Matrix: Path Of Neo

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

1999 yılında sinema dünyasına bir bomba gibi düşen “The Matrix” tam anlamıyla bir efsaneye dönüştü. Wachowsky kardeşler, dinî ve felsefî kitaplardan, mitolojiden parçalar alarak ve bunları çok yaratıcı bir biçimde birleştirerek “The Matrix” efsanesi yarattılar. Ancak serinin 2. ve 3. filmleri olan “Reloaded” ve “Revolutions” ilk film kadar iyi olmamıştı, olamamıştı.

Sinema tarihinde Matrix kadar güzel bir fikir var mıdır merak ediyorum. Yahu kardeşim sen sinema tarihinin herkese örnek olacak, herkese hîtap eden, her yönden başarılı bir filmi yap, sonra da bu fikri o 2 tane rezil film ile sık boğazını öldür. Olacak iş değil doğrusu. Ama yine de bu filmlerde sinemalarda kapalı gişe oynamayı, sayısız ödül almayı başardı. Bu kadar para kazandıran bir filmin yan ürünlerinin, yani çizgi roman, kitap ve video oyunlarının çıkmaması olanaksızdı. Ve 2003 yılında “Enter The Matrix” adlı oyun piyasaya sürüldü. Ancak bu oyun tam anlamıyla rezalet olmuştu. Yine de serinin sıkı takipçileri oyunu “The Matrix” isminin hatırına alıp oynadı. Geçtiğimiz aylarda resmî olarak duyurulan The Matrix: Path of Neo, yapımcıların Enter The Matrix’in tüm kusurlarının kapatıldığı her yönüyle harika bir oyun olan The Matrix: Path of Neo adlı oyunun gelmekte olduğunu söyleyedururken açıkçası benim oyundan fazla umudum yoktu. Enter The Matrix, ve Matrix Online facialarından sonra, ve umduğum gibi de çıktı. Bakalım Matrix:PoN yapımcı ağabeylerimizin dediği gibi bir oyun olmuş mu yoksa her zamanki Matrix facialarından birisiyle mi karşı karşıyayız ? haberin devamı »

Bu yazı toplamda 246, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Mass Effect

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Yeni nesil konsolların çıkmasıyla beraber, PC oyuncularının dışında, önceden çok da etkin olmayan konsol oyuncuları yavaş yavaş çoğalmaya başladı. Bununla orantılı olarak hem konsollar, hem de oyuncular için yeni oyunların gelmesi kaçınılmazdı. Özellikle Nintendo firmasının konsolu Wii ile büyük bir sükse yapması, Sony ve Microsoft firmalarını harekete geçirmişti. Bu iki firmanın da kullandığı silahlardan birisi, yalnızca kendi konsollarına üretilecek oyunlardı.

Mass Effect de bu bahsettiğimiz kategoriye giren oyunlardan bir tanesi. Xbox 360 için özel olarak üretilen oyun, aslında bizi şaşırtmayan bir özelliğe sahip. Bu da yapımcısının Bioware olması.

“Sabreden derviş, muradına ermiş!” haberin devamı »

Bu yazı toplamda 55, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Marvel: Ultimate Alliance

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Activision’ın, Marvel’ın lisansını almasının ardından Raven Software ile anlaşıp X-Men Legends oyunlarını yaptırması, X-Men hayranları kadar, tüm Marvel karakteriyle yakından ilgilenen oyunseverlerin de dikkatini çekmiş ve bu başarılı gidişatın, diğer Marvel karakterlerinin oyunlarıyla devam edip etmeyeceğini merak ettirmişti. Çok geçmeden, birçok Marvel karakterinin yer alacağı bir aksiyon oyunu projesi ortaya atıldı: Marvel: Ultimate Alliance.

X-Men Legends oyunları ve bir Marvel oyununun nasıl olması gerektiğinin herkes tarafından onaylanmış hâli göz önüne alındığında, Marvel: Ultimate Alliance’ın da birden fazla karakterle oynanabilir olup, uzaktan görünümlü, renkli bir aksiyon oyunu olacağı tahmin ediliyordu, nitekim bu durum yayıncı firma tarafından da doğrulandı ve ortaya sürpriz içermeyen bir Marvel oyunu çıktı.

Kanı kötülükle kaplanmış kahramanları ve piyonları “Masters of Evil” ismindeki grubu altında toplayan Dr. Doom, Nick Fury’nin yönetimi altındaki, devasa boyutlara sahip S.H.I.E.L.D. uzay gemisini ele geçirme çalışmalarına başlar ve şerrin ustaları olduklarını iddia eden adamlarıyla geminin etrafını dört bir yandan sarar. Bunun üzerine, iyi niyetli süper kahramanlardan yardım isteyen Nick Fury, aynı zamanda bizlerin de monitör başına geçmemize sebebiyet verecektir. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 113, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Marc Ecko’s Getting Up: Contents Under Pressure

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Kimisi anlamını bile bilmez, kimisi de sadece duymuştur; bazıları görmüş ve hayran kalmış, bazıları da hayatını adamıştır. Ve bir oyun firması var ki, kimsenin aklına gelmeyeni yapıp bu kavramın, graffitinin oyununu yapmıştır. İşte bu firma, son zamanlarda benim en gözde firmam. Yakından takip edenler biliyordur bu firmanın son icraatlarını. İşte bunlardan birkaçı: Matrix: Path of Neo, Crashday, TimeShift, Tycoon City: New York. Dahası var, ama son olarak ortaya çıkan yapımları, denenmemiş bir konu üzerine kurulmuş Marc Ecko’s Getting Up: Contents Under Pressure. Oyun senaryosu, tamamı ile graffiti üzerine kurulu arkadaşlar. Tabiî oyunun kendisi tamamı ile bir aksiyon oyunu. Graffiti, oyunun amacı ama bu amaç için dövüş ve düşman terimleri var. Kısacası, Getting Up, graffitiye hayatını adamış bir adamın hikâyesi. Peki Getting Up -detaya inersek- nasıl bir olay? Bunun birçok cevabı var ve hepsi tek tek açıklanmayı bekliyor.
Bu oyunun adını ilk olarak Yiğit’in yazdığı haberde görmüştüm. Bir graffiti oyununun yakında bizlerle olacağını müjdeliyordu haber. İlk önce oyun görüntülerine baktım ve içimden bir “hobaa” çektim. Ardından oyunun yapımcısı olan Atari’nin sitesini ziyaret ettim. Oyun hakkında verilen bilgiler beni biraz daha heyecanlandırdı. Derken oyun piyasaya sürüldü ve büyük kısımda iyi bir izlenim bıraktı. Bu arada, yasadışı işlere özendirdiği gerekçesi ile Avustralya’da yasaklandı. Sonunda -Yiğit sayesinde- oyun elime geçti. Oyun hakkında yeterli bilgiyi toplayana kadar yazıyı yazmak istemedim. Şimdi yazıyı yazabilirim. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 99, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Mall Tycoon 3

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Yahu arkadaşlar şimdi yazıya direkt girmek istiyorum. Artık bu girişleri yazmaktan sıkıldım. Zaten yazının en zor kısımlarından birisi de bu giriş kısmı, çünkü uzun uzun diye düşünüyorsun nasıl başlasam acaba diye… Ben de bu işe kendimi bildim bileli gıcık olduğum için artık yazılara ani girişlerle başlayacağım, haberiniz olsun. Zaten uzun zamandır sizlerden ayrıyım, kafam da bozuk…

Oyunumuz Mall Tycoon 3. Nedense mall deyince aklıma sürekli Türkçe’de genelde argo olarak kullanılan mal kelimesi geliyor. Ama Allah aşkına haklı değil miyim, çok benziyorlar birbirlerine. Mal, mal mal… Neyse yine geyikte uçmadan ve eşeğin de kuyruğunu kaçırmadan yazımıza ciddi bir şekilde devam edelim.

Oyunumuzu yükleyip girdiğimizde cıvıl cıvıl bir menü bizi karşılıyor. Burada bizim yoğunlaşacağımız esas olarak iki seçenek var.
haberin devamı »

Bu yazı toplamda 44, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Made Man

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Acclaim’in, pek ahım şahım başarılara imza attığı söylenemese de, onlarca projenin ardından trajik bir şekilde oyun dünyasına veda etmesiyle, firma kapanmadan önce ortaya atılan aksiyon oyunu Made Man’in yapımı üzerinde çalışan ekip, projenin iptal olmaması için direnip çalışmalarına Silverback adı altında devam ederek, son resmî emellerine kavuştular ve Made Man’in -sadece Avrupa’da olsa da- oyunculara ulaşmasını sağladılar; fakat bu mutlu sonun, sadece görünürde mutlululuk koktuğunu, oyunun başarısı göz önüne alındığındaysa buram buram hüzün ve “gereksizlik” koktuğunu inkâr etmek, zararlı derecede duygusal davranmak olur.

Fazlaca gereksizlik kokan bir oyun için lafı fazla uzatmaya değmez; Made Man, 60′lı yılların sonunda ve 70′li yılların başında türlü türlü mafya çatışmalarına girip, Vietnam savaşında da yer alan, tüm hayatını “Made Man” olmaya adayan karanlık adam Joey Verola’nın önüne gelen tüm düşmanları ipe dizmesini konu alıyor. Düşmanlarıyla olan çekişmesini değil, düşmanlarını ipe alışını konu alıyor diyorum, çünkü oyunun büyük bir bölümünde “şimdi”yi değil, geçmiş zamanı oynuyoruz. Artık Made Man olan Verola’nın, gayet ukala tavırlarla, kendisine yakın birine nasıl Made Man olduğunu anlatması, anılarda yaşayarak, o güne kadar neler yaşandığını izler gibi oynamamıza neden oluyor. Bu açıdan, daha baştan vasat damgası vurduğumuz bir oyun için senaryonun oldukça sürükleyici göründüğünü söyleyebiliriz; zaten, senaryo sahibi olarak, ünlü yazar David Fisher gösteriliyor, fakat senaryo ne kadar iyi olursa olsun, tutarsız bir oyun yapısı olduğu sürece hiçbir işe yaramayacaktır. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 134, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Madagascar

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Hayvanların konuşması ve akıllı olması her insanın ve özellikle de çocukların en büyük fantezilerindendir. Ama benim değil. Konuşan kedilerin cin olduğunu söylüyorlar da… Aman ağabey desduuur… Ters ayaklı adamlar.. Iyy desduurr!

Activision’un 3 yaş üstü çocuklar için geliştirdiği aksiyon-macera oyunu “Madagascar”, çocukların yaz tatilini şenlendirecek cinsten. Tabii çocuğunuz eline plastikten yapılmış oyuncak silahlar alıp Kurtlar Vadisi izlemek yerine, sabah erken kalktıktan sonra sütünü içip çizgi-film izliyorsa… Sünger Bob Kare Pantolonu öneririm hehe… haberin devamı »

Bu yazı toplamda 50, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Loki

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Uzun yıllar, Seth, aşağı Mısır’ın; Horus da yukarı Mısır’ın hâmisiydi. İki ülke birleştikten sonra, Seth ve Horus beraber taç giydi, firavun olarak gösterildiler. Fakat yukarı Mısır, aşağı Mısırı fethettikten sonra, Güney’in firavunları sıklıkla Horus’un (yukarı Mısır’ın tanrısı) şeytanî düşmanı Seth olarak portrelendiler.

Seth, erkek kardeşi Osiris’i öldürmesi ile ünlüdür; aynı zamanda onun oğlu Horus’u da öldürmeye teşebbüs etmiştir. Horus yaşamış, babasının ölümünün intikâmını almış ve Seth’i sonsuza kadar çöle sürgüne yollamıştır. Böylece Seth çorak çöller ile anılır.

Aradan geçen onca yıldan sonra bir gü, Seth’in mezarı sessizliğini bozar. Yükselen ayak sesleri tabuta vardığında son bulur ve Seth, artık özgürdür!” haberin devamı »

Bu yazı toplamda 41, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Knights of the Temple II

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Eski çağlarda yaşamak, bir şövalye olmak isterim. Elimde kılıcım, üstümde zırhım. Kim kesecekmiş beni şaşarım?! Baktım geliyor düşman. Bunlar mı yenecek bizi bacak kadar kılıç ve boylarıyla (aslında bacak kadar bir kılıç pek te kötü değil =))? Hadi ordan sallama sen de… Fakat düşman daha yaklaşyığında fark ettim ki, bunlar bacak kadar boylara sahip değil. Hatta sıradan bir şövalye bile değiller. Pek çok aksiyonun ortasında bulunmuş olan Tapınak Şövalyeleri bunlar! E napacaz o zaman ağabey? Yardım et bana n�olur. Baksana benim kılıca, bir de onlarınkine… Yandık anam, resmen yandık vallahi. Oğlum tapınak kaçkınları desek daha doğru olur bunlara. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 58, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kill Switch

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Belki de son zamanlarda oynayıp da zevk aldığım nadir aksiyon oyunlarından bir tanesi olan Kill Switch’i az önce bitirip bu yazıyı yazmaya hak kazanmış bulunmaktayım.. oyunda devamlı hafıza gel – git leri yaşayan ve beyni yıkanmış olarak, kendisine verilen görevleri yerine getirmeye çalışan Bishop’u yönetiyoruz ki; Bishop’un, X – men’deki Bishop kadar acımasız olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim..

Her her level başlangıcında “ say my name” olarak karşımıza bir şey geliyor ve küçük hatırlatmalar yaşıyoruz.. Bu hatırlatmaların sonucunda ise aslı’nda kötü bir adam olduğumuzu öğreniyoruz.. oyunun ilk level’inde Irak’lılarla çarpışıyoruz. Bol katliam yaptıktan sonra hedefimize doğru gidiyoruz.. haberin devamı »

Bu yazı toplamda 61, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Sayfa 82 Toplam 128« İlk...«8081828384»...Son »



Kapat
E-posta ile paylaş