TOPLUMUN ÇEKİRDEĞİ Mİ ÇATLIYOR

Yazar İsmail ÖZ | 09.02.2009 | Kategori Yaşam

Aile: Yüz yıllardan beri toplunun temel taşı olma özelliğini korumuş, önemi nesilden nesile yaşatılarak günümüze kadar gelmiş olan ailenin tarih ve toplumlardaki seyrini irdeleyip daha sonrada günümüzde geldiğimiz noktayı tespit etmeye çalışacağım. Bu tespitlerimizin ışığında da yaşanan aile içi şiddet ve katliamların sebeplerini tahlil etmeğe çalışacağım.

Yine bilindiği üzere ailenin önemini şu cümle ile de vurgulamış olalım ‘’Aile küçük çapta bir devlet, devlet büyük çapta bir ailedir.’’ Bu mantıktan baktığınızda aslında çok önemli bir kurumdan bahsettiğimiz ortaya çıkacaktır. Yaşayan bütün toplumların ayakta kalmasını sağlayan ve bir ünsiyet bağı ile birbirlerine karşı sorumlu kılan, başı buyruk yaşamanın önüne set çeken en önemli kurum da yine ailedir. Hiç kuşku yok ki ailenin önemini anlatmaya çalıştığımız bu yazıda, ailenin gerçek anlamını ortaya koymamız mümkün olmayacaktır. Fakat belli bir noktada konuya ışık tutacağına olan inancımızı da vurgulamamız gerekir. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 496, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Hemen Paylaş

CHP’NİN ŞARK TÜCCARLIĞI

Yazar İsmail ÖZ | 28.01.2009 | Kategori Politika

Toplumumuza yerleşmiş olan bir tüccarlık anlayışı vardır, günü kurtarma uyanıklığı üzerine kurgulu bu ticaret anlayışına ‘Şark Tüccarlığı’ denir. Bugünlerde benim kafamda ve öyle zannediyorum ki toplumun önemli sayılacak kesiminin kafasında da aynı düşünceleri uyandıran gelişmeler yaşıyoruz. Hiç inandırıcı gelmeyen bu tüccarlığın, fakirlik edebiyatı üzerinden olması da elbette bir tesadüfle izah edilemez. Hiç kimse beni veya benim ülkemin insanlarını, bir milletvekilinin yırtık ayakkabısına veya parası olmadığı için Kâğıthane bölgesinden ev arıyoruz uyanıklığına inandıramaz. Bir zamanlar bu ülkede bazı siyasiler hep mavi gömlek giyerek, sanki başka gömlekleri yokmuş havası da uyandırmışlardır. Fakat mavi, onların renk tercihiydi ve evlerinde onlarca mavi gömlekleri vardı. Bana göre halkın duygularının bu kadar ucuza kurban edilmemesi gerekir. Ve bunun anlamı şudur ben oy falan istemiyorum bana bağışta bulunun da bir ayakkabı alayım. Ben böyle düşünüyorum. Açıkçası ben, benden ayakkabı acizliğiyle oy dilenen biri için farklısını düşünemem düşünmekte istemem. Ayrıca ahmak yerine konulmaya çalışıldığım içinde tepkimi böle bir yazı yazarak ortaya koyarım. 

CHP de yaşanan politika değişikliğinin mimarı da bana göre şark tüccarı siyasetinin mimarıyla aynı yani CHP nin İstanbul il başkanıdır. Bugün yaşananlar hiçbirimizin gözünden kaçmayacak kadar inandırıcılıktan uzaktır. Bana göre birilerine atfedilmeye çalışılan din istismarcılığından hiçbir farkı olmayan duygu istismarcılığıdır. Yapılacak çalışmalar proje tabanlı olması gerekirken, ellerlinde somut projeleri olmayanlar belden aşağı vurma anlayışı ile kaçamak mücadeleyi benimsemişlerdir. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 397, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Hemen Paylaş

BİR İNSANLIK SINAVIDIR FİLİSTİN

Yazar İsmail ÖZ | 08.01.2009 | Kategori Yaşam

Tarihine baktığınızda hep acı ve gözyaşı olan bir yer olarak görürsünüz Filistin’i; ama aslına bakarsanız üzerine titreyen bir dünya vardır. Kutsallığıyla Hıristiyanları, Musevileri ve Müslümanları cezbeden bu topraklar hep kan ve gözyaşı sunmuştur; üzerinde yaşayanlara. Adeta yasaklı define gibi sahip olmak isteyene büyük bedeller ödetmiştir. Bedel ödeyenler de kutsalları uğruna, ödedikleri bedelden şikâyetçi olmak ya da vazgeçmek yerine gurur duyarak ve yılmadan savaşmayı bir ibadet saymışlardır.

 

Bu toprakların kutsallığı hiçbir zaman bitmeyeceği için buraya hayranlıkla bakan gözler de bitmeyecektir. Bu hayranlık ve kutsallıkta maalesef acının ve gözyaşının devamına işaret etmektedir. Acıları ve gözyaşlarını bitirecek, masum kadınların ve çocukların ölmesini sonlandıracak yegâne formül ise sadece, gücü elinde bulunduranların adalet ve hoşgörü anlayışı olacaktır.  Bu topraklar dört yüz bir sene üç ay altı gün Türklerin de hâkimiyetinde kalmıştır ama hiçbir zaman diğer dinlere karşı hoşgörüsüz davranılmamış, zayıflara zulmedilmemiştir. Bunu sağlayanda Osmanlının adalet anlayışıdır. Adalet ise bencillikle değil paylaşma ruhuyla ve bizim gibi inanmayanların da yaşama hakkının varlığını kabullenme ile mümkün olur.      haberin devamı »

Bu yazı toplamda 608, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Hemen Paylaş
Sayfa 1 Toplam 11