Güllük - Milas

Yazar jawscod2

Milas-Bodrum yolu üzerinden sağa ayrılan 8 km’lik yol sizi Güllük’e ulaştıracak. Bodrum’un kalabalığından hoşlanmayan tatilciler için yanıbaşında daha sakin bir tatil olanağı sunuyor Güllük. En azından şimdilik böyle. En sessiz, en ücra yerlerin bile birdenbire “keşfediliverip” yazlık konut saldırısına uğradığına, bir kaç yıl içinde tanınmaz hale geldiğine siz de tanık olmuşsunuzdur. Bakalım, yaşayıp göreceğiz.

Güllük bir liman kasabası. Limandan çevrede çıkarılan boksit madeni ihraç ediliyor. Zaten yolda boksit taşıyan kamyonları göreceksiniz.

Mandalya Körfezi ve Asin Koyu çevresine yerleşmiş kasabanın sahili balıkçıları, kahveleri ve lokantaları ile sevimli bir balıkçı köyü özelliğini koruyor. Sahilden hemen sonra yükselen tepelere yerleşmiş oteller ve evler bu topografik özellikten dolayı hep deniz görüyor.

Kentin kuzeyine kurulu dalyanda ve denizde iyi balık çıkıyor. Lüfer, kefal ve en çok da yılan balığı avlanıyor. Sahil lokantalarından birine oturup yılan balığı ziyafeti çekebilirsiniz. Adının “yılan” oluşu sizi itmesin, lezzetlidir. Çevrede kültür balıkçılığı da yapılmakta, çipura ve levrek yetiştirilmektedir.

Kent merkezine 6 km. uzaklıkta, güneydoğu yönünde Kemikler Köyü’nün yakınında iki tepe üzerine kurulu Karia kenti Margylia’nın kalıntıları bulunmaktadır. Yörede Varvil adıyla bilinen antik kentin kuzeyindeki tepede surlar ve küçük bir tapınağın kalıntıları görülmektedir. Doğuda ise tiyatro ve odeon, güneydeki tepede Bizans kalesinin kalıntıları bulunuyor.

Güllük’te komşusu Bodrum gibi bölgeye özel tekneler (gulet) yapılan tersaneler var. Bunların görünüşü güzel ama limandaki şileplerin yarattığı görüntü için aynı şeyi söylemek zor.

İASOS -Kıyıkışlacık

Güllük’ten dolmuş motorları ile veya karayoluyla Milas yolundan ayrıldıktan sonra 18. km’de ulaşacağınız Kıyıkışlacık Köyü’nde köyle iç içe bir antik kent göreceksiniz: İasos. Köylüler patikaları kestirme yol olarak kullanıyorlar, keçiler otluyor, eşeklerini bağlıyorlar. Köy dar girişli dalgakıranla korunan bir doğal limanın kıyısına kurulmuş.

Girişte antik kenti göreceksiniz. Ören yerinin girişinde plan ve açıklayıcı bilgilerin yer aldığı tanıtım tabelaları ihtiyacı karşılamaya yetiyor. Ören yerlerinde görmeye alışık olmadığımız kadar da şık. Argoslu kolonistlerin kurduğu kente sonra Milet’ten göçmenler gelip yerleşmişlerdi. Kentin baş tanrıları Apollon ve Artemis idi. Dionysos adına da festival düzenleniyordu. Kent bu festivalleri ile müzik ve tiyatro merkezi olarak tanınıyordu.

Ören yerinde görülebilecek kalıntılarla ilgili bilgi ise şöyle:

Çevresi Roma döneminde sütunlu portiko ile belirlenen agoranın batı kenarında bir odeion, heykelinin yağmurdan ıslanmadığına inanılan Artemis tapınağı yeralıyor.

Zeus Megistos tapınağı, kentin doğu yüzünde çeşitli yazıtlar, bir adak yapısı ve adak steli dizisi aracılığıyla saptanmış kutsal yere sahip. Tiyatro, Zeus tapınağı alanının üstündedir. Epikrates oğlu Zopatros tarafından Roma çağında onarılan yapı, Hellenistik geleneklere göre kurulmuştu. Tiyatro duvarlarındaki yazıtlar, oyuncular, müzisyenler ve bu etkinliklere destek veren kişilerin adlarını yansıtmaktadır. Kentin en üst noktasındaki kale, Hıristiyanlık döneminden kalmadır. Tepe noktasından Kıyıkışlacık koyu içinde suların üstünde bir bölümü bulunan mendirek-fener yapısı izlebilir. Batıdaki kayalık düzlemde ise kenti karadan koruyan uzun duvarlar bulunmaktadır.

Kıyıkışlacık köyünde konaklamak isterseniz çok sayıda pansiyon var. Ama denize girmek için iyi bir plaj bulamayacaksınız.

Bargylia

Milas-Bodrum karayolundan, 20. kilometrede ayrılan Boğaziçi yoluya ulaşılır. Kent öreni bir zamanlar deniz kıyısındaydı. Önündeki bataklık ise Osmanlı döneminde tuzla olarak kullanılmış. Kentin adı, halk dilinde Varvil’dir. Bellorophontes adlı kahramanın kanatlı atı Pegasos’un çiftesi ile ölen arkadaşı Bargylos’un anısına kurdurmuş olduğu ilkçağ yazarlarınca bildiriliyor. Karya dilinde kentin adı Andanos idi. Karşı dağlarda Kemikler köyünde bulunan Artemis Kyndias tapınağı kentin kutsal alanıdır. Kent öreni Bizans döneminde yapılmış düzenlemelerle bir savunma hisarına döndüğü için yapı malzemeleri bu duvarlarda karşımıza çıkar. Kuzeye bakan Hellenistik tiyatro ve tapınak alanları bir keşif gezisi gerektirir

BOĞAZİÇİ KÖYÜ

Hem Bodrum’un keyfine katılmak hem de iyice dinlenmek istiyorsanız böyle bir yer var.

Boğaziçi tam bir balıkçı köyü. İstediğiniz zaman Bodrum’un eğlencesini yaşarsınız. Ertesi günü sakin bir ortamda yorgunluk atarsınız..Bodrum’a 30, Milas’a 25 km. Bodrum’dan Güllük ayrımına gelmeden Shell’in yanından sola dönüyorsunuz. Burası Tuzla sapağı. 2 km’lik asfalt yol sizi köye ulaştırıyor.

Boğaziçi’nin eski adı Bargliya bir efsaneden geliyor. Kahraman Bellerofo’nun kanatlı atı Pegasos’un çiftesi ile sahibinin en yakın arkadaşı Bargylos’u öldürmüş. Bellerofo sevgili arkadaşının öldüğü bu yere onun adını vermiş, Antik kentin sur kalıntıları, tiyatrosu ve tapınağı, sunağı, odeonu ile kilise, hamam kalıntılarını görebilirsiniz. Ama düzenli bir kazı yapılıp kent bütünüyle ortaya çıkarılmış değil.

Çevresi zeytinliklerle çevrili masmavi güzel bir koyu var. Eskiden tuzlaları varmış, çevrenin bütün tuzu burada üretilirmiş. Şimdilerde tuz havzaları kaderine terkedilmiş. Ekilip dikilecek toprağı da olmadığı için köylüler ekmeklerini denizden çıkarıyorlar. Köyün hemen tümü balıkçılıkla uğraşıyor. İyi balık yapan körfezdeki balık yavrularının toplanıp balık çiftliklerine satılması köyün balıkçılığını tehdit ediyor. Yaşlı balıkçıları dinlerseniz bir zamanlar buranın nasıl bir balık yatağı olduğunu öğrenirsiniz. Gene de iyi ve taze balık yiyebileceğiniz lokantalan var. Çipurası, levreği bol, denize kurulan balık çiftliklerinden canlı balık da satın alabilirsiniz. Yakalanan balıklar denizde çevrilmiş havuzlara atılıyor ve büyütülüyor. Balığın yanında kendi ürettikleri has zeytinyağı, kekik, sarımsak ve karabiber ile hazırlandıkları özel sosla tadlandırılmış bir salata veriyorlar ki tadına doyum olmuyor. Zeytinyağını beğendiyseniz dönerken götürmek üzere satınalabilirsiniz. Boğaziçi aynı zamanda, bir kuş cenneti. Kuğular, flamingolar, pelikan ve yaban ördekleri, ne ararsanız var. Kuşlar da kimi gaddar avcılar yüzünden tehlikede. Özel bir koruma da olmadığı için denetim sağlanamıyor.

HERMİYAS VE YUNUS BALIĞI

Efes Müzesi’nde bulunan yunus balığına binmiş çocuk heykelinin Güllükte geçen bir olaya dayandığı anlatılagelir. Hermiyas adında bir çocuk yüzmeye gittiği denizden dönmez günün birinde. Balıkçılar günlerce cesedini ararlar ama bulamazlar. Bir gün bir balıkçı Hermiyas’ı Yunus balığının sırtına binmiş görür, gelip anlatır da pek kimseler inanmaz. Ama sonunda sahilde Hermiyas’ı ve yanıbaşında da arkadaşı Yunusu ölmüş olarak bulurlar. Bilge bir yaşlı, çocukla balık arasındaki bu dostluğu insanlara örnek gösterir. Halk aralarında para toplayıp bu dostluğu ölümsüzleştirmek için bir heykel yaptırır. İste Efes Müzesi’ndeki heykelin hikayesi böyle anlatılır buralarda.

Bu yazı toplamda 204, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Bu konularda ilginizi çekebilir


Aradığınız konu hakkında yeterli içeriği sitemizde bulamadıysanız, aşağıdaki kutucuklardan google ve yahoo arama motorlarında arama yapabilirsiniz.
Google
 

CommentYorum

*
Dikkat! Gönder butonuna basmadan önce, aşağıdaki kutuya yan resimdeki kelimeyi yazınız. Resimdeki yazıyı okuyamıyorsanız, üzerine tıklayarak ses ile harfleri dinleyebilirsiniz. Yorumunuz için teşekkür ederiz.
Click to hear an audio file of the anti-spam word