Diyologun bilim kurgusu: 2037

Yazar jawscod2

Yıl 2037. Aylardan Nisan, günlerden Cuma. Bir ikindi vakti. Kur’an-ı Kerim’in Asr suresinden ilham alınarak mı bu vakit seçilmiş bilemiyoruz ama Roman bu tarih ve saatte Proje Yönetim Ekibinini Başbakanla yapılan görüşme sonrası apar topar Washington’a çağrılması üzerine şüpheye kapılan bir bilim adamının elindeki çipi ’siyonizmin emelleri’ adlı bir kitabın arasına saklayarak üsten kaçması ile başlıyor. Sonra Müslüman bir din görevlisi ile buluşuyor. Aralarına bir de gazeteci alan üçlü, Ortadoğu’yu adım adım Armegedon’a götüren bir süreçte ilginç bir maceraya dalıyor…

Nesil Yayınlarının 2037 2037 İsa Mesih Döndü mü? adlı eseri bir süredir Fantazya’nın ve Kurgu edebiyatına politik kurgularla giriş yapan Müslüman yazarların şu ana kadarki en ciddiye alınır Bilim Kurgu denemesi…

Dinsel Bilim Kurgu’da doğal olarak Tanrı’nın varlığını sorgularken olmama ihtimalini öncelleyen Batılı bilimkurgucuların aksine Varoluş felsefesi ışığında “kehanetlerin” nasıl vücut bulabileceği sorusu ön plana çıkıyor. Aslında Batıtada bu tarzın bir hayli örneği bulunmakla birlikte diğerlerinin yanında sönük kaldıkları için pek dikkate alınmıyorlar. Türkiye’de ise zaten Bilim kurgu konusunda kalem oynatan sayısı bir elin parmaklarını geçmediği için şansı ne olacak, tartışmalar hangi düzelde gelişecçek onu tahmin edemiyoruz…

Asırlardır Müslümanlar ve Hıristiyan cemaatler tarafından sorulmakta olan sorular romanının ana iskeletini teşkil ediyor. Hz. İsa (a.s.) kıyamete yakın tekrar yeryüzüne dönecek mi? Hangi görevle dönecek ve neler yapacak? Onu nasıl tanıyacağız? Hangi topluluk içerisinde çıkacak ve kimlerle neler yapacak? Kendisine karşı tutumumuz ne olacak?
.
Hıristiyanlar inançlarında bu durumu bildiren mesajlar olduğu için Mesih’in döneceği dair şüpheleri yok. Müslümanların da büyük bir bölümü bu beklentiyi faklı nüanslarla da olsa onlarla paylaşıyor. Zira çok sayıda hadis-i şerif’in Hz. İsa’nın (a.s.) kıyamete yakın dünyaya dönüşüne işaret ettiğine inanılıyor.

Kitabın önsözünü bilimsel buluşları inanç ışığında yorumlayan ve inancı bilimsel kalıplarla ifade etmeye çalışan, eserleri yüzbin satış rakamına ulaşmış ünlü yazar Dr. Muhammed Bozdağ yazmış.

Dr. Bozdağ, “Elinizdeki kitap bir gelecek kurgusu. Elbette mutlak gerçeği ifade edemez; ama ayet ve hadislerden yola çıkarak ciddi öngörülerde bulunuyor ve kitaptaki birçok sahnenin gerçekleşme ihtimali oldukça yüksek. İşte bu yüzden Zafer Yılmaz’ın bu konuyu işleyen kitabı konuyla ilgili nakillere de yer veren ilginç bir öngörü ve bence oldukça iyi hazırlanmış bir eser. Bu kitap ayrıca, biz Müslümanlara da, Hıristiyanlara da büyük bir ışık tutuyor. Tahmin ediyorum kitaba önemli eleştiriler gelecek. Ancak kitap yazarın yorumuyla ve hayal gücüyle başarılı biçimde yoğrulmuş. Ama ciddî gerçeklikleri de içinde barındırıyor. Zafer Yılmaz’ı bu kitabı vesilesiyle kutluyor, eserin hayırlara vesile olmasını diliyorum” diyor…

Romanın Kısaca Konusu

Yıl 2037’i yaklaşırken, Amerikalı bir grup bilim adamı kendilerini çok garip bir çalışmanın içerisinde bulur. Amaç görünürde Mars’ta insan yaşamının mümkün olup, olmadığını ortaya çıkarmaktır. Çocukluğundan itibaren tecrit edilmiş ve hafızası silinmiş bir insan, bu işte denek olarak kullanılacaktır. Bu insan Mars’ta büyütülecek ve beynine yerleştirilen özel yongalar sayesinde yaşamı, bilgileri kontrol edilebilecektir.

Fakat bir süre sonra işin rengi değişmeye başlar. Bilim adamlarından oluşan grubun başkanlığını yapan Trend, olayların hiç istemedikleri bir yere doğru gitmeye başladığını fark eder. Bir insanın beynini ve hayatını bu denli kontrol etmek ne kadar doğrudur? O insanın hayatını istediği gibi şekillendirmekle kötü niyetli insanlar neler elde edebilir?

Bu soruları sormaya başlamasıyla görevden alınması ve ortadan kaybolması birbirini izler. Çok yakın bir zaman içinde proje grubundaki bütün bilim adamları da bir kazaya kurban giderler. İçlerinden yalnız asistanı Henry hayatta kalır ve Trend’in ona bıraktığı bir yonga eşliğinde bütün olayları çözmesi gerekir.

Henry bu sırları, peşindeki katillerden kaçarak çözmeye çalışırken, Müslüman bir aileyle yolları kesişir. Ailenin babası olan İmran, bir din görevlisi olmakla birlikte, çok da zeki bir insandır. Sırların birer birer açığa çıkmasında Henry’e ve Trend’in eski eşi gazeteci Carla’ya yardımcı olacaktır.

Olaylar, cinayetler ve amansız takip içinde geçen günler boyunca Henry hep şu soruyu sorar: Devlet bu deneyi aslında ne için yapmak istemişti? Bir insanın beynine ve hayatına hükmetmek bir devlete neler kazandıracaktı?

Ve bir gün bütün bültenler heyecan içinde aynı haberi duyurmaya başlarlar dünyaya;: “Birçok din ve mezhep grubunca gelmesi beklenen İsa, aramıza döndü. Evet, Amerika Başkan’ın ağzından doğrulanan bu haberle ilgili ayrıntıları veriyoruz…”

Oyun artık ortaya çıkmıştır.

Peki, Müslüman bir din görevlisinin, bir bilim adamının ve bir gazetecinin gücü bütün bu işlerin akışını değiştirmeye yetecek midir?

Aksiyon yönü pek güçlü olmamakla birlikte, bilimsel ve teknik kaygıları ön planda tutan farklı bir deneme. Türün hayranlarının, Mesih konusu üzerine gerek dini. gerek bilimsel sorgulamaları merak edenlerin ve hele de ‘ne olacak bu Ortadoğu’nun hali?” sohbetlerini sevenlerin listesine eklemesinde fayda var…

Bu yazı toplamda 42, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Bu konularda ilginizi çekebilir


Aradığınız konu hakkında yeterli içeriği sitemizde bulamadıysanız, aşağıdaki kutucuklardan google ve yahoo arama motorlarında arama yapabilirsiniz.
Google
 

CommentYorum

*
Dikkat! Gönder butonuna basmadan önce, aşağıdaki kutuya yan resimdeki kelimeyi yazınız. Resimdeki yazıyı okuyamıyorsanız, üzerine tıklayarak ses ile harfleri dinleyebilirsiniz. Yorumunuz için teşekkür ederiz.
Click to hear an audio file of the anti-spam word