Bad Day L.A.

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Anthony Williams, kendi hâlinde, Los Angeles sokaklarında sefil bir şekilde yaşayan, çöpleri karıştırmaktan başka işi olmayan kirli sakallı bir adamdır. Monoton günlerden birinde, artıkları toplamış, otoyoldan evine doğru hamallık ederken, otoyolun biraz ilerisindeki köprüye bir uçağın düştüğünü görür ve mantık sınırlarını zorlayan macera başlar. Teröristlerin kasıtlı olarak düşürdüğü uçak zehirli bir atıkla doludur ve bu atıktan etkilenen insanlar zombiye dönüşmektedir. Bu tuhaf olayı takiben, deprem ve tsunami ikilisi vurur Los Angeles’ı. Yetmez, Meksika ordusu girer şehre; o da yetmez, meteor yağmuru başlar. Fakat en kötüsü henüz gelmemiştir: Üstüne bir de, Amerikalı Mcgee, Bad Day L.A.’i sunar.

Bad Day L.A., biraz önce sıraladığımız tüm felaketlerin ardından yaşanamaz hâle gelen Los Angeles’ın normal kalan ender insanlarından biri olan Anthony’nin durup dururken fakir bir sefilden, halk kahramanına dönüşmesini konu alıyor; oyun ilk duyurulduğunda fikir öylesine hoşumuza gitmişti ki, “bu oyun hit olur,” diye düşünmüştük: Tüm bu felaket senaryoları, çizgi roman tarzı grafiklerle süslenip, müthiş espri ve dokundurmalarla desteklenecek, ortaya eşsiz bir Amerikan kültürü eleştirisi çıkacaktı, fakat her istenen gerçek olmuyor. Bad Day L.A., mümkün olduğunca kısaca değinilmesi ve değinildiği yerde kalması gereken, görmezden gelinmesi insan sağlığı açısından daha yararlı bir oyun olmaktan ve 17 yaş sınırına sahip olmasına rağmen 13 yaş ve altına hitap eden basit ve tekdüze bir oyun olmaktan öteye geçemiyor. Maalesef, yine, davulun sesi uzaktan hoş geldi; yaklaşınca başımızı şişirdi. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 31, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Assassin’s Creed

Yazar ahmetodabasoglu | 15.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Geçmiş tarihe baktığınızda, önceden beri süregelen birçok oluşum göze çarpar. Bu oluşumlardan birçoğu, ya farkında olmadan, ya da özellikle yaptığı işler yüzünden tarihin akışını değiştirmiş, belki de şu zamanın kaderini çizmiştir. Yakın tarihle beraber bu tür oluşumlar daha perde arkasına alınsa da, hâlâ faaliyetlerini göstermekte, insanlığın haberi olmadan işlerini sorunsuz şekilde yürütmektedir.

Lise yıllarındaki tarih dersini hatırlarsanız, ne demek istediğimi anlayacaksınızdır. Her devletin kendine özgü planları, kendine özgü oluşumları vardır. Bu oluşumlar genellikle devlet kontrolünde olsa da, devletlerden daha çok, gözü kararmış kişilerin oluşturdukları topluluklar da vardır. Haçlı Seferlerini düşünürsek, sadece savaşın meydanda değil, perdeler arkasında olduğunu da hatırlarız. İşte, uzun zamandır kendisini bizden saklayan oyunumuz Assassin’s Creed, bahsettiğim perde arkası oluşumlardan birisini konu alıyor.

“Altair, düşünme sen bunları!”

Aslında oyunumuzun hikâyesini iki parçada söyleyebiliriz. Bunlardan birincisi, Animus adı verilen ve insanların genetik yapısını inceleyerek geçmiş düşüncelere gidebilen bir makine. Bu makine, bir grup bilim adamı tarafından oluşturulmuş ve oyunumuzda karşımıza sıkça çıkacak olan DNA görünümlerini sağlayacak olan kaynak. İkincisi ve asıl hikâyemiz, kahramanımız Altair’in kaybettiği “şanlı suikastçı” nâmını geri kazanmak istemesi.
Altair, Altair’in Assassin’s Order’da (bir çeşit suikast örgütü) şanlı günlerini geçirirken, yaptığı önemli bir hata yüzünden buradaki değerini yitirir ve örgütteki kişilerin gözünden düşer. Örgüt içerisinde ona verilen Mason hazinesini ele geçirmek ve Mason liderini öldürmek görevlerini başarısızlıkla sonuçlayınca, örgüt içerisinde en alt tabaka olan “öğrenci” mevkisine düşürülür. En tepeden en alt seviyeye düşmek kahramanımıza koymuş olacak ki, itibarını tekrar kazanmak için yola çıkıyor bizimle beraber. Tabii bir eksik var, o da sahip olduğu tüm güçleri ve silahları… haberin devamı »

Bu yazı toplamda 302, bugün ise 3 kez görüntülenmiş

Anno 1701

Yazar ahmetodabasoglu | 15.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Arka plâna atılan konular, azınlığı oluşturan insanlar için ön plânda görülen konulardan daha öncelikli bir yere sahip olur ve ne yalan söyleyeyim, arka plân benim için her zaman daha önemli olmuş, ön sıralarda yer alıp gülümseyenlerin yerine, arka taraflarda olup, gülümsemesi başkaları tarafından örtülenleri incelemek daha haz verici olmuştur; bu “plân” yerleşmesi, strateji oyunlarının kendi içlerinde türlere ayrılması konusunda da görülür, savaş ağırlıklı strateji oyunları her zaman daha “kaliteli” ve “üstün” yapıtlar gibi dururken, ticarete veya şehir kurmaya dayalı strateji oyunları her zaman arka sıralarda olup, adı dahi pek hatırlanmayan eserler olarak geçmişteki yerlerini alırlar. Anno serîsi de, özellikle serîye yabancı olanlar açısından göz ardı edilen, birçok strateji oyununun arkasına atılan ve görüldüğünde ön yargıyla yaklaşılan basit bir oyun olarak görülmekte; serîyle daha önce tanışmamış olan neredeyse hiç kimse, serînin herhangi bir oyununu ön yargısız ve eleştirmeye çabucak geçmemeye çalışarak oynamamıştır, hâtta, oynamaya yeltenmemiştir. Fakat ön plândakilerin müdavimlerinin, bilhassa da arka plâna göz atmayı bile denemeyen görünen köy müdavimlerinin neler kaçırdıklarını sadece gölgelerle ilgilenenler -özellikle Anno için konuşuyorum- fark etmekte.

Anno serîsi, tam anlamıyla bir arka plân oyunu görünümünde olmasına rağmen, başarısı sebebiyle kalıbına sığmayarak orta sıralara kadar gelen ve ön sıralara geçmek üzere üçüncü oyunu Anno 1701′i de sahneye süren, “yeme de yanında yat” tanımının hakkını veren başarılı bir ticaret stratejisi. Nasıl bir yapıya sahip olduğunu az çok tahmin edersiniz ki, sahip olduğumuz kaynakları işleyip ortaya kullanılabilir ürünler çıkararak ve bu ürünlerle halkın ihtiyaçlarını karşılayarak, karşılık olarak onlardan da vergi alıp döner sermayeyi oturtarak, bu sermayeye yardımcı güç olarak da çevre adalarla ticarî ilişkiye girerek oturmuş bir toplum düzeni yaratmaya çalışıyoruz; fakat bu kez, bu amaca ulaşmak pek kolay değil, Anno, şimdiye kadar görülen en zor ticaret stratejisi olmayı kafaya koymuşa benziyor. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 81, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Age of Empires III

Yazar ahmetodabasoglu | 15.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

-Lordum, Türkler resmen bizi eziyor. Ne halt edeceğiz?
-E zor seviyede Osmanlı ile kapışmaya çalışırsak olacağı buydu! Kaçın!

Age of Empires III… Yıllardan beri strateji oyuncularına hizmet veren; insanda uyku, karnede tam not bırakmayan unutulmaz strateji oyunu Age of Empires, bu kez üçüncü oyunuyla karışımızda: Age of Empires III.. Biliyorum, geç bir inceleme oldu fakat önemli olan eninde sonunda incelenmesiydi ve ahanda inceliyorum.

Biliyorsunuz, Age of Empires ilk oyunundan itibaren yakın tarihi konu alıyor ve serinin her yeni oyununda günümüze daha da yaklaşmaktayız. Age of Empires III ise, dünyanın ticaret yollarının değiştiği, Osmanlı Devleti’nin duraklama sürecine girmesine neden olan coğrafi keşifleri konu ediniyor. Biz de bu coğrafi keşifler başlığı altında İngiltere denen soğuk memleketten kalkıp yeni keşfedilen Amerika kıtasına gelip oradaki ilkel yerlileri sömürmeye çalışan bir misyoneriz. Haydi buyrun bakalım, şu anda bizleri sömürmekte olan A.B.D. aslında misyonerlerin birbirlerini sömürerek kurduğu bir ırk karışımıdır. Of teze bak!

AoEIII, kendi dalına iyi birşeyler vermesi gereken fakat strateji türüne hiçbir yenilik getirmeyen, sıradan özellikleri bulunan bir oyun. Hikâye modu ve serbest oyun modu oyun türlerini oluştururken, oyundaki genel mantığımız da “Odun, yiyecek, altın topla; bunları kullanarak insan çıkar, topraklarını savun ve oyunu bitir!” şeklinde. Belirttiğim gibi, türe yenilik yok; maalesef oyunda umduğumu bulamadım fakat ne demişler: Misafir umduğunu değil bulduğunu yer. O zaman ben de bulduğumu yiyeyim ve size bulduklarımı anlatayım. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 92, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Agatha Cristie: Murder on the Orient Express

Yazar ahmetodabasoglu | 15.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Can çekişmekten sadece birkaç milim ötedeki macera dünyasının en çok meyve veren ağacı, ismiyle de belli ettiği üzere, Adventure Company. Çalıştığı tüm yapımcı firmaların benzer nitelikler taşıdığı Adventure Company, adından çokça söz edilen oyunlarla buluşmamıza yataklık etmese de, kaliteli iki macera oyununun çıkış tarihleri arasına aylar girince, hâtta bayramlar girince, oralarda bir yerlerde hâlâ macera türünün varolduğunu hatırlatma görevini üstlenmiş durumda; iki-üç aylık periyotlara bölünen monoton düzenle, 50-70 arası puanlar alan vasat yapımlarla karşı karşıya kalıp, hâlimize şükrederek “macera hâlâ yaşıyormuş,” diyoruz. Bu “unutturmama” görevi uğruna kullanılan araçlarsa, genellikle ilgi çekecek ünlü olay ve romanlar kaynak alınarak oluşturuluyor; şu ana dek, Tunguska olayından, 80 Günde Devr-i Âlem’e kadar, şânını duymayanın kalmadığı olay ve romanlarla içli dışlı oyunlarla karşılaştık. Yayıncının son aracı ise, AWE Games’in tasarım görevini üstlendiği Agatha Cristie uyarlamaları. Geçtiğimiz seneki vasat “And Then There Were None” uyarlamasından sonra, bu kez de, bir önceki oyunun eksiklerinin yeniden gözden geçirilip geçirilmediği konusunda ümitsiz tereddütler yaşamamıza sebep olan ikinci uyarlamayla karşı karşıyayız; Murder on the Orient Express. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 67, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Agatha Cristie: And Then There Were None

Yazar ahmetodabasoglu | 15.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları


Ne idüğü belirsiz, gizemli bir adam, sizi herhangi akıl çelici bir nedenden dolayı dokuz kişinin daha çağırıldığı adadaki malikânesine davet ediyor. Gece geç saatlerde, yakışıklı ve genç bir adamın kullandığı bot ile malikâneye götürülüyorsunuz, fakat fırtına dolayısıyla bot parçalandığı için geri dönemiyorsunuz. Adada mahsur kalıyorsunuz ve etrafınızdaki diğer insanlar teker teker ölmeye başlıyor. Zamanla anlıyorsunuz ki, bir Agatha Cristie romanındasınız ve çözümlenmesi gereken sırlar var…

Agatha Cristie’nin hem ülkemizde, hem de yabancı ülkelerde ne kadar çok okunan bir korku-polisiye romanı yazarı olduğunu az çok hepimiz biliyoruz. And Then There Were None da, Agatha Cristie’nin “On Küçük Zenci” isimli romanından uyarlanmış bir macera oyunu. Agatha Cristie bu kadar popülerken, kitaplarının oyuna dönüştürülmesi gayet doğal, fakat keşke böyle harika bir konu yapımcılar tarafından daha iyi ele alınsaydı demekten de kendimi alamıyorum. Oyunun adının “And Then There Were None” olmasının nedeni romanda bahsi geçen konuyu özetleyen tekerlemenin son dizesinin “Ve hiç kimse kalmadı…” olması. Evet, aynen Agatha’nın dediği gibi hiç kimse kalmıyor çünkü herkes teker teker, tam bilinmeyen nedenlerden dolayı ölüyor. Yazı boyunca bu nedenlerden ve sırlardan bahsedeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz, böyle mükemmel bir konuyu tüm sırları ortaya dökerek harcamaya gönlüm el vermez. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 75, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Fifa 07 Hileleri

Yazar jawscod2 | 14.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Fifa 07 Tuş Kombinasyonları (Türkçe)

DK=yön tuşları
Ofansif Tuşlar (Atak halinde):
•Q+DK basarak boşa adam kaçırma .
•W+DK basarak ara pası atma.
•E+DK basılı tutarak koşma
•A+DK ile havadan pas atma(güç göstergesi ile).
•S+DK ile pas atma.
• D+DK basarak şut çekme ya da kendi sahamızdan topu çıkarma D ye top gelmeden basılı tutarak vole ya da rövaşata çekme.
•Z+DK basarak top sürme.
•C ye basılı tutarak top kontrol etme veya son hareketi iptal etme
•Shift+DK basarak top sürme ve top gelmeden basılı tutarak ilk hareketi yapma
•Kaleciyle Karşı karşıyasınız we akıl dolu köşeye plase bırakmak istiyosanız z ye hemen ardından d ye basıp yöntusuyla istediğinz köşeye yopu gönderirsiniz
haberin devamı »

Bu yazı toplamda 153, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Para harcamadan oyun oynayın!

Yazar ahmetodabasoglu | 10.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Sadece parayla satılan oyunlar iyidir diye bir kural yok. İşte en iyi ücretsiz oyun alternatifleri.

İster zorlayıcı strateji oyunları, komik zıpla ve koş maceraları olsun, isterse de heyecanlı yarış oyunları olsun: Mağazalarda yüksek fiyata satılan oyunların ücretsiz alternatifleri de var. CHIP Online sizin için en sıcak ücretsiz oyunları iki bölüm altında bir araya getirdi. Bahsi geçen tüm oyunları ücretsiz olarak indirebilir ve sınırsızca oynayabilirsiniz. İyi eğlenceler!

Koş ve Zıpla: Koşun, zıplayın, ateş edin

Bu kategorinin yükselişi”Super Mario” ile başladı. İlk çıktığı zamanlar son derece barışçıl olan ve en kötü ihtimalle ateş topları ile karşılık veren İtalyan adamımıza nazaran biraz daha vahşi olan iki adet Zıpla ve Koş oyununu bir araya getirdik.


Hurrican

1990′daki orijinal Hurrican’de olduğu gibi bu Hurrican’de de düşmanlarla dolu devasa bölümlerden geçmeniz gerekiyor. Birçok öncül ve nihai boss’ları düelloya davet ediyorsunuz. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 66, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

GTA IV geliyor

Yazar ahmetodabasoglu | 10.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Grand Theft Auto 4 oyunseverler tarafından merakla beklene dursun; Rockstar Games reklam peşinde.

Oyun dünyası Grand Theft Auto serisinin dördüncü sürümü olan “GTA IV”ü beklerken, yapımcı Rockstar Games hiç durmadan reklam kampanyalarına devam ediyor. Bunun bir örneği de, Brooklyn’de bir direğe asılmış ve üzerinde oyun kahramanı Niko Bellic’in resmi olan “Aranıyor” ilanı.

İlana göre Bellic, Hove Beach gece kulübünde meydana gelen silahlı çatışmayla bir ilgisi olduğu için aranıyor. Failin Doğu Avrupa’lı olduğu iddia ediliyor ki bu da aramayı yüzde 95 ihtimalle Hove Beach sakinleri ile sınırlandırıyor. Son olarak metin Bellic’in ilk görüşte hemen öldürülmesini tavsiye ediyor.

Bu yazı toplamda 35, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Fable: The Lost Chapters

Yazar ahmetodabasoglu | 10.02.2008 | Kategori Bilgisayar Oyunları

Kahraman olmak için ilk adım
Güzel bir yaz sabahı kadar mükemmel bir şey yoktur. İşte o sabahlardan birinde Albion adlı kıtanın bir köyünde, yine her şey aynı gidiyordu: Muhafızlar güneş ışığının bunaltıcı ve mayıştırıcı etkisiyle rahat rahat oturup arkadaşlarıyla sohbet ediyor, çocuklar etrafta koşturup oyunlar oynuyorlardı. Her şey yine aynıydı. Aynı ve güzel.
O sabah bir çocuk vardı ki o yaşıtlarıyla oyun oynamıyordu. Bugün kız kardeşinin doğum günüydü. Ona hediye almayı unutmuştu, önceki yıl gibi. Babası haber vermese bu yıl da hatırlayacak değildi hani. Ama bu yıl almıştı. Kız kardeşinin olduğu köyün kuzeyindeki tarlaya koştu. Tarlaya vardığında kardeşini orada oynarken buldu ve yanına gidip hediyesini verdi. Tam o sırada arkadan bir çığlık geldi. Kahramanımız arkasını dönüp köyün girişine baktı ve bir adamın koşarak köye geldiğini gördü. Bağırdıkları net anlaşılınca çocuk paniğe düştü, kız kardeşi de öyle. Köye haydutlar geliyordu. Çocuk saklanacak bir yer bakınırken, kız kardeşi yanından koşarak köye doğru yol almaya başladı. Çocuk ona bağırmaya çalıştı; fakat önündeki adamın bir okla öldürülmesinin dehşetiyle ağzından bir şey çıkmadı. Kenara, çalılıların arasına saklandı ve umutsuzca olanları izlemeye başladı. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 67, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sayfa 25 Toplam 28« İlk...«2324252627»...Son »