Doğu ve Batı

Yazar Hüseyin Hatemi | 09.04.2008 | Kategori Gündem

7 Nisan Pazartesi günü Düsseldorf’dan Zürich’e giderken uçakta Tüsiad’ın bir dergisini okuyorum. Önde gelen Alman yöneticileri ve iş adamları; Türkiye’nin AB’ne üyeliği konusunda içten ve kesin açıklamalar yapıyorlar. Ardından, Eindhoven’de bana verilen “Doğuş” dergisine bakıyorum. “Hollanda’da aşırı sağcı lider Geert Wilders’in” Fitne filminin yankıları sürüyor. Bu arada, Batı’da “irtidad” tahrikleri de baş gösteriyor. Geçenlerde, 23 Mart’a rastlayan Paskalya gününde bir Mısır asıllı İtalyan gazetecinin İslâm’ı terkederek vaftiz edilmesinin Papa eliyle gerçekleşmesi gösterisi de, doğrusu; güzel bir davranış olmadı. Bu “eski-müslüman”, hiçbir açıklama yapmaksızın vaftiz edilmekle yetinse idi, bu mesele kendisi ile Allah arasında bir mesele olurdu. Ne var ki İslâm’ın “şiddet dini” olduğuna ilişkin teraneleri şeytan kafesinden terennüm etmeyi de ihmal etmedi. AB ile Türkiye’nin ve diğer “İslâm Konferansı üyelerinin” dostça ilişkiler içinde olmasını “Büyük Şeytan” elbette istemiyor. Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde İslâm’a karşı -yerine göre- korku, sevgisizlik, kin ve nefret körükleniyor. Batı’da “İslâm korkusu” veya “İslâm Düşmanlığı” sahipleri bunu açıkça söylerlerken, bizde apaçık İslâm karşıtlığı yapanlar bile, kendi yaptıklarının “vatanseverce bir uyanıklık” olarak nitelenmesini, eleştirilmelerinin ise lâikliğe aykırılık suçu olarak cezalandırılmasını dayatıyorlar. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 53, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sayfa 1 Toplam 11



Kapat
E-posta ile paylaş