İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
İştah kesen besinler ve öneriler
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Bazı besin maddeleri iştahınızı kapatarak acıkmayı geciktiriyor. Özellikle iştah kapatıcı etkisi olduğu kanıtlanan 40 özel besini rejim yapmadan zayıflamak için denemenizi öneriyoruz. Bu besinlerin vücut üzerindeki etkileri, içeriklerindeki bazı maddeler ve görevleri şöyle sıralanıyor…
Karbonhidratlar
Karbonhidratlar kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. İçeriğindeki lifler, sindirim sistemini harekete geçirir. Ayrıca karbonhidratlar insanı tok tutarak açlık hissini engeller.
Triptofan
Proteinlerin büyük bir bölümünde bulunan bir çeşit aminoasittir. Triptofan, vücutta serotoninin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin ise iştah hissini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 6, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Açlıkla başetmek için 5 yol
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
1. Daha uzun süre çiğneyin:
Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beyinin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına gelir. Üstelik tat alma duyusu da daha fazla tatmin edilir. Böylece doyduğunuzu anlamızla yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da cabası…
2. Güç harcayarak egzersiz:
Egzersizleriniz zorlaştıkça vücut ısınız artıyor ve daha fazla kalori yakmaya başlıyorsunuz. Bu durumda egzersizi takip eden bir kaç saat boyunca iştahınızın bastırılmasına neden oluyor. Böyle bir durumda, normal öğün saatinden bir kaç saat önce egzersiz yapmak başlamak en mantıklısı. Çünkü öğün saati geldiğinde spor yapmanın verdiği etkiyle iştahınız biraz daha kapalı olacaktır. Ama asla öğün atlama hatasına düşmeyin. Hem vücudunuz güçsüz düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteği duyarsınız.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 2, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Kaç KAloriye ihtiyacınız var
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hemen hepimiz kilomuzu korumanın aldığımız enerji ile tükettiğimiz enerji arasındaki dengeye bağlı olduğunu biliriz. Aldığımız enerji tükettiğimizden fazla ise kilomuz artar, az ise kilomuz azalır. Peki mevcut kilomuzu korumamız için gerekli enerjini kaç kalori olduğunu nasıl hesaplayabiliriz?
Vücudumuzun harcadığı enerjiyi belirleyen üç temel faktör vardır: Bazal metabolizma hızımız, aktivite ile yaktığımız enerji ve yiyeceklerin termik enerjisi.
1.BAZAL METABOLİZMA HIZI:
Kesin istirahat koşullarında bulunan, fiziksel ve ruhsal olarak bütünüyle rahatlamış ve yaklaşık 12 saattir aç olan bir insanın yanlızca nefes alma kalp atışı,kan dolaşımı, vücut sıcaklığının belirli bir düzeyde tutulması gibi hayati fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gereksinim duyduğu enerji miktarıdır. Bazal metabolizma hızını etkileyen çeşitli faktörler vardır:
· Yaş: Gençlerde bazal metabolizma hızı yüksek, yaşlılarda ise daha düşüktür.
· Uzun, ince yapılı kişilerde bazal metabolizma hızı daha yüksektir.
· Çocuklar ve hamilelerde bazal metabolizma hızı yüksektir.
· Yağsız dokulara sahip kişilerde bazal metabolizma hızı yüksek, yağlı vücutlarda ise daha düşüktür.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kalori tüketmenin kolay yolları
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Özel diyet gıdaları almadan ya da spor salonuna gitmeden kilo verebilir misiniz? Evet!
Hayatınızda önemli değişiklikler yaparak, paradan tasarruf ederken emniyetli ve kalıcı bir biçimde kilo vereceksiniz.
1. Eliniz abur cubura değil, suya uzansın. İştahınızı yatıştırmanın eldeki en ucuz, en emniyetli yolu bu…
2. Dolapları boş tutun. Hem paradan hem de sizi caydıracak şeylerden tasarruf edersiniz. Etrafınızdaki yiyecek çeşitlerini azaltmanız sizi gereksiz yere atıştırmaktan alıkoyacak.
3. İlham verici bir şeyler yapın. Kilo verdiğinizde giymekten büyük keyif alacağınız bir elbiseyi buzdolanızın kapağına yapıştırarak kendinizi teşvik edebilirsiniz. Göbeğinize �piercing� yaptırmak da zayıflama azminizi artıracak bir fikir olabilir.
4. Baharatları dilediğiniz gibi kullanın. Araştırmalara göre, zencefil, kırmızıbiber, pul biber gibi baharatlar ve bunlarla yapılan soslar vücudunuzun yağ yakma kabiliyetini %25 oranında artırabilir.
5. Kilo vermek için uyuyun. Uykunuzu yeteri kadar almanız, daha fazla enerji elde etmek için yemek yemenizi engeller. Yapılan son bir araştırmaya göre, yeterince uyuyan bir kadının metabolizması %40 oranında artıyor. haberin devamı »
Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kan ve kolestrol düzeylerini etkileyen riskler
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Genler: Kalıtım kolesterol seviyeleri üzerinde önemli bir etkendir. Araştırmacılar aile ile ilişkili hypercholesterolemia ve diğer ailevi kolesterol bozukluklarından dolayı tüm dünya da her yıl 10 milyon orta yaşlı insanın öldüğüne inanmaktadırlar.Bazı kişiler Karaciğerde LDL alıcılarının eksikliği ile doğarlar.Bu yüzden karaciğerin filtre kapasitesi sınırlıdır. Başka karaciğer bozuklukları da kolesterol seviyelerini etkilerler.
Tiroid hastalıkları, diabet gibi bazı genetik faktörlerde kolesterol seviyelerini arttırıcı etki gösterebilirler.Bu sebeple ailenin tıbbi öyküsünün bilinmesi önemlidir.Ailede erken yaşlarda geçirilmiş kalp krizi veya kalp krizine bağlı ölüm öyuküsü varsa
koroner arter hastalığı veya yüksek kolesterol riski ailevi olarak artmaktadır.
Yağlı Yiyecekler. Eğer yağlı yiyecekleri çok fazla tüketiyorsanız kanınızdaki LDL seviyeleri yükselecektir. Kolesterol et, peynir gibi hayvansal gıdalarda ve hazır gıdalarda çokça bulunur.Bunları tükettiğinizde vücudunuz daha çok sature yağ ve kolesterol emer.
Hareketsiz yaşam tarzı. Diyet kadar önemli bir risk aktörüdür. İstatistikler fiziksel aktivite ile kolesterol düzeyleri arasında direk ilişki olduğunu göstermektedir. fiziksel aktivitesi az olan kişilerde HDL düşük, LDL yüksektir ve koroner arterlerde plaklar oluşmaktadır.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bekelik dönemlerinde beslenme
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayan: Uzman Diyetisyen Şeniz Ilgaz
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü
Bebeklik ve çocukluk çağı şişmanlığından korunmak için, yaşam boyu sürecek sağlığın temelinin atıldığı gebelik döneminden başlayarak yeterli ve dengeli beslenmek gerekir.
Bebeklik ve çocukluk çağı şişmanlığının %90’ının, fazla enerji alımı ile oluştuğu ve şişman yetişkinliklerin %30’unun bebeklilik ve çocuklukta da şişman olduğu bilinmektedir.
Bebeklik ve Çocukluk Çağında Şişmanlığın Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir:
Anne karnından okul çağına kadar, çocuğun gereksinimleri ve beslenme şekli, büyüme ile birlikte değişir. Bu farklı dönemlere göre de şişmanlığın önlenmesi için farklı beslenme önerileri verebiliriz.
1. Doğum Öncesi Dönemde
- Gebeliğin başlangıcından itibaren annenin yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmeli, gebelik için gerekli besin öğelerini içeren, dengeli bir diyet tüketmesi sağlanmalıdır.
- Gebelikte annenin fazla ağırlık alması önlenmeli, ağırlık alımı izlenmelidir. Annelerin gebelik süresince 9-14 kg ağırlık artışı normaldir.
- Eğer anne gebeliğin başında şişman ise fazla ağırlık artışına gerek yoktur.
- Gebeliğin son üç ayında anne şişman ise, enerji kısıtlanmamalıdır. Bu uygulama anne karnındaki bebeğin büyümesini olumsuz etkileyecektir.
- Anne diyabetik ise, kan şekerinin kontrolü şişman bebek doğumunu önlemek için gereklidir.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kolesterol nedir açıklama Beslenme ilişkisi
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu….), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum… gibi maddeler de birikir. Toplumda arteriyoskleroz için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek… gibi organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin; kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi olursa göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. İyi kolesterol-Kötü kolesterol
Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda, yağ suyun içinde çözünmez. Kolesterol de su özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir (paket edilir). Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. Değişik tipte lipoproteinler vardır:1.LDL (low density lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein): Kötü huylu kolesteroldür.2.HDL (high density lipoprotein, yüksek yoğunluklu lipoprotein): İyi huylu kolesteroldür.HDL ve LDL kolesterolden başka lipoproteinler de vardır. haberin devamı »
Bu yazı toplamda 7, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Yüksek Kolesterol Tedavisinde temel prensipler
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayan: Prof. Dr. Tekin Akpolat
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi
Nefroloji Bilim Dalı
Tedavide temel prensipler
İlaçsız tedaviler
Beslenme
Kolesterol ve fındık
Nasıl zayıflarım ?
İlaç tedavisi
Sık yapılan hatalar
Hastalara önerilerTedavide temel prensipler
Yüksek kolesterolün kontrol altına alınması ile yaşam süresinin uzadığı, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin azaldığı ve kalıcı sakatlıkların önlendiği kesin olarak gösterilmiştir. Kolesterol yüksekliğine ilaveten şişmanlık, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin tedavisi de planlanmalıdır.Tedavi 2 aşamada gerçekleştirilir:1.İlaç dışı tedavi2.İlaç tedavisi.Her hasta için tedavi farklılıklar taşır. İlaç dışı tedaviler kesinlikle ihmal edilmemelidir. İlaç tedavisi kesinlikle doktor denetiminde olmalıdır.Tedavide hedef belirlenirken LDL-kolesterol düzeyinin esas alınması tercih edilir. Hedef LDL-kolesterol düzeyi hastada kalp ve damar hastalığının olup olmadığına göre değişir.A.Kişide kalp ve damar hastalığı yoksa LDL-kolesterol düzeyinin 130 mg/dl’nin altına düşürülmesi yeterlidir.B.Kişide kalp ve damar hastalığı varsa hedef LDL-kolesterol düzeyi 100 mg/dl’nin altı olmalıdır. Yani kalp krizi geçirmişseniz, koroner arter daralmasına bağlı göğüs ağrınız varsa, koroner damar ameliyatı geçirmişseniz, koroner arterler balon ile genişletilmişse, beyine, böbreğe, bacaklara giden damarlarda kolesterol birikimi varsa hedef LDL-kolesterol düzeyi 100 mg/dl’nin altıdır.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 12, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Beslenme Yetersizlikleri ve Hastalıkları
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Doç Dr. S. Songül Yalçın,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri Ünitesi
Guatr
Anemi
1. Guatr
Türkiye’de her üç kişiden birinde (%30) iyot eksikliği nedeni ile guatr görülmektedir. İyod eksikliği dünyada, korunulabilir zeka geriliğinin en sık nedenidir. Fetus, yenidoğan ve süt çocukluğu döneminde iyod eksikliği olur ise, eksikliğin derecesine göre zeka geriliği, büyümede duraklama, sağırlık oluşur. İyod yetersizliği olan kadınlarda düşük, ölü doğum görülmektedir. İyod yetersizliğinin olduğu bölgelerde yaşayan insanların öğrenmeleri yavaş ve iş verimleri düşüktür. İnsanlar gibi çiftlik hayvanları da iyod yetersizliğinden etkilenir ve süt, et ve yün verimleri azalır. Dolayısı ile iyod eksikliği sosyoekonomik geriliğe neden olur.
İyot eksikliği ülkemizde en fazla Bolu, Kastamonu, Malatya ve Rize illerinde görülmektedir. Bu sorunun yıllardır bilinen basit ve ucuz çözüm yolu yiyeceklerin iyot bakımından zenginleştirilmesidir. Bu amaçla tuz ve yağın iyotla zenginleştirilerek olumlu sonuçlar alındığı görülmüştür. Bununla birlikte ülkemizde hala iyotlu tuz kullanımı yaygınlaşmamıştır. Ailelerin iyotlu tuz kullanımı hakkında bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Tuz üreticilerinin iyotlu tuz imal etmesi için teşvik edilmesi gerekmektedir. 2. Anemi haberin devamı »
Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Beslenmede Görülen Allerjiler
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Türk Akciğer Hastalıkları Vakfı
Zannedildiğinin aksine gerçek gıda alerjisi çok ender görülen bir durumdur. Çocuklarda % 1 veya en çok %2 oranında görülürken, erişkinlerde bu sayı 1000′de 1-2 dolayındadır. 1985′te İngiltere’den yapılan bir araştırmada High Wycombe’de 30.000 kişiye gıda. alerjileri olup olmadığı sorulmuş, sonuçta araştırmaya katılanların %7’sinin kendisinde herhangi bir gıdaya karşı alerjisi olduğuna inandığı görülmüştür. Ancak daha sonra bu grup incelendiğinde gerçek gıda alerjisinin ancak 10.000′de 23 oranında olduğu bulunmuştur. Peki bu insanların zaman zaman yaşadığı kaşıntılar, nefes darlığı, ishal, karın ağrısı gibi yakınmaların sebebi nedir ve hiç gıdalarla ilgisi yok mudur? Elbette ki vardır, ancak klasik olarak bilinen alerji yolu dışında da gıdalar intolerans yolu ile de insanları etkileyebilirler. Ülkemizde yapılan az sayıdaki araştırmalar da toplumun %5′inin kendisini herhangi bir gıdaya karşı aIerjik olarak değerlendirdiğini ortaya koymuştur.
GIDA ALLERJİSİ
Hipersensitivite veya aşın duyarlılık reaksiyonu olarak da bilinir. Burada gıdaların bazıları vücuttaki immün sistem tarafından alerjen olarak tanımlanır ve bunlara karşı antikorlar,yani özel immün sistem molekülleri oluşturulur. Alerjen tabiatındaki gıdalar ile vücudun askerleri olan antikorlar karşılaşınca ortaya bir çok kimyasal maddeler salınmaktadır. Örneğin histamin bunlardan biri olup bazı alerjik reaksiyonların da sebebidir. Kişinin gıdalara karşı alerjik olup olmaması bazı faktörlerce belirlenir (alerjinin ailesel geçişi, yaş, yeme alışkanlıkları ve kişinin geçirdiği bazı infeksiyon hastalıkları gibi). Gıda alerjisine en sık olarak yol açan gıdalar; elma, kuruyemiş, domates, süt, yumurta, ıspanak, üzüm, muz, bezelye, Hindistan cevizi, kabuklu deniz mahsulleri, salyangoz, ananas, soya fasulyesi, bazı balıklar ve tavuktur.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 4, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Kategoriler
- Bebek - Çocuk (227)
- Bilgisayar Oyunları (275)
- Bilgisayar Programları (100)
- Biyografi (312)
- Dünya (368)
- Eğitim (838)
- Eğlence (46)
- Ekonomi (512)
- Gündem (1809)
- Hava Durumu (37)
- Hayvanlar Alemi (21)
- İslam (185)
- Kültür - Sanat (117)
- Magazin (245)
- Mizah (76)
- Otomobil (43)
- Oyun Hileleri (34)
- Politika (240)
- Programlama (29)
- Sağlık (821)
- Şarkı Sözleri (1183)
- Sinema (75)
- Spor (850)
- Tarih (75)
- Teknoloji (469)
- Turizm (287)
- Video Klip (88)
- Yaşam (221)
- Yemek (369)
- Yerli Dizi (111)
Reklamlar
Anket
Arşiv - Takvim
En Çok Okunan
- Korkunç ve İğrenç Resimler (31219)
- Fenerbahçe 3 - Sevilla 2 Maçı Bitti (25180)
- Bayer Leverkusen - Galatasaray Rövanş Maçı Saat Kaçta - Hangi Tarihte - Hangi Kanalda (13660)
- Fenerbahçe - Sevilla Maçı Saat Kaçta - Hangi Kanalda (12959)
- Eski Uygarlıklarda Matematik Sayıları (10571)
- Sigara, Alkol ve Uyuşturucunun Zararları? (10556)
- Fenerbahçe - Chelsea Maçı Saat Kaçta - Hangi Kanalda (8999)
- Peter Answers Sorularınızı Cevaplıyor (8990)
- Askere ne zaman gideceğim? Nerede Askerlik yapacağım? (7318)
- Mevsimlerin Özellikleri Nelerdir? (6101)







