İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Osmanlıda Felaket Seneleri
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
1683-1699 büyük savaşına Felaket Seneleri denir. Bu yıllarda Türkiye, tek başına kudretli bir koalisyonla savaşmıştır. Almanya İmparatorluğu, Rusya imparatorluğu, Polonya krallığı ve Venedik Cumhuriyeti, bu koalisyonun büyük devletleridir. Bunlara, Türkiye’nin hemen daimî denecek şekilde harp halinde bulunduğu İspanya krallığı ile bir sürü orta ve küçük boyda devlet de eklenebilir.
En büyük cephe Alman-Türk harbinini cereyan ettiği Macaristan idi. 1684 kuşatmasını savuşturan Budin, 18 Haziran 1686′da Müttefiklerce yeniden kuşatıldı ve çok şiddetli bir savunmadan sonra 2 Eylülde düştü. Şehirdeki (Budapeşte) bütün Türkler kılıçtan geçirildi. Bir kısmı Tuna yoluyla kaçabildi. Budin Beylerbeyisi Vezir Abdurrahman Abdi Paşa, şehitler arasında idi. Şehirdeki 81 cami ve bu adede uygun binlerce Türk bayındırlık eseri temellerine kadar tahrip edildi.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 60, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Duraklama Dönemi
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
III. Mehmet zamaninda Avusturya’ya karsi devam ettirilen savaslarda Egri, Kanije ve Haçova zaferleri elde edilmisse de I. Ahmet (1604-1617), Zitvatorok Antlasmasini imzalayarak (1606), Osmanlinin, Avrupa’daki üstünlügünün sona erdigini bir anlamda kabul ediyordu. Her ne kadar ele geçen topraklar bu anlasmayla Osmanlida kaliyorsa da, artik iki devletin “esit” sayildigi hükme baglanmisti. XVI.yüzyil baslarindan itibaren Avusturya ve Iran’la girilen uzun savaslar, ehliyetsiz idareciler, liyakatin yerini iltimas ve rüsvetin almasi, buna bagli olarak devletin askerî ve iktisadî düzeninin temelini olusturan timar sisteminin bozulmaya baslamasi, devletin güç ve otoritesini, halkin huzur ve asayisini güvenligini sarsmistir. XVII. yüzyila girilirken bu olumsuz sartlar, anarsinin artmasina sebep olmustur. Merkez ve tasra teskilâtinda görülen bozulmalar, pek çok isyanin çikmasini ve dolayisiyla devlet nizaminin sarsilmasini beraberinde getirmistir. Bu isyanlari üç grupta toplamak mümkündür; Tasrada çikan Celalî Isyanlari, Eyalet isyanlari ve Istanbul merkezli kapikulu isyanlari. Celalî isyanlarinin en önemli sebepleri, yukarida da belirttigimiz gibi, devletin uzayan savaslara bagli olarak azalan gelirlerini karsilayabilmek için vergileri artirmasi, timar sistemindeki bozulmalar ve köylünün artan vergilere karsi huzursuzluklari idi. Halkin devlete olan güveninin sarsilmasi, isyancilarin gücünü daha da artiriyordu. Kalenderoglu, Karayazici, Deli Hasan gibi Celâlîlerin isyanlarina, medrese ögrencisi suhteler ve basibos leventlerin isyanlari da eklenince, devlet isyanlari bastirmada oldukça zorlandi. Bu isyanlar yüzünden özellikle Anadolu’da dirlik ve düzenlik kalmadigi gibi, iktisadî durum da oldukça bozulmustur. Yine bu otorite boslugu nedeniyle Erzurum ve Sivas gibi yerlerin valileri ile Yemen, Bagdat, Eflâk, Bogdan gibi bagli eyaletlerin yerli yöneticileri de isyan etmislerdi.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 30, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Osmanlıda Anarşinin Hortlaması Ve Köprülüler
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
IV. Murad’ın yerine kardeşi İbrahim Han (1640-1648) geçti. Onun saltanatı yıllarına Samur Devri denmektedir. Saltanatının ilk yarısı, ağabeyinin devrinin devamı gibidir. İkinci yarısında huzur bozulur ve anarşi hortlar.
Bu hükümdar zamanında büyük ve uzun bir Venedik savaşı başlar. Donanma-yı Hümayun İstanbul’dan hareket eder (30 Nisan 1645). Büyük bir Türk ordusunu Girit adasına çıkartmaya başlar (24 Haziran sabahı). Hanya fethedilir (22 Ağustos). Resmo alınır ve Kandiye muhasarası başlar (7 Temmuz 1647). İpsara’da Venedik donanması ezilir (9 Mart 1648). Ancak Kandiye bir türlü düşürülemez. Bütün Avrupa’dan çok büyük ölçüde yardım alan Venedik Cumhuriyeti Girit’te tutunmak için büyük azim gösterir ve Kandiye kalesini vermez. İki tarafın akıl almaz kayıpları içinde savaş uzayıp gider. Venedik, Ege ve Doğu Akdeniz’de son üssünü kaybetmemek için azimli gibidir.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 41, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Lale Devri
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
Pasarofça Antlasmasi neticesinde ortaya çikan barisi iyi kullanmak isteyen Osmanlilar, artik Avrupa karsisinda savunma durumunda kalacagini anladigindan, Balkanlardaki sinir kalelerini tahkim etme, bölge halkini yaninda tutmak için vergileri azaltma siyaseti uygulamaya agirlik vermekteydi. Damat Ibrahim Pasa, Osmanlilara üstünlük kurmus olan Avrupa’yi her yönüyle tanimak için Avrupa baskentlerine elçiler göndertti. 1718-1730 yillari arasindaki bu dönem, sanatta lâle motifinin islenmesi sebebiyle “Lâle Devri” adiyla anilmaktadir. Bu dönemde matbaa açilmasi, çini ve kumas fabrikasi kurulmasi gibi bazi müspet yenilikler yapilmissa da, III. Ahmet ve saray çevresinin sasali eglenceleri ve harcamalari huzursuzlugu artirmaktaydi. Damat Ibrahim Pasa’nin, Iran’a karsi baslatilan savasta (1722) kesin netice alamamasi ve uzayan savas esnasinda Tebriz’in sadrazamin gizli emriyle Iran’a terk edildigi haberi, muhalefetin harekete geçmesine yetti.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 23, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Osmanlı Yükselme Dönemi
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
Istanbul’un Fethi: II. Mehmet, babasinin ölümü üzerine ikinci kez Osmanli tahtina oturdugunda, devletin ortasinda bir ser adacigi hâlinde kalmis köhne Bizans’i ortadan kaldirmayi öncelikle hedef olarak belirlemisti. Böylelikle Osmanli devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Hedefini gerçeklestirmek için ilkin Sirbistan ve Eflâk ile anlasma imzalayan Fatih, Karamanoglu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. Bizans’a ulasabilecek muhtemel yardimi önlemek için Bogaz’in Avrupa yakasina Rumeli Hisar’ini yaptirarak kusatma hazirliklarini tamamladi. Nihayet kusatilan Istanbul’a karsi 6 Nisan 1453′te kara ve denizden saldiri baslatildi. II. Mehmet, Edirne’de döktürdügü çaginin en güçlü toplariyla Istanbul surlarini karadan sarsarken 18 Nisan’da donanma bütün Istanbul adalarini ele geçiriyordu. Fakat, Haliç’in zincirle kapatilmasi sebebiyle kara ve deniz birlikleri müsterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kusatmanin basarisina gölge düsürüyordu. Nihayet 22 Nisan’da Osmanli donanmasinin karadan Haliç’e indirilmesi gibi müthis bir plânin gerçeklestirilmesi, kusatmanin seyrini degistirmeye baslamisti. Seksen parçalik donanmayi bir anda karsilarinda gören Bizans’in direnme gücü artik kirilmisti. 29 Mayis 1453′teki nihaî harekâtla Istanbul fethedildiginde, II. Mehmet, Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve “feth-i mübin” ile “Fatih”lik serefini elde ediyordu.Bizans’in ortadan kaldirilmasi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açisindan büyük bir öneme sahiptir. Bu fetihle Osmanli Devleti, artik tam bir cihan devleti hâline gelmis, Islâm dünyasi ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmistir. Avrupa için bu fetih çag açip, çag kapayan bir fetihtir. Katolik Avrupa’nin, Ortadoks dünyasiyla bütünlesme çabalari, Istanbul’un fethiyle önlenmis, aksine Balkanlari da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih, kisa zamanda Ortadokslari himayesi altina almistir. Nitekim Papa V.Nikola’nin Türklere karsi harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamis, aksine, Ege adalarindaki halk, Balkanlardaki bazi despotluklar ve prensler Fatih’i Istanbul’un fethinden dolayi kutlayan mektuplar yazmislardir. Papa’nin istegine sadece Almanya, Napoli ve Venedik olumlu cevap vermis fakat onlar da kendilerinden ziyade Sirp, Macar ve Arnavutlari kiskirtarak sonuç almaya çalismislardir.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 34, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Fatih ve Reformları
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
Fatih Sultan Mehmed döneminde İstanbul fethedilmiş ve devletten imparatorluğa geçilmiştir. Bu dönemde, sınırlar oldukça genişlemiş, Osmanlılar iki kıtanın ve iki denizin hakimi durumuna gelmişlerdi. Böyle geniş bir sınıra sahip olan Osmanlı imparatorluğu, içinde bir çok milleti barındırıyordu.
Fatih Sultan Mehmed, fetih siyaseti, imparatorluğun yapısı( birçok milleti içinde barındırması yönünden), devletin sınırlarının genişlemesi ve bu geniş sınırlar içinde merkeze bağlı bir yönetim anlayışı çerçevesinde siyasî, iktisadî, askerî, hukukî ve sosyal açıdan önemli değişiklikler yapmıştır.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 25, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
II. Murad Dönemi
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
1404 Haziran’inda Amasya’da dünyaya gelen Murad, babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)’in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi. Ileride de temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem, idarî, mülkî ve hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir olmustu. Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin bulunduguna isaret etmek gerekir.
Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan Ikinci Murad, hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok uzakti. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin bastirilmasinda oynadigi önemli rol, babasi Çelebi Mehmed’in, oglunun yasina göre vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi belirtilmektedir. Bunun için de hükümdar, oglunun, hükümdarlarin görmesi gereken egitimden geçirilmesini istemis, veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile karsilasmasini arzulamistir. Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi, babasinin tasarilarina da uygun düsüyordu. Genç yasi, yakisikliligi, iliskilerindeki zerafet ve nezaket, gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti, kendisinden daha yasli ve tecrübeli savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten sevmeleri, hem de kudretine saygi göstermeleri, Ikinci Murad’i ordunun yegane hâkimi durumuna getirmisti. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari, oldugu gibi ogluna da geçmisti. Onun manevî etkisine yakisikliligindan ileri gelmis bir tesir de eklenmisti. Velhasil, bir milletin, kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi, tabiatin taci olan yakisiklilik, bütünüyle Ikinci Murad’da toplanmisti.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Fetret Devri Sonrası
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
Fasila-i Saltanat olarak da bilinir. Yildirim Bayezid’in Ankara Savasi’nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle baslayan bu döneme, kardesleriyle girdigi mücadelede basarili olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermistir.
Ankara Ovasi’nda yapilan savasin kötüye gittigini gören Yildirim bayezid’in ogullarindan Süleyman Çelebi, yanina Sadrazam Çandarli Ali Pasa, Murad Pasa ve yeniçeri agasi Hasan Aga ile birlikte kendine bagli olan birlikleri de yanina alarak Edirne’de saltanatini ilan etti.
Savasa katilan diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir’de, Çelebi Mehmed ise Amasya’da kendi hükümdarliklarini ilan ettiler. Yildirim Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur’a tutsak düstüler.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Hakimiyet Mücadelesi
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
Ankara bozgunu, yüz sene zarfinda Anadolu’nun hemen hemen tamamina yakin bir kismi ile Rumeli’nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu. Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli Devleti’nin Rumeli’deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi, onun ne kadar saglam temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. Böyle tehlikeli bir dönemde Balkanlar’da, Osmanli Devleti’ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin görülmemesi, Osmanlilarin, buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne muameleden kaynaklanmaktadir. Müslüman Türkler, Balkanlar’daki Ortodoks halki, Katoliklerin baskisindan kurtarmak, onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. Gerçekten de hiç bir devletin idare tarzi, Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Fetret Devri
Yazar jawscod2 | 20.03.2008 | Kategori Tarih
Osmanli tarihinde, kardeslerin saltanat mücadelisi verdikleri ve 1413 yilina kadar devam eden karisikliklar dönemi diyebilecegimiz “Fetret Devri”, Timur’un uyguladigi bir siyasetin sonucu olarak ortaya çikmistir.
Yildirim Bâyezid, Ankara Savasi’nda Timur’a esir düstügü zaman en büyükleri Süleyman olmak üzere Isa, Mehmed, Musa, Mustafa ve Kasim adlarinda alti erkek çocuga sahipti. Bunlardan besi babalari ile birlikte Ankara Savasi’na katilmislardi. Kasim ise çok küçük oldugundan Bursa’da kalmisti.
Süleyman Çelebi, muharebenin kayb edildigini görünce babasinin emri üzerine Vezir-i Azam Çandarlizâde Ali Pasa, Murad Pasa, Yeniçeri agasi Hasan Aga ve Subasi Eyne Bey ile birlikte yanindaki kuvvetlerle Bursa’ya gelmis, buradan da küçük sehzade Kasim’i alarak büyük zorluklarla Rumeli’ye geçebilmisti. Isa Çelebi, muharebe meydanini terk ettikten sonra Balikesir taraflarinda saklanmis, Mehmet Çelebi Amasya’ya çekilmis, Musa ve Mustafa ise babalari ile birlikte esir düsmüslerdi.
haberin devamı »
Bu yazı toplamda 17, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Reklamlar
Anket
Arşiv - Takvim
Toplam En Çok Okunan
- Korkunç ve İğrenç Resimler (59338)
- www.keyodemeleri.com a Yoğun ilgi - 7 Temmuzda Aktif (50058)
- Fenerbahçe 3 - Sevilla 2 Maçı Bitti (31577)
- http://www.keyodemeleri.com/index2.php (29000)
- Bayer Leverkusen - Galatasaray Rövanş Maçı Saat Kaçta - Hangi Tarihte - Hangi Kanalda (26497)
- 2008 OKS Tercih Okulların Kodları Ve Kontenjanları (23104)
- İlginç Resimler (22889)
- Askere ne zaman gideceğim? Nerede Askerlik yapacağım? (17336)
- 2 ve 4 Yıllık 2008 ÖSS Baraj Puanları (16831)
- Peter Answers Sorularınızı Cevaplıyor (15650)









