TDK Güncel Türkçe Sözlük

Yazar admin | 13.12.2007 | Kategori Kültür - Sanat

Türkçenin en güvenilir, en gelişmiş ve en güncel sözlüğü, 1945’ten beri yayımlanan Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’ünün Genel Ağ’daki sürümüdür.

Türkçe Sözlük dilimizde yaşanan gelişmelere bağlı olarak sürekli güncellenmektedir. Şu anda sözlükte 104.481 anlam bulunmaktadır. Eleştiri ve katkılarınızı katki@tdk.org.tr adresine yazabilirsiniz. Katkı ve eleştirileriniz değerlendirildikten sonra gereği yapılacaktır.


Uyarı:

    1. Güncel Türkçe Sözlük‘te kişi adları yer almamaktadır. Kişi adları ile ilgili olarak Kurumumuzun hazırladığı Kişi Adları Sözlüğü‘ne buradan ulaşabilirsiniz.

    2. Klavyesinde Türkçe karakterler bulunmayan kullanıcılar, aradıkları sözü Türkçe karakter kullanmadan yazıp Ara düğmesini tıklarlarsa program Türkçe karakter içeren söz veya sözleri önerecektir. Bu söz veya sözlerin üzeri tıklandığında ilgili tanımlara ulaşılabilecektir. Örnek: “ağaç” sözü aranıyorsa, “agac” yazılabilir.

    3. Güncel Türkçe Sözlük‘te özel yazı tipleri kullanılmıştır. Bilgisayarınızda bu tür yazı tiplerini göremiyorsanız veya değişik karakterler görünüyorsa, Yazılımlar sayfasından Yazı tipleri 2 seçeneğini tıklayarak bu yazı tiplerini bilgisayarınıza yüklemeniz ve işletim sisteminize tanıtmanız gerekmektedir.

    4. Güncel Türkçe Sözlük ile Yazım Kılavuzu’ndaki madde başı eşleştirme çalışmaları devam etmektedir. Sözlerin yazılış biçimleri için  Yazım Kılavuzu’na başvurmanızı öneriyoruz.

Duyuru: Türk Dil Kurumu, yeni bir hizmeti daha kullanıcılara sunuyor. Türkçe Sözlük ‘ten sözler ve Yabancı Kelimelere Karşılıklar çalışmasından alınan sözlerin Türkçe karşılıkları duyuru topluluğuna her hafta düzenli olarak gönderilecektir. Bu duyuruları almak istiyorsanız bilgi@tdk.org.tr veya bilgi@tdk.gov.tr adresine e-posta göndermeniz yeterli olacaktır.

Bu yazı toplamda 116, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Güzellik yarışmasında skandal

Yazar admin | 10.12.2007 | Kategori Kültür - Sanat

Birleşmiş Milletler UNESCO 2007′yi ‘Mevlânâ Yılı’ ilan ederken ’sema ayini’ni de “İnsanlığın Somut Olmayan Baş Eserleri Listesi”ne aldı.

Bunun üzerine Türkiye, Mevlevilik hakkında bilgisi olmayan kişilerce yapılan ‘gösteri’lerin denetim altına alınacağını taahhüt etti. Ancak buna uyan yok. Otel, eğlence mekânları, açılışlar derken önceki akşam Star TV’de yayınlanan ‘Best Model of Turkey’ yarışmasında, büyük bir skandala imza atıldı. Semazenlere mankenlerle aynı sahnede sema yaptırıldı. Yarışma sorumlusu podyumda ’sema’nın ‘2007 Mevlânâ Yılı’ dolayısıyla yapıldığını savunurken, uzmanlar ise tepki gösteriyor. Mevlânâ’nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi, zikrin belirli örf ve âdetlere bağlı olarak uygun mekânlarda yapılması gerektiğini belirterek, “Durum çok vahim. Mevlânâ, bu olanlara ne derdi?” diye konuştu. Mevlânâ Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Yard. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, Kültür Bakanlığı’ndan ’sema’nın her yerde yapılmaması için tedbir almasını istedi. Sakarya Üniversitesi’nden Yard. Doç. Sezai Küçük ise ‘Mevlânâyı suiistimalde son nokta’ olarak değerlendirirken yarışmayı düzenleyenlere seslendi: “Yapılan, Mevlânâ’nın ruhuna saygısızlık. Kendinize uğraşacak başka ritüeller bulun.”

UNESCO’nun 2007′yi ‘Mevlânâ Yılı’ ilan etmesiyle birlikte dünyanın değişik şehirlerinde yapılan sema gösterileri yabancıların büyük ilgisini çekti. Mevlânâ ve sema Türkiye’nin tanıtımı adına büyük bir avantaj olarak görüldü. Ancak, önceki akşam Star TV’de yayınlanan Best Model Of Turkey mankenlik yarışması sırasında semazenlerin mankenlerle birlikte podyuma çıkarılarak ’sema’ yaptırılması tepkiyle karşılandı. “Sema, ortaya çıkış gayesinin dışında icra edilmemeli.” uyarısında bulunan Sakarya Üniversitesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Yard. Doç. Sezai Küçük yaşananları, Mevlânâ’nın ruhuna saygısızlık olarak niteledi.

Mevlânâ’nın 22 kuşaktan torunu Esin Çelebi de “Kendi mirasımıza önce biz sahip çıkmazsak yabancılar bizi anlamaz.” diyerek mankenlerle birlikte yapılan ’sema’ya tepki gösterdi. Çelebi, zikrin belirli örf ve âdetlere bağlı olarak uygun mekânlarda yapılması gerektiğini belirterek, “Durum çok vahim. Mevlânâ, bu olanlara ne derdi?” sorusuna cevap verilmesini istedi.

Mevlânâ Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Yard. Doç. Dr. Nuri Şimşekler de Mevlânâ’nın vefatından sonra ortaya çıkan Mevlevilik’te dergâhların içinde özel yerlerde gerçekleşen semanın, çıkar kaygılarıyla farklı yerlerde yapılmasının Mevlânâ’yı yıprattığını ifade etti. Semazenbaşı Abdurrahman Tevruz ise ‘her yerde sema olur mu?’ tartışmasına sufi olmayan folklor semazenlerinin sebep olduğunu dile getirdi.

Burak Kılıç-ZAMAN

Bu yazı toplamda 78, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Baklava ve lokum ders oldu

Yazar admin | 09.12.2007 | Kategori Kültür - Sanat

Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği Türkiye Milli Merkezi’nin Türk gölge oyunu klasiklerinden Karagöz’ü tescil ettirmek amacıyla girişimde bulundu.

UNIMA Türkiye Milli Merkezi Başkanı Mevlüt Özhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karagöz’ün yıllar öncesinden bugünlere uzanan hikayesinin olduğunu söyledi.

Geleneksel Türk sanatlarının yaşatılarak gelecek kuşaklara aktarılması için toplumun her kesimine önemli görevler düştüğünü belirten Özhan, gölge oyununu genç nesillere tanıtmanın ötesinde, yeni sanatçı yetişmesi anlamında da gayret gösterdiklerini ifade etti.

Özhan, Türk gölge oyunu klasiklerinden Karagöz’ün sadece ramazanda değil, yılın diğer günlerinde de hatırlanması gerektiğine işaret ederek, ”Eğlendirirken öğretmeyi amaç edinen ve hayali olarak adlandırılan Karagöz ustası sayımız da azaldı” dedi.

Türklerin kendi kültürüne yeterince sahip çıkmamasının üzüntü verici olduğunu belirten Özhan, şöyle konuştu:

”Örneğin Yunanistan’da ülkenin hemen her yerinde Karagözis adı altında gölge oyunu gösterimi yapılıyor. Belediyeler ve birçok sivil toplum kuruluşu, düzenledikleri etkinliklerde mutlaka bu oyuna yer veriyor, televizyonlarda da gösteriler yapılıyor. Bizde bunlardan daha fazlası yapılmalı diye düşünüyorum. Öncelikle yeni ustaların yetişmesi gerekir. Bunun için de Karagöz ve Hacivat’ın konservatuvara girmesi gerekiyor.”

Özhan, Karagöz’ü AB’ye tescil ettirmek amacıyla girişimde bulunduklarını söyledi.

-AİHM KOZU-

Daha önce Yunanistan’ın Karagöz için patent girişiminde bulunacağına ilişkin bilgi alması üzerine UNIMA genel merkezine yazılı başvuruda bulunduğunu anımsatan Özhan, şimdi de kendilerinin bu konuda atak başlattıklarını ifade etti.

Özhan, UNIMA Türkiye Milli Merkezi olarak uzmanlara ve hukukçulara bu konuda inceleme başlattırdıklarını kaydederek, ”Gelecek rapor doğrultusunda başvurumuzu yapacağız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bir Yunan gazetecinin başvurusuyla ilgili kararında, Karagöz’ün Türk kültüründen alınan bir gölge oyunu olduğunu belirtmesi, bizim için tescil anlamı taşıyor. Bağlayıcı özelliği bulunan bu karar, tescil konusunda avantaj sağlıyor” dedi.

Karagöz ve kukla sanatçılarından Mahmut Hazım Kısakürek de Karagöz izleyici kitlesini yaygınlaştırmaya çalıştıklarını söyledi.
Kısakürek, Karagöz izleyici kitlesinin önemli bölümünü çocukların oluşturduğunu belirterek, şöyle konuştu:

”Karagöz’ü unutturmamak için bizlere önemli görev düşüyor. Bunun için Türkiye’de sayısı 15-20 tane olan hayali ve yardak çaba gösteriyor. Eğer Karagöz Türk gölge oyunu klasiği ise bunu korumak ve yaşatmak için başta Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine önemli görev düşüyor. Bize göre de Karagöz’ü tescil ettirmek için UNIMA’dan önce bakanlığın girişimde bulunması daha doğru olurdu.”
Kısakürek, Karagöz’ün Türkiye ve Yunanistan dışında İspanya, Avusturya, Hollanda ve İngiltere’de oynatıldığını kaydetti.

AA

Bu yazı toplamda 58, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Tarihi adım “Ortak alfabe”

Yazar admin | 09.12.2007 | Kategori Kültür - Sanat

Orta Asya ile 34 harfli, ortak alfabe çalışması başlatılıyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkmenistan ziyaretinde kendisine eşlik eden bilim adamlarından, Türk cumhuriyetleri arasında iletişimi kolaylaştıracak ortak alfabe oluşturulması konusunda bilgi aldı.Uzmanlar, Latin alfabesine dayalı ortak bir yazı dili önerirken söz konusu alfabede 34 harfin bulunması gerektiği yönündeki görüşlerini Cumhurbaşkanı ile paylaştı.
 
Bilim adamları ayrıca Türk dili konuşan ülkeler arasında cumhurbaşkanlarına bağlı çalışacak “Türk Dünyası Genel Sekreterliği” kurulması konusunda Abdullah Gül’den öncülük etmesini istedi. Ortak alfabe konusunda mesafe alınması için ise Türkiye’nin ısrar etmesinin önemine işaret ediliyor.

Abdullah Gül’ün Türkmenistan gezisinde yanında Fatih Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kara, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Fikret Türkmen ile Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sema Barutçu Özönder de vardı.

Abdullah Gül, Köşk’e çıkmasının ardından yurtdışı seyahatlerinde işadamlarına da yer vermeye başlamıştı. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı’nın bilim adamlarını da seyahatlerine dâhil etmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Türkmenistan seferinde uçakta yer alan akademisyenlerden Prof. Dr. Türkmen, “Cumhurbaşkanımızın, bilim adamlarını anımsaması ve uçağına alması iyi bir başlangıca işaret ediyor. Türkmenistan gibi bu coğrafyadaki Türk dünyası ülkelerine sadece ekonomik değil, kültürel, bilimsel ve iletişimi sağlayacak her alanda yakın temas kurulmalı. Örneğin, Türkmenistan ile Dede Korkut ve Oğuz Kağan destanı gibi yakından öte aynı kültürel öğelerimiz var.” diyor. Türkmen, ülkeler arasındaki vize sorununun aşılarak, uluslararası ortak konferanslar düzenlenmesi önerisinde bulundu. Cumhurbaşkanı’ndan Türkmenistan seyahatine katılım konusunda aldığı davetten duyduğu memnuniyeti dile getiren Kara da, Türkmenistan ve Türkiye Türkçesindeki ortak kelimelerin yüzde 80 olduğunu anlattı. Kara, bu yüksek orana rağmen iki ülke vatandaşlarının anlaşmakta zorluk çekmesini, alfabeler arasındaki farklılığa dayandırdı. Kara, bilim adamları olarak, bu noktada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, 34 harfli ortak alfabe konusunda Türkiye’nin öncü rol üstlenmesi gerektiği yönünde öneride bulunduklarını aktardı. Prof. Dr. Barutçu ise Türkmenistan gibi dilleri Rusçadan etkilenmiş ülkeler ile mutlaka ortak alfabe konusunda anlaşmaya varılması gerektiğinin altını çizdi. Barutçu, ortak bir dil ile güçlü bir iletişimin sağlanabileceğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Gül’ün, iki günlük Türkmenistan ziyareti, Türkiye ile Orta Asya Türk cumhuriyetleri arasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı düzeyinde 7 yıl sonra Türkmenistan’a ziyaret gerçekleştiren Abdullah Gül, iki günlük temasları sırasında, planlananın ötesinde Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhammedov ile toplam 6 saat baş başa görüşmüştü. Gül, Türkmen lideri de Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağını belirterek kendisine resmî davette bulundu. Davet, 2007 yılı Şubat ayında ülkesinde cumhurbaşkanlığı görevine gelen Berdimuhammedov tarafından kabul edildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ortaasya Türk cumhuriyetlerine yönelik ikinci resmi ziyareti ise fazla zaman geçirmeden gerçekleştirecek. Gül, 12-15 Aralık’ta Kazakistan’a resmî bir ziyarette bulunacak. Bakan, diplomat, bürokrat, işadamı ve gazetecilerin katılacağı 150′nin üzerinde ismin yer alacağı ziyaret çerçevesinde Abdullah Gül, başkent Astana ve Almatı’da temaslarda bulunacak. Gül, Orta Asya ülkelerinden önce, ekim ayı içinde Güney Kafkasya’da yer alan iki önemli ülke, Azerbaycan ve Gürcistan’a gitmişti. Türkiye, söz konusu iki ülkenin de yer aldığı bir “ortak ekonomik alan”ın temelleri de bu ziyaretlerde attı.

ZAMAN

Bu yazı toplamda 89, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Gül’den Bayburt’a sürpriz

Yazar admin | 09.12.2007 | Kategori Kültür - Sanat

Gül den Bayburt a sürpriz Abdullah Gül

İki ay kadar önce Türk Kızılayı Yönetim Kurulu’nun, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ziyaretinde, Ercan Saatçi’nin anlattığı ‘Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi’ fıkrası gülümsemelere yol aşmış ve Saatçi esprili bir şekilde, bu zulme son vermek için Gül’e, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının Bayburt’ta konser vermesini teklif emişti.

Geçtiğimiz hafta sonu Cumhurbaşkanlığı Özel Kalemi, Ercan Saatçi’yi arayarak, Cumhurbaşkanı Gül’ün bu konseri takvimine alacağını bildirdi. Ancak sanılanın aksine, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı’na değil Kültür Bakanlığı’na bağlı olduğundan, konuyla ilgili izin alınması gerekiyordu. Cumhurbaşkanlığı, Kültür Bakanlığı’ndan gerekli izinleri alarak, önümüzdeki aylarda Bayburt Kültür Merkezi’nde verilecek konser için ilk adımı atmış oldu. FIKRANIN SONU FARKLI Bu arada Bayburt Valisi Musa Küçükkurt da, Cumhurbaşkanlığı’nı arayarak, Saatçi’nin anlattığı fıkranın sonunun farklı olduğunu iletti. Vali Küçükkurt’un aktardığına göre, fıkrada, Bayburt’a gelen bir senfoni orkestrasının konserinden sonra, bir Bayburtluya sorulan “Konseri nasıl buldunuz?” sorusuna verilen “Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi” cevabı, aslında fıkranın sonu değilmiş. Bayburtlu neden böyle düşündüğünü de eklemiş; “Fa yerine sürekli Fa Diyez basıyorlar”. Cumhurbaşkanı Gül de, kendisine iletilen fıkranın son bölümüne hayli gülmüş. Bayburt’ta düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orestrası konserine, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, Bedrettin Dalan, Dr. Eser Alptekin, Prof. Hüsamettin Koçak, Doç. Nusret Parıldar, Suat Müftüoğlu’nun da aralarında bulunduğu birçok saygın işadamı, öğretim üyesi ve sanatçı da davet edilecek. İşte Saatçi’nin anlattığı fıkra

BİR gün Bayburt’a bir senfoni orkestrası gelir. Ve tüm Bayburt halkı bu konseri izlemek için davetlidir. Konseri merak eden Bayburtlular salonu hınca hınç doldurur. Konser sonunda bir gazeteci, Bayburtlu bir vatandaşa senfoni konserini nasıl bulduğunu sorar. Bayburt’lu cevap verir; “Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi.”

Kaynak:Hürriyet

Bu yazı toplamda 92, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Beyaz Melek gişe rekoruna koşuyor

Yazar admin | 08.12.2007 | Kategori Kültür - Sanat

Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği ve başrolünü üstlendiği ”Beyaz Melek” isimli film izleyici rekoruna gidiyor.

Yapım, 20 günde 970 bin seyirciyi sinema salonlarına çekti.

16 Kasımda 165′i Türkiye, 60′ı yurt dışında olmak üzere 225 kopyayla 260 salonda gösterime giren ”Beyaz Melek”e izleyi ilgisi sürüyor.

Gösterime girdiği tarihten bu yana 20 günde 970 bin izleyiciye ulaşan film, Avrupa gösterimlerinde de 150 bin seyirci topladı.

Filmin tanıtımını üstlenen Deep İletişim’in Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Filiz Öcal, yapımın gösterime girmesinden önce yüksek izleyici beklentileri bulunduğunu ve bunun elde edildiğini söyledi.

Filmin Almanya, İngiltere, Avusturya, Hollanda, Belçika, İsviçre, Danimarka ve Fransa’da 60 kopyayla gösterimde bulunduğunu ifade eden Öcal, ”Şimdi de film Arap ülkelerinden isteniyor. Gösterim tarihine yapımcılar karar verecek” dedi.

Seyircinin ilgisinin süreceğine inandıklarını dile getiren Öcal, ”Bu rakam, bizim beklentimizin çok üstünde değil. Filme çok güvendiğimiz için aslında bekliyorduk. Şimdi de artarak devam ediyor, çok memnunuz” dedi. Öcal, filmin Arap ülkelerinin yanı sıra İran ve Azerbaycan’da da gösterime girmesinin planlandığını kaydetti.

BEYAZ MELEK…

Mahsun Kırmızıgül’ün ilk yönetmenlik denemesi olan ”Beyaz Melek” adlı filmde başarılı sanatçılardan oluşan bir kadro görev alıyor.

Filmde, Mahsun Kırmızıgül, Sarp Apak, Ali Sürmeli, Arif Erkin, Bilge Zobu, Cihat Tamer, Cezmi Baskın, Deniz Oral, Emel Sayın, Erol Demiröz, Erol Günaydın, Fadik Sevin Atasoy, Fırat Danış, Gazanfer Özcan, Hüseyin Avni Danyal, İlkay Saran, Lale Belkıs, Necmi Yapıcı, Nejat Uygur, Nurşin Demir, Salih Kalyon, Suna Selen, Tanju Tuncel, Toron Karaca, Tomris Oğuzalp, Yağmur Dilan Bozacı, Yavuz Bingöl, Yıldız Kenter ve Zeynep Tokuş rol alıyor.

Bir grup insanın hayata ve birbirlerine duyduğu aşk ve sevginin anlatıldığı filmin yedi hafta süren çekimleri, İstanbul, Adapazarı, Tuz Gölü ve Diyarbakır’da gerçekleştirildi. Filmde, olaylar şöyle gelişiyor:

Ali (Mahsun Kırmızıgül) ve Reşat (Sarp Apak), beyin kanseri olan babaları Ahmet’i (Arif Erkin) kemoterapi görmesi için İstanbul’a getirmiştir. Ahmet ağır tedaviye daha fazla katlanmak istemediğinden hastaneden kaçar. Oğulları peşine düşer ancak Ahmet onlardan kaçmayı başarır. Kaçarken kendini bir huzurevinde bulur. Huzurevi sakinleri, Ahmet’in çocukları tarafından terk edildiğini sandıkları için orada kalması konusunda ısrar ederler. Zorlukla konuşabilen Ahmet durumu kabullenir. Ali ve Reşat, Ahmet’i huzurevinde bulurlar. Ama mutlu göründüğü için bir süre orada kalmasına ses çıkarmazlar. Babalarının son günlerini mutlu geçirmesi, belki hiç işe yaramayacak ama çok acı verebilecek bir tedaviden daha önemlidir. Huzurevi sakinlerinin her birinin kendi hikayeleri ve dramları vardır. Ahmet, bunları öğrendikçe onlara daha yakınlaşıp her birini tek tek çok sever.

Ahmet’in misafir olduğu günün hemen ertesinde huzurevi sakinlerinden Yaşar Hoca (Bilge Zobu) ve Nebahat (Lale Belkıs) evlenecektir. Bu insanları çabucak benimseyen Ahmet, düğün masraflarını karşılamak ister. El birliğiyle güzel bir düğün yaparlar. Bununla yetinmeyen Ahmet, çiçeği burnunda çifti balayı için Diyarbakır’daki köyüne davet eder. Üstelik diğer huzurevi sakinleri de bu geziye davetlidir. Belki geriye kalan yıllarında böyle bir fırsatı bir daha yakalayamayacak olan bu yaşlı insanlar, teklifi coşkuyla kabul ederler. Hep beraber kiraladıkları bir minibüsle yola çıkarlar. Ancak yolculukları hiç sakin geçmez. Onlar için asıl macera bu yolculukla başlayacaktır.

AA

Bu yazı toplamda 116, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Korsan kitaplar Türk Dil Kurumu stadında

Yazar jawscod2 | 30.11.1999 | Kategori Kültür - Sanat

Bu yıl 13′üncüsü düzenlenen  İzmir Kitap Fuarı’nda Türk Dil Kurumuna ait standta bir çok korsan ve bondrolsüz kitap ele geçirildi.

19- 27 Nisan’da Kültürpark’ta gerçekleştirilen 13′üncü İzmir Kitap Fuarı’nda polisin sıkı denetimler sonucunda Türk Dil Kurumu’na ait standta tam 592 korsan kitapa el konuldu ve stand sorumlusu A.A hakında yasal işlem başlatıldı

Polisin gerçekleştirdiği diğer bir denetimde ise  E.Y.’nin standında 250 korsan ve bandrolsüz kitap ile 11 bin 573 bandrol ele geçirildi. E.Y. hakkında da yasal işlem yapıldığı bildirildi.

Bu yazı toplamda 9, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Sayfa 12 Toplam 12« İlk...«89101112



Kapat
E-posta ile paylaş