- Teknoloji (1345)
- Yaşam (1721)
Reklamlar
Arşiv - Takvim
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Şub | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 |
| 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |
| 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 |
| 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 |
| 29 | 30 | 31 | ||||
En Çok Okunan
- Askere ne zaman gideceğim? Nerede Askerlik yapacağım? (474350)
- memurlar.net (149551)
- Hazır (Boş) Türkçe (İngilizce) CV İndir (142134)
- Cuma Namazı Ne Zaman - Saat Kaçta - Namaz Vakitleri (127523)
- Eski Uygarlıklarda Matematik Sayıları (90199)
- Korkunç ve İğrenç Resimler (79739)
- Ünlü Türk matematikçilerin hayatı ve matematiğe kazandırdıkları (79187)
- www.keyodemeleri.com a Yoğun ilgi - 7 Temmuzda Aktif (75139)
- Atatürk'ün Bilim Ve Teknolojiye Verdiği Önem (72873)
- KANGAL KÖPEĞİ ve KURT HAKKINDAKİ GERÇEKLER (57533)










