Doğal kaynaklar

Yazar jawscod2

Ham petrol ve doğal gaz: Son yıllarda, yeni petrol sahalarının keşfedilememesi ve mevcut petrolsahalarının da eski olması nedeniyle, ham petrol üretimi sürekli olarak düşüyor. 2001 yılında hampetrol üretimi, 2000 yılına göre %7.2 azalarak, 2.6 milyon ton düzeyinde gerçekleşmiştir. Aramaçalışmalarından olumlu sonuçlar alınamaması halinde, ham petrol üretiminin önümüzdeki yıllarda daazalarak seyretmesi bekleniyor. 2001 yılı ham petrol ithalatı, ortalama 24.5 dolar/varil fiyatla, 23.1milyon ton olarak gerçekleşmiş.Doğal gaz üretimi, Kuzey Marmara sahasının 1997 yılında devreye alınmasıyla birlikte önemli ölçüdeartarak, 2000 yılında 639 milyon m3’e ulaşmış. Ancak kullanılabilir rezervin azalması nedeniyle, 2001yılında doğal gaz üretimi %51 azalarak, 312 milyon m3’e inmiştir.2001 yılında 16.4 milyar m3 olarak gerçekleştikten sonra, 2002 yılında da 17.7 milyar m3’e tırmanandoğal gaz ithalatının, imzalanan uluslararası doğal gaz alım anlaşmaları nedeniyle artarak devamı ve2003 yılında 23 milyar m3’e ulaşması bekleniyor.Özellikle petrol aramaları, zor coğrafyalarda ve yüksek maliyetli olduklarından ciddi ihmale uğramışdurumda. Doğal gazla birlikte petrol aramalarına çok daha fazla kaynak ayırmak gerekiyor. Taşkömürü: Türkiye taşkömürü rezervi, 560 milyon tonu görünür olmak üzere, toplam 1.35 milyar toncivarında. Isıl değeri 13.8-28.4 MJ/kg arasında. Üretimi Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) tarafından,Zonguldak havzasındaki 5 işletmede sürdürülüyor. Bu işletmelerden Kozlu, Karadon ve Üzülmez’dekoklaşabilir, Amasra ve Armutçuk’ta ise koklaşmaya uygun olmayan niteliklerde kömür üretimiyapılıyor. Kurumun 1990’da 2.75 milyon ton olan üretimi, 2001’de 2.36 milyon tona gerilemiş. Üretimdeen önemli sorunu, doğal şartlar nedeniyle havzada karlı bir işletmecilik yapılmasının mümkün olmayışıoluşturuyor.Dolayısıyla, ülkede tüketilen taşkömürünün büyük bir bölümü ithal ediliyor. Özellikle, demir çelikfabrikalarında kullanılan yüksek ısıl değerli taşkömürü bu yolla karşılanıyor. 2001 yılındaki ithalatmiktarı 8 milyon ton, değeri ise 288 milyon dolar. Ve bu durum, yeni rezerv arayışlarına hız verilmesigerektiğine işaret ediyor.Jeotermal: Türkiye dünyadaki jeotermal ısı kullanımı ve kaplıca uygulamalarında, Çin, Japonya, ABDve İzlanda’nın ardından 5. sırada geliyor. İspatlanmış termal kapasitesi 3,173 MWt, muhtemelpotansiyeli ise 31,500 MWt dolayında.Türkiye’deki jeotermal enerji kullanımı halen; şehir, konut, termal tesis, sera vb. uygulamalardakitoplam 665 MWt’lık 61,000 konut eşdeğeri merkezi ısıtma ve, 327 MWt’lık 195 adet kaplıca kullanımıolmak üzere, toplam 992 MWt doğrudan ısı kullanımı ve 17.5 MWe’lik elektrik üretimi şeklinde.Güneş: Türkiye, 36-42 oN enlemleri arasında yer alan coğrafi konumuyla, güneş kuşağı (±40°)içerisinde bulunuyor. Yüzeyine yılda düşen güneş enerjisi miktarı 977 x 1012 kWh kadar. Teknikpotansiyeli 500, ekonomik potansiyeli ise 25 Mtep/yıl olarak tahmin ediliyor. Güneş enerjisindentoplayıcılar vasıtasıyla ısı üretiminde önde gelen ülkeler arasında. Ancak bu potansiyel, elektriküretiminde henüz kullanılmıyor.Rüzgar: Türkiye’nin rüzgar enerjisi açısından yaklaşık 400 milyar kWh/yıl brüt ve 120 milyar kWh/yılteknik potansiyele sahip olduğu tahmin ediliyor. Ancak bu rakamların kesinleşmesi için ayrıntılı rüzgarharitalarının tamamlanması gerekiyor. Halen, Çeşme, Çeşme-Alaçatı ve Çanakkale-Bozcaada’dakurulu toplam 19MW gücünde 3 adet rüzgar türbini çiftliği bulunuyor. 2002 yılı sonu itibariyleTürkiye’de rüzgar enerjisinden elektrik üretimine yönelik yapılan başvuru sayısı 62 olup, bunlarıntoplam kurulu gücü yaklaşık 1.8 GW kadar.Biyokütle: Türkiye’de biyokütle enerjisinin kullanımı, ağırlıklı olarak klasik yöntemlerle gerçekleştiriliyorve modern yöntemlerin bu alandaki payının artırılmasına çalışılıyorToryum ve uranyum: Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) tarafından yapılan uranyum ve toryumetütleri sonucunda, Sivrihisar ilçesinin kuzey batısında Kızılcaören, Karkın ve Okçu Köyleri arasında15 km2’lik bir sahanın toryumun yanı sıra nadir toprak elementleri de içerdiği saptanmıştır. MTA’nın1977 yılında hazırladığı, “Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören Köyü Yakın Güneyi Bastnazit-Barit-FloritKompleks Cevher Yatağı” Nihai Etüt Raporu sonuçlarına göre bölgedeki cevherin ortalama tenörü%0.2 ThO2 olup, toplam rezerv yaklaşık 380,000 ton civarındadır.Bugüne kadar yapılan aramalar sonucunda bulunan ve büyük kısmı Sorgun, Köprübaşı ve Demirtepesahalarında olan uranyum cevherlerinin toplam rezervi 9129 tondur ve cevherin tenörü de sahayabağlı olarak %0.04 ila %0.1 (U3O8) arasında değişmektedir..Madencilik:Madencilik sektörüne genel olarak bakıldığında; Cumhuriyet’in ilanını izleyen dönemde sağlananönemli ilerlemelere rağmen, Türkiye hiç bir zaman bir madencilik ülkesi olarak tanımlanabilecekkonumda olmamış ve madenciliğin ülke ekonomisi içindeki yeri sınırlı düzeyde kalmış. Bu durumülkenin maden kaynaklarının, çeşitlilik yönünden zengin olmakla birlikte, rezerv yönünden sorunluolmasından kaynaklanıyor.Ülke, bor ve linyite ilave olarak; mermer, trona, barit, krom, manyezit gibi madenler açısından dikkatedeğer rezervlere sahip. Buna karşın; petrol, doğal gaz ve taşkömürü başta olmak üzere, özellikleenerji hammaddeleri alanında kendine yeterli olmaktan uzak. Ayrıca mevcut demir cevherlerininbüyük çoğunluğunun düşük tenörlü oluşu ve bu nedenle değerlendirilememesi, bu tip madenleryönünden dışa bağımlılığı artırıyor.Ülkede halen 50’nin üzerinde madenin üretimi yapılıyor. En önemli üretim kalemi linyit. Diğer önemliüretim kalemleri arasında bor tuzları, mermer, manyezit ve diğer yapı malzemeleri geliyor.Son yıllarda artış sürecine giren sektör ihracatı, 2000 yılında %4.2 artarak 400 milyon doları bulmuş;ancak 2001 yılında bir önceki yıla göre %16 azalarak, 335 milyon dolara gerilemiş. En önemli ihracatkalemleri, başta bor tuzları olmak üzere; mermer, krom, manyezit, feldspat ve bakır.Madencilik ithalatı içinde en ağırlıklı kalemler ham petrol ve doğal gaz olup, ardından taşkömürü, fosfatve demir geliyor. 2000 yılında 7.105 milyar dolar olarak gerçekleşen madencilik sektörü ithalatı içinde,ham petrol ve doğal gazın payı %87 olmuş. İthalat 2001 yılında, bir önceki yıla göre %7.3 azalarak,6.583 milyar dolara inmiş.Sektörün son yıllardaki durumuna bakıldığında;

Bu yazı toplamda 104, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Aradığınız bu haberimizde yoksa, alttaki kutucuğa yazarak google yada sitemizde arama yapmak size yardımcı olabilir.
Google
 

CommentYorum


Kapat
E-posta ile paylaş