İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Doğu ve Batı
Yazar Hüseyin Hatemi
7 Nisan Pazartesi günü Düsseldorf’dan Zürich’e giderken uçakta Tüsiad’ın bir dergisini okuyorum. Önde gelen Alman yöneticileri ve iş adamları; Türkiye’nin AB’ne üyeliği konusunda içten ve kesin açıklamalar yapıyorlar. Ardından, Eindhoven’de bana verilen “Doğuş” dergisine bakıyorum. “Hollanda’da aşırı sağcı lider Geert Wilders’in” Fitne filminin yankıları sürüyor. Bu arada, Batı’da “irtidad” tahrikleri de baş gösteriyor. Geçenlerde, 23 Mart’a rastlayan Paskalya gününde bir Mısır asıllı İtalyan gazetecinin İslâm’ı terkederek vaftiz edilmesinin Papa eliyle gerçekleşmesi gösterisi de, doğrusu; güzel bir davranış olmadı. Bu “eski-müslüman”, hiçbir açıklama yapmaksızın vaftiz edilmekle yetinse idi, bu mesele kendisi ile Allah arasında bir mesele olurdu. Ne var ki İslâm’ın “şiddet dini” olduğuna ilişkin teraneleri şeytan kafesinden terennüm etmeyi de ihmal etmedi. AB ile Türkiye’nin ve diğer “İslâm Konferansı üyelerinin” dostça ilişkiler içinde olmasını “Büyük Şeytan” elbette istemiyor. Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde İslâm’a karşı -yerine göre- korku, sevgisizlik, kin ve nefret körükleniyor. Batı’da “İslâm korkusu” veya “İslâm Düşmanlığı” sahipleri bunu açıkça söylerlerken, bizde apaçık İslâm karşıtlığı yapanlar bile, kendi yaptıklarının “vatanseverce bir uyanıklık” olarak nitelenmesini, eleştirilmelerinin ise lâikliğe aykırılık suçu olarak cezalandırılmasını dayatıyorlar.
Doğuş dergisinden öğrendiğime göre; Hollanda Devlet televizyonunda, İslâm’ı terk eden bir İran asıllının, Selman Rüşdî’den geri kalmayan bir çizgi filmi yayımlanmış. Filmin iğrençliği ve korkunçluğunu burada açıkça ve ayrıntılarıyla yazmak istemiyorum. Müslümanlar benzer bir filmi İsa Mesih için yapmayı ve göstermeyi düşünemezler bile. “Son iğva” (Günaha Son Çağrı) filmi gösteriye konduğunda İran bu filmi kınamış ve İran’da gösterilmesini yasaklamıştı. Hristiyanlığın mukaddesatını hedef alan saldırılar, müslüman din bilginleri ve aklı başında müslümanlar tarafından da kınanırlar. Böyle olmasaydı da -Allah’a sığınırız- İran asıllı mürteddin iğrenç filmine benzer bir film, Hristiyanlığa karşı bir tutumun sonucu olarak Türkiye Devlet Televizyonunda yayımlansa idi, müslümanlar da Hristiyan ruhanî önderlerinin protestolarına katılmada tereddüd etmezlerdi. Bütün kudurmuşca düşmanlık tezahürlerine rağmen: Fahr-i Kâinat, Mefhar-i Mevcûdat, Rahmeten lil-Âlemîn, Allah’ın Sevgilisi olma gerçeğini kimsenin değiştiremediği ve değiştiremeyeceği Resûl-i Ekrem’e (S.A.) yönelen denâetlere gelince, niçin “sanat ve düşünce özgürlüğü”nden söz ederler?
Spiegel Special, 2/2008′de de “Islam ve Almanlar” konusu ve artık bıkkınlık veren “Allah im Abendland” (Allah Batı’da) başlığı seçilmiş. Kaç kez yazıldı ve söylendi ki, Goethe’nin de çok iyi anladığı ve söylediği gibi, “Doğu da Batı da Allah’ındır”. (Ve Lillah-il-Maşrıkı vel-Mağrib). Allah, Hristiyanların Tanrısı’ndan ayrı bir ilâh değildir. Arap hristiyanları, Süryanî hristiyanlar, Maltalılar bunu gayet iyi bilirler. Goethe’den önce de Batılı hristiyanlar bu gerçeği biliyorlardı. İran İslâm Inkılâbı’ndan sonra, İslâm ve Avrupa yakınlaşmasından son derece rahatsız olan Şer güçleri, bu yakınlaşmayı engellemek ve önlemek için ellerinden geleni ardlarına koymadılar ve koymuyorlar. 2001′de Charta Oecumenica’yı ilan eden Avrupa kiliseleri ve bu metne dayanarak ortak ilkeler tesbit eden Avrupa parlamentosu hristiyan partilerinin bu eğilimleri Şer güçleri ittifakınca çok tehlikeli bir gelişme olarak görüldü. 11 Eylül Şeameti tertip edilerek Afganistan ve Irak’a girildi. Charta Oecumenica’nın öncülüğünü yapan “ekümenik Ortodoks patrikhanesi”ne haddi bildirilmek için Türkiye’de patrike karşı tertipler düzenlendi, desteklendi ve “ekümenik” terimine karşı ulusalcı çevreler fena halde “şartlandırıldı”. Bir yandan da Batı’da İslâm düşmanlığı kışkırtıldı. Bizde çok daha beyni yıkanıp akıl ve mantıktan yoksun hale getirilmiş kimseler bulunduğu için, Şer güçleri, “bir taşla iki kuş” vurma hevesiyle, “İslâm düşmanlığı” ile “hristiyan düşmanlığı”nı aynı kafalarda birleştirebiliyor ve İslâm’ı “Haçlı İrtica” olarak niteleyebiliyorlar. Batı’da, “mürteddler” sadece İslâm düşmanlığı için kullanılıyor ve ırkçılar da yine sadece İslâm’a karşı şartlandırılıyor. Spiegel Special’i açınca, daha başlangıçta, Mina Ahadî’nin “niçin Hürriyet uğruna ve İslâm’a karşı savaştığını” ilan eden bir kitabının reklamıyla karşılaşıyoruz. Kitabında, İslam’ın (İslamismus) niçin Almanya’da bir “tehlike” olduğunu, ve niçin Almanya’da “bizim” (Alman hristiyanlar, ve İslam’dan dönenlerin) bir İslam “paralel toplum”una müsamaha etmemesi gerektiğini anlatıyormuş. Kitab’ı görürsem inceleyecek ve Azîzan’a daha fazla bilgi vereceğim.
Kutlu Doğum merasimi için Eindhoven’e giderken ülkemizde de Arsel ve Gürsel kitaplarının reklamıyla karşılaşmıştım. Allah’ın Nuru söndürülemez ve kimse bizi Nebiyyi Mürsel’den Arsel ve Gürsel edebiyatına döndüremez.
Kur’an-ı Kerim’in Ehl-i Kitab’a yönelttiği Tabiî Hukuk ve Evrensel Ahlâk üzerinde işbirliği teklifi de yürürlüktedir. Ne bekliyoruz ey Azîzan?
Bu yazı toplamda 87, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bu konularda ilginizi çekebilir
Aradığınız konu hakkında yeterli içeriği sitemizde bulamadıysanız, aşağıdaki kutucuklardan google ve yahoo arama motorlarında arama yapabilirsiniz.
Yorum
Ayarlar
-
Nisan 9, 2008
-
Gündem
-
Yorum yapılmamış
-
RSS Yorumları
-
Del.ico.us
-
Digg!




