Irak’ın kuzeyinde ‘Operasyon’ zirvesi

Yazar Swan | 26.12.2007 | Kategori Gündem

ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker, Selahaddin kentinde, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve bölgesel yönetimin başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi.

ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker, Irak’ın kuzeyindeki Selahaddin kentinde, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve bölgesel yönetimin başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi.

Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) yetkilisi Molla Bahtiyar, halen devam eden görüşmede, Kerkük’teki referandumun ertelenmesi konusuyla Türkiye’nin bölgedeki operasyonlarının ele alındığını belirterek, şöyle dedi: ”Türkiye’nin operasyonları konusunda ABD Büyükelçisine kaygılarımızı ilettik. O da Türkiye Dışişleri Bakanı ile operasyonlar konusunu konuşacaklarını ve kaygılarımızı aktaracakları söyledi.

Bölgemiz bombalanıyor. Askeri operasyonlar durumu biraz daha karıştırır. Bir an önce Türkiye’nin sınır ötesi harekatının durdurulması ve diplomatik arayışların başlatılmasını istedik.”

Kerkük’ün durumunu belirleyecek olan Irak anayasanın 140′ıncı maddesinin kendileri için hayati önem taşıdığını belirten Bahtiyar, şunları kaydetti: ”BM ve ABD, bizden referandumun biraz ertelenmesini istemişlerdi. Biz de anayasal güvence verilmesi ve BM’nin devreye girmesi halinde, 140′ıncı maddenin ertelenmesinin söz konusu olabileceğini söyledik.”

AA

Bu yazı toplamda 51, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kutsal topraklarda 57 hacı öldü..

Yazar Swan | 26.12.2007 | Kategori Gündem

Medine’deki Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Bürosundan alınan bilgiye göre, kutsal topraklara gelen 17 Türk hacısı daha yaşamını yitirdi. Ölen Türk hacıları, Kabe’de kılınan namazdan sonra Cennetül Mualla’da defnedildi.

Daha önce Mekke’de 31, Medine’de ise 9 olmak üzere toplam 40 kişi vefat etmişti. Son bir hafta içinde Mekke’de ölen 17 hacı ile birlikte kutsal topraklarda vefat edenlerin sayısı, 57′ye yükseldi.

Son bir hafta içinde ölen hacı adaylarının isim ve memleketleri şöyle:

”Münevver Yazıcıgün-1929 (Çankırı), Ömer Taş-1933 (İstanbul), Ömer Alınga-1932 (Bilecik), Fehim İdem-1944 (Bitlis), Meryem Cantürk-1956 (Kütahya-Almanya kafilesinden), Turan Şimşek-1930 (Aydın), Hüsnü Yılmaz-1953 (Karabük), Ferzende Aslan-1953 (Diyarbakır), Makbule Sezgin-1931 (Kocaeli), Şükriye İnanç-1942 (Tekirdağ), İbrahim Palabıyık-1928 (Eskişehir), Bekir Ay-1935 (Antalya), Mustafa Koncak-1945 (Denizli-Hollanda kafilesinden), Perihan Muhcu-1946 (Trabzon-Almanya kafilesinden), Durmuş Gökdemir-1945 (Niğde), Memiş Gül-1937 (Konya), Şefike Güç-1950-(Afyonkarahisar).”

AA

Bu yazı toplamda 76, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Şarköy’de deniz 35 metre çekildi

Yazar Swan | 26.12.2007 | Kategori Gündem

 Şörköy sahilinde denizin 35 metre çekilmesi vatandaşları tedirgin etti.

‘Deprem mi olacak?’ endişesine sevk eden ‘çekilme’nin nedenini Şarköy Kaymakamı Mümin Heybet açıkladı.

Kaymakam Heybet, yaptığı açıklama, denizin kıyıdan 35 metre çekilmesinin depremle ilgisinin bulunmadığını bildirdi.

Deniz çekilmesinin bu dönemlerde Şarköy’de önceki yıllarda da görüldüğünü belirten Heybet, geçen yıl yaşanan deniz çekilmesi sırasında da deprem uzmanları Prof. Dr. Ahmet Ercan ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un incelemede bulunduğunu hatırlattı.

Heybet, şunları kaydetti:

”Bilim adamları, incelemelerde Şarköy’deki deniz çekilmelerinin tamamen iklimsel olduğunu, depremle ilgisinin olmadığını söylediler. Türkiye’nin her yeri deprem kuşağında. Bu nedenle depreme hazırlıklı olmalı. Vatandaşlar, depreme karşı alınması gereken önlemleri almalı, o zaman zaten deprem korkulacak olmaktan çıkar. Ancak tekrar belirteyim ki Şarköy’deki deniz çekilmesi tamamen iklimsel bir olay, depremle ilgili bir olay değil.”

AA

Bu yazı toplamda 54, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Demirtaş ifade verdi!

Yazar Swan | 26.12.2007 | Kategori Gündem

Tutuklu bulunduğu Sincan L tipi cezaevinden jandarma ekiplerince Ankara Adalet Sarayı’na getirilen Nurettin Demirtaş, Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Kürşat Kayral’a ifade verdi.

DTP Genel Başkan Yardımcısı Selma Irmak’ın da aynı soruşturma kapsamında, Cumhuriyet Savcısı Kayral tarafından ifadesi alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP 2. Olağanüstü Büyük Kongresi sonrasında yayımlanan ”Siyasi Tutum Belgesi”nde yer verilen ifadeler ve kongredeki konuşmalar nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216. maddesinde düzenlenen ”halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan Demirtaş, Irmak ve Mahmut Alınak hakkında soruşturma başlatmıştı.

AA

Bu yazı toplamda 59, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yaralı ele geçen teröristten şok itiraflar

Yazar Swan | 26.12.2007 | Kategori Gündem

 Kasım ayı içerisinde Şırnak’ta bir teröristin öldüğü çatışmada yaralı ele geçen ‘Lidar’ kod adlı 29 yaşındaki M.E.Y., örgütle ilgili şok itiraflarda bulundu.

M.E.Y., teröristlerin gümrük noktası anlaşmazlığı yüzünden Irak sınır muhafızı ve ABD’li askerlerle çatıştıklarını anlattı.

Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’ndaki sorgusu sırasında güvenlik güçlerine örgütle ilgili çeşitli itiraflarda bulunan Şanlıurfalı erkek terörist M.E.Y., 2002′de tanıştığı ‘Mehmet Ali’ adlı kişinin yönlendirmesiyle Irak’ın kuzeyindeki Haftanin kampına giderek terör örgütüne katıldığını söyledi. Bu kampta temel eğitimler aldıktan sonra 2003 yılı başında terörist bir gruba ‘Savaşçı’ olarak gönderildiğini anlatan M.E.Y. şunları söyledi:

“Şeşdara Bölüğü’nde faaliyet yürütürken, Haftanin bölgesinde ABD askerleri ve örgüt mensupları arasında çıkan çatışmaya katıldım. Bu çatışma Irak’ın Hantur bölgesinde örgütün ‘gümrük’ diye adlandırdığı noktada faaliyet gösteren örgüt mensuplarının, gümrük noktası anlaşmazlığı yüzünden ABD ve Irak sınır muhafızları tarafından yakalanarak götürülmek istemesi üzerine çıktı. Biz arkadaşlarımızın götürülmesine izin vermedik, çatışma yaşandı. Çatışma bölgesine 10 civarında ABD ordusuna ait araç gelmişti. Bu araçlardan sadece ikisinde ABD askerleri vardı, ABD ordusuna ait diğer araçlarda Irak sınır muhafızları bulunuyordu. Çatışma başlayınca içerisinde ABD askerlerinin bulunduğu 2 araç olay yerinden kaçtı. Diğerlerine biz ateş açtık ve 3- 4 araç devrildi. Çatışmada 2 Irak sınır muhafızı öldü, 16’sı da yaralandı. Bu olay örgütün Irak muhafızları ile ABD ilişkilerinde gerginlik yarattı.”

ÖRGÜT MAHKEMESİNE BAŞKANLIK YAPMIŞ

M.E.Y., 2004′ün eylül ayında Zap, 2005′in nisan ayında Gare bölgesine savaşçı olarak gönderildiğini, Türkiye’ye giriş yaptığı 2007 yılı bahar aylarına kadar örgütün sözde askeri mahkemesinde soruşturma komisyon başkanı olarak görev yaptığını belirtti. 2007 baharında siyasi faaliyetlerin yolunda gitmediği, askeri mücadeleye ağırlık verileceği yönünde örgütün görüş benimsemesi üzerine Türkiye’ye yeni gruplar gönderilmesinin kararlaştırıldığını aktaran M.E.Y. şöyle devam etti:

“Bu dönemde ben de Türkiye’ye gelecek gruplar içerisinde yer aldım. Gare kampından önce Zap bölgesine geçtik, burada yaklaşık 15 gün kaldık. Daha sonra Haftanin’e geldik, burada 3- 4 ay kadar kaldım ve Türkiye’ye yönelik siyasi ve askeri konularda eğitim aldım. Bu eğitimlerde Gabar bölgesi hakkında bilgiler verildi. Verilen bilgilerde, arazi yapısının eylemlere elverişli olduğu, barınma ve gizlenmenin kolay olduğu, asker tarafından tutulan üs bölgelerine yönelik eylemler yapılarak bu üs bölgelerinin kaldırılması gerektiği, bölgede askerlerin küçük birlikler ile dar alanda nokta operasyonları şeklinde faaliyet yürüttüğü, doğal yiyeceklerin bol olduğu, özellikle bahar döneminde çok fazla top ve havan atışı yapıldığı anlatıldı. Temmuz ayından itibaren gruplar geçiş yapmaya başladı. Benim bulunduğum grup Ağustos ayı sonunda Türkiye’ye girdi. Şırnak’ta Şeyh Abdurrahman Tepe olarak adlandırılan noktada 3- 4 günde bir yer değiştirerek faaliyet yürüttük. Bir süre sonra Nevser bölgesine geçtik. Burada bizi ‘Adil Biliki’ kod adlı terörist karşıladı. Adil Biliki, Türkiye’ye yeni giriş yapan teröristlere Gabar ile ilgili genel bilgiler verdi. ‘Asker geldiğinde korkmayın, cesaretli olun, korkarsanız kaybedersiniz. Kobralar üstümüzden geçerken ağaçlardan dolayı bizi göremiyorlar. Asker ateş ederken sizi görmeden rasgele ateş ediyorlar. Siz askerin üstüne gitmekten de korkmayın’ diye tavsiyelerde bulundu.”

‘KAÇAMAYACAĞIMI ANLADIM, TESLİM OLDUM’

10 Eylül’de yapılan yeni düzenleme ile ‘Yusuf’ kod adlı teröristin öncülüğünde oluşturulan Fındık Gücü’nün saldırı, taciz ve Taşkonak- Yağızoymak yoluna mayın döşeme eylemlerini hedef benimsediğini, kendisinin bu eylemlerin hiçbirisine katılmadığını öne süren M.E.Y., açık arazide mağara ve kaya ovuklarında kaldıklarını, hava saldırılarına karşı taş duvar ördüklerini anlattı.

M.E.Y., 24 Kasım’da Güçlükonak yakınlarında 10 civarında teröristle erzak almaya gittiklerini, dönüşte askerlerin kendilerini fark ettiğini kaydederek, şöyle konuştu:

“Ben diğer teröristlerden önde gidiyordum. Bir anda askerlerin pusu attığını gördüm. Askerler bulunduğum yere doğru ateş ediyorlardı, ben bu esnada diğer örgüt mensuplarının bulunduğum yere bana yardıma gelmelerini bekledim, fakat onlar gelmedi. Çatışma bölgesi, kendimi koruyarak kaçabileceğim ağaçlık kayalık bir bölge değildi. Dere yatağında kalmıştım, askerler ise hakim bir noktadaydılar. Bundan dolayı kaçıp kurtulamadım. Çatışma çıktığında sağ el işaret parmağımdan yaralandım. Bir süre bu bölgede kaldım, daha sonra askerler yanıma yaklaşarak ‘Teslim ol’ diye tekrar ikaz ettiler. Mecburen teslim oldum çünkü başka çarem yoktu. Aslında teslim olmayı düşünmüyordum. Artık kaçamayacağımı, kaçmaya kalkarsam öldürüleceğimi anladım. Teslim olunca askerler gelip üzerimden montumu ve silahımı, şarjörlerimi ve iki el bombasının takılı olduğu palaskamı çıkardılar. Daha sonra arkamdan gelen grupta bulunan ‘Tekoşin’ kod adlı teröristin de çatışmada öldürüldüğünü duydum”

Büyük eylem planları

ÖRGÜTÜN büyük eylemler hedeflediğini vurgulayan terörist, 7 Ekim’de 13 askerin şehit edildiği olayı, Gabar’da ‘Adil Biliki’ kod adlı terörist ve beraberindeki grubun gerçekleştirdiğini öne sürerek şunları söyledi:

“Bu eylemi Gabar karargah takımı gerçekleştirdi. Eylem örgütün sürekli kullandığı yerin çok yakınında olmuş. ‘Adil Biliki’ kod adlı terörist ve karargah gücü içerisindeki 20′den fazla örgüt mensubu eyleme bizzat katılmışlar. Asker operasyondayken örgüt mensupları askerleri fark etmişler ve hemen tertiplenerek izlemeye başlamışlar. Plan yapılmış ve bölgedeki askerlere 10 metreye kadar sızmışlar, daha sonra saldırıyı başlatmışlar. Saldırı ilk önce el bombaları ile başlatılmış, askerlerin ilk ateş sonrasında paniklemesi zayiatlarını arttırmış. Eylemin etkili olmasının nedeni askerlere çok yakından saldırmaları olarak anlatıldı.

29 Eylül’de Beytüşşebap İlçesi’ne bağlı Beşağaç Köyü’nde 12 kişinin öldürülmesini radyodan duydum. örgütün muhaberesinden takip ettiğim kadarıyla, Irak’ın kuzeyindeki üst düzey bir yönetici ile Beytüşşebap bölgesindeki bir örgüt mensubu telsizde konuşurken, Irak’taki örgüt mensubu, Beşağaç’ın aslında iyi bir köy olduğunu, örgüte yardımcı olduğunu, eylem hedefi olarak seçildiyse yanlış bir hedef seçildiğini söylüyordu. Beytüşşebap bölgesindeki örgüt mensubu ise köyün örgüte yardımcı olamadığını, içlerinde devlet yanlısı hainler olduğunu söyledi. Ben bu görüşmeyi dinledikten sonra çelişki yaşadım ve örgütün bu eylemi yapmış olacağını düşündüm. PKK askeri alanda, Türk Devleti’ni zorda bırakacak büyük eylemler yapmak, bu şekilde devleti örgütün istediği şekilde çözüme zorlamayı hedefliyor. Sözde çözüm ise genel af ilan edilmesi, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, Kürt dili ve Kürt kültürünün anayasal güvenceye kavuşturulması ve Anayasa’da buna benzer birçok değişiklikler yapılmasını öngörüyor.”

‘DTP- PKK bir bütünün 2 parçası gibi’

Son seçimlerde mecliste grup oluşturan DTP’li milletvekillerine PKK’nın bakış açısını da değerlendiren M.E.Y., “Seçilen milletvekillerini örgüt destekledi. Fakat seçilen milletvekillerinin kimliklerini ve kişiliklerini aslında örgüt onaylamamaktadır. Bu şahıslar ideolojik anlamda tam olarak örgütün fikirlerini benimseyen şahıslar değillerdi. Şu an ufak tefek anlaşmazlıklar olsa da örgüt bunların çalışmalarını desteklemektedir. Parti ve örgüt, aralarında bazı fikir ayrılıkları olmasına rağmen bir bütünün iki parçası gibidir” diye konuştu.

Örgüte girmenin kolay, çıkmanın zor olduğunu vurgulayan M.E.Y., verdiği bilgilerin ardından pişmanlık yasasından faydalanmak istediğini kaydetti.

DHA

Bu yazı toplamda 66, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Bomba patlasa hayattan emekliydi

Yazar aSh | 26.12.2007 | Kategori Gündem

 
PKK’nın, Mecidiyeköy metro istasyonunu kana bulama planını engelleyen ekipte görevli polis memuru M.T., bir gün sonra, dün emekliye ayrıldı.

Üzerine atlayıp bombacıyı yakalayan polislerden M.T.’yi, 3 kilo A-4 patlayıcı dolu çantayla gören arkadaşları ona şöyle takılıyordu: “Bomba patlasaydı, bir gün erken emekli olacaktın.”

GEÇTİĞİMİZ pazartesi günü, polis memuru M.T.’nin, 20 yıl 3 ay süren meslek hayatının son günüydü. Mesleği, İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nin operasyon timinde kapatıyordu. Sabah, her zamanki gibi eşi ve çocuklarıyla helalleşip çıktı. Kurban Bayramı’nın ilk gününden beri alarmdaydılar. İstihbarat elemanları, bir PKK hücresinin peşindeydi. Onlara da ’Operasyona hazır olun’ emri gelmişti. Minibüsteki özel eğitimli 5 polis, çelik yeleklerini giydi, son silah kontrolünü yaptı. Cep telefonundan gelen talimatla, Ali Sami Yen Stadı yakınında konuşlandılar. Telefonun diğer ucunda İstihbarat Şubesi’ne bağlı polis, takibini yaptığı teröristle ilgili bilgileri veriyordu: “1.70-75 boylarında, 25-30 yaşlarında. Omzunda siyah bir sırt çantası var. Size mesafemiz 500 metre.”

İLK O ÇULLANDI

Operasyon timleri yerlerini aldı. Teröristle sıcak temasın sağlanacağı yer, şehrin en kalabalık noktalarındandı. Yaklaşan bombacıyı görünce, istihbaratçı meslektaşları ile son kez konuşup eşkali teyit ettiler. Terörist, Mecidiyeköy otobüs duraklarındaki Akbil gişesine yürürken, operasyon için düğmeye basıldı. Ertesi gün emekli olacak M.T., teröristin üzerine ilk atlayan polisti. Hemen arkasından 4 arkadaşı da teröristin üzerine çullandı. Boğuşma sırasında PKK’lı teröristin omzundaki siyah sırt çantası yere düştü. Terörist etkisiz hale getirildikten sonra çantayı alan M.T., o anı şöyle anlattı: “Çanta düştü. Aldığımda ağır olduğunu fark ettim. Yüklüydü. Kalabalığı boşalttık. Bomba uzmanı arkadaşı çağırdık. Teröristi yakalamanın gururu ile minübüse bindiğimizde, arkadaşlar, ’Bomba patlasaydı erken emekli olacaktın’ diye takılıyordu.”

YAKALANINCA ’KAÇIRDI’

Bir de operasyonun devamında, Gaziosmanpaşa’daki hücre evin çıkışında yakaladıkları iki kişiden birinin altına kaçırdığını hatırlıyor, meslek hayatının son gününden. Mesleğe Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde başlayan, bir yıl sonra Özel Harekat’a geçen, 1998’de Almanya’da misyon koruma görevi yapan M.T., 2002 yılından bu yana, İstanbul Terrörle Mücadele Şubesi operasyon timlerinde çalıştı. Emekliliğinin ilk gününde, dün yeni yaşamına başlayan M.T., stresin yanından bile geçmediği bir sektörde geçirecek günlerini. Artık silah taşımak istemiyor. Meslek yaşamı boyunca, korkmamaları için operasyona gittiğini asla söylemediği eşine ve çocuklarına artık nerede olduğunu rahatlıkla söyleyebilmenin hafifliğini yaşıyor.

Özel eğitimli 800 teröristten biri

PAZARTESİ günü, polisin başarılı operasyonuyla Mecidiyeköy metro istasyonuna giderken yakalanan bombacı terörist B.Ö.’nün, PKK’nın 2004’ten sonra büyük kentler için Kandil’deki kamplarda eğittiği 800 bombacı terörist arasında yer aldığı tespit edildi. Terör örgütü PKK, 2004 yılından sonra ses getirecek eylem kararı aldı. Örgüt, bunun için İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır gibi kentlerde yaşamış, elektronik bilgisi yüksek kişileri bombacı olarak eğitmeye başladı. 800 kişiden oluşan bu guruba ’Hezen Taybet’ adı verildi.

HÜRRİYET

Bu yazı toplamda 73, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sınırötesi dil operasyonu

Yazar aSh | 26.12.2007 | Kategori Gündem

 
Başbakan Erdoğan’ın direktifi üzerine, başta Irak, İran gibi komşu ülkelere yayın yapacak yeni bir TV kanalının kurulması için çalışmalar başladı.

Türkiye bir yandan terörle mücadele ederken, bir yandan da hem bölgesel konularda hem de küresel meselelerde söz sahibi olmaya yönelik politikaları da dizayn ediyor. Son olarak Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projesi’nin temelini atarak Avrasya bölgesindeki en önemli aktör olmaya doğru adım atan Türkiye, gerek bölgesel aktörlerin gerekse Batılı ülkelerin etkinlik kurmaya çalıştığı Ortadoğu ve Körfez bölgesi için de düğmeye basıyor.

MÜZİK, SPOR, HABER OLACAK

Bir süredir komşularla ticaret politikası uygulayarak ikili ilişkileri geliştirme yoluna giden, çeşitli kültürel programlarla geleceğe ortak zemin yaratma peşinde olan Türkiye, Arapça, Farsça ve Kürtçe konuşan topluluklara daha iyi ulaşmak ve olup bitenlere ilişkin bakışını daha net aktarabilmek için büyük bir projenin çalışmalarına başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde ekibine bir direktif verdi ve Türkiye’nin düşüncelerinin daha iyi aktarılması için televizyon imkanlarından yararlanmasını istedi. Başbakan’ın “Birçok ülke bu bölgede sesini duyurmak, görüşlerine uygun olarak burada yaşayanları yönlendirmek istiyor. Bölgenin en güçlü devleti olarak bizim atacağımız adımlar olmalı. Arapça, Farsça ve Kürtçe bir televizyon kanalı üzerinde çalışalım” dediği öğrenildi. Başbakanın bu talimatı üzerine çalışmalar hemen başlatıldı. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ana ekseninde Irak, İran ve Körfez ülkeleri olan, ancak bölgedeki tüm Arapça, Farsça ve Kürtçe konuşan toplulukları kucaklayacak yeni bir TV kanalı projelendiriliyor. Kaynaklar bu kanalın müzik eğlenceden spora, haberden kültürel unsurlara kadar her alanda yayını içeren normal bir kanal olacağını, böyle bir ya da birden fazla kanal ile Türkiye’nin hem kültürünü, hem de bölgedeki ve dünyadaki gelişmelere ilişkin bakışını diğer ülkelerin halklarına aktarabileceğini dile getirdiler.

YAKINDA HAYATA GEÇECEK

Yeni kanalın TRT içinde mi yoksa farklı bir platformda mı olacağı henüz netleşmezken, ağırlıklı olarak yeni bir yapının ve yeni bir kanalın oluşturulmasının düşünüldüğü, TRT’nin mevcut kanallarından birisinin bu işte kullanılması gibi bir yaklaşımın olmadığı gelen bilgiler arasında. İlgili bütün birimlerin bu konuda çalışmaya başladığı ve yakın zaman içinde projenin şekillendirilip hayata geçirileceği de vurgulanıyor.

BUGÜN GAZETESİ

Bu yazı toplamda 43, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Nehir dondu balıkçılara gün doğdu

Yazar aSh | 26.12.2007 | Kategori Gündem

 
Muş’u ikiye bölen ve adına türküler yakılan Murat Nehri, bir haftadan beri devam eden soğuk hava nedeniyle dondu.

Murat Nehri’nin donmasını fırsat bilet balıkçılar, sabahın erken saatlerinde donan nehir üzerinde balık avına başladı.

Nehir üzerindeki buzu kırarak ağlarını bırakan balıkçıların yüzü güldü. 2 saatlik av sonunda yüzlerce kilogram balık yakalayan balıkçıların tek sıkıntısı ise balıklarını satamamak oldu.

Murat Nehri üzerinde balık avı yapan Erdoğan Sertkaya, “Yıllardan beri bu nehirde balık avı yapıyoruz. Şu anda balık avının en çok olduğu zamandır. Murat Nehrinin donması ile işlerimiz bir kat daha artıyor. Donan nehir üzerinde delikler açıp ağ atıyoruz. Ağlarımıza yüzlerce kilogram balık takılıyor. Bu da bizi sevindiriyor.” dedi.

Balıkçı Remzi Ataş ise “Murat Nehri’nin donmasını dört gözle bekliyoruz. Son 2-3 gündür nehir suları soğuktan dolayı dondu. Bu da bizim işimize yaradı. Donan nehir üzerinde balık avlamak daha kolay oldu. Son bir haftada yakaladığımız balık, bir yılın hesabına nerede ise denk geliyor. Fakat yakaladığımız balığı istediğimiz fiyata satamıyoruz. Biz buradan yakaladığımız balığı satıcılara 1 YTL’den veriyoruz. Yapacak başka bir şeyimiz yok.” diye konuştu.

Bu yazı toplamda 58, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sefaköy’deki patlamada yaralanan kadın öldü

Yazar aSh | 26.12.2007 | Kategori Gündem

 
Küçükçekmece Sefaköy’de dün akşam saat 19.00 sıralarında çöp konteynerinde meydana gelen patlamada ağır yaralanan Fatma Ağdemir, hayatını kaybetti.

Fatma Ağdemir’in tedavi gördüğü Özel Rumeli Hastanesi’ne gelen Cumhuriyet Savcısı’nın incelemeleri devam ediyor. İncelemenin ardından Ağdemir’in cenazesi, ailesine teslim edilecek. Bu orada, patlamanın meydana geldiği yerde hayat normale döndü. Polis ekipleri, güvenlik çemberini kaldırırken, bombanın verdiği hasar dikkat çekti.

CİHAN

Bu yazı toplamda 48, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

İşte ilk somut istibaraat

Yazar aSh | 26.12.2007 | Kategori Gündem

 Zap kampından bir teröristin Van’daki annesiyle yaptığı telefon konuşması teknik takibe yakalandı: Burada 346 arkadaşımız öldü…

Türk savaş uçaklarının bayramın üçüncü günü Kuzey Irak’taki terör örgütü kamplarına gerçekleştirdiği ikinci hava operasyonunun ardından, bir teröristin annesiyle yaptığı telefon konuşması, örgütün verdiği zayiatı ortaya koyuyor. Bayramın üçüncü günü bombalanan Zap kampından sağ kurtulan teröristlerden 30 yaşındaki M. H. önceki gün uydu telefonuyla Van’daki evini arayarak, annesiyle konuştu.

TESLİM OLANI VURUYORLAR
Teknik takibe yakalanan konuşmada terörist, “Burada tam 346 arkadaşımız öldü. Ayrıca yaralılar da var. Kaybımız çok büyük. Uçaksavarlar da imha edildi. Zap kampı yerle bir oldu” dedi. Annesinin uzun süre teslim olması için ikna etmeye çalıştığı terörist, “Dönemem… Operasyondan önce buradaki biri kadın 6 kişi kaçıp teslim olmak istedi. Ama infaz edildiler” diyerek telefonu kapattı. M.H.’nin 4 yıl önce PKK’nın dağ kadrosuna katıldığı belirtildi.

7 BİN NÜFUSA 20 BİN ASKER
Bu arada Zap Vadisi’nin Türkiye tarafında bulunan Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde sızmaları önlemek için sınır boyunun her kilometresi korucular ve askerler tarafından tutulmuş durumda. Sınıra sıfır noktada bulunan ve savaş uçaklarının üzerinden geçtiği, topçu sesleriyle sarsılan 7 bin nüfuslu Çukurca’da, toplam asker sayısı 20 bine ulaştı. Bölgede sızmaları engellemek için Hakkâri Dağ Komando Tugayı’ndan birlikler kritik noktalara kaydırıldı.

SABAH

Bu yazı toplamda 43, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sayfa 274 Toplam 279« İlk...«272273274275276»...Son »



Kapat
E-posta ile paylaş