İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
‘Halk Erdoğan’ı iktidardan almalı’
Yazar jawscod2
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak, ”Söz konusu olay, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir kaç bin genç kızımızın üniversitede türbanlı olarak okuma hakkını elde etme mücadelesinin ötesindedir” dedi.
Baykal, ”İnsanların mezhep ayrımı, inanç farklılıklarından dolayı, hangi temel haklarından yoksun bırakıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Buna karşı sessiz, ilgisiz kalıp, istemediği halde milyonlarca insana zorunlu din dersi verip, sonra birkaç bin öğrencinin başı kapalı okuma hakkı için kıyameti koparmanın, bunu gerçekleştirenlerin kafasında o insanlarla doğrudan ilişkilendirilemeyecek bir anlamı ve öneminin bulunduğu gerçeği tartışma götürmez” diye konuştu. Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, tarihi bir dönemden geçildiğini belirten Baykal, ”Türkiye Cumhuriyeti’nin çok önemli bir tarihi kırılma yaşadığına hep beraber tanık oluyoruz” dedi.
-”BU KAVGA BUGÜNÜN KAVGASI DEĞİL…”-
Anayasa değişikliğiyle sonuçlanan gelişmenin arkasında, ”On yıllardır devam eden bir büyük çabanın, birikimin yattığını” öne süren Baykal, şöyle devam etti: ”Şu ortaya çıkmıştır ki Türkiye’nin önündeki mesele, sadece bir grup genç kızımızın üniversitede başlarına türban takarak okuma hakkını kazanmalarının ötesinde bir anlam taşıyor. Söz konusu olay, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir kaç bin genç kızımın üniversitede başı kapalı, türbanlı olarak okuma hakkını elde etme mücadelesinin ötesindedir. O çocuklarımızı, kızlarımızı aşan, onların çok ötesinde, uzun vadeli, kalıcı sonuçlar oluşturacak bir büyük süreç yaşanmaktadır. Olayı bu çerçevesiyle görmek ve değerlendirmek lazım. Olay, bir kaç bin kızımızla ilgili değil 70 milyonla ilgidir. Olay, bugün bazı çocuklarımızın istedikleri bir olanağı elde etmelerinden ibaret değildir, Olay, Türkiye devletinin kimliği, niteliği, geleceğiyle, dünyadaki yeriyle ilgili bir büyük açılımın, değişimin gerçekleşiyor olmasıdır. Zannediyor musunuz ki dünya, bir kaç bin kişinin sorunuyla bu kadar yakından ilgili? Bırakınız dünyayı, Türkiye’de bu işi takip edenler, bir kaç bin kişinin sorunuyla ilgili oldukları için mi kıyameti koparıyorlar? Bütün Türkiye’yi ayağa kaldırıyor, Anayasa değişiklikleri için işbirliği yapıyorlar ve gerçekleştiriyorlar.”
Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın en temel insan haklarından yoksun olduğunu savunan Deniz Baykal, ”İnsanların mezhep ayrımından, inanç farklılıklarından dolayı, hangi temel haklarından yoksun bırakıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Buna karşı sessiz, ilgisiz kalıp, istemediği halde milyonlarca insana zorunlu din dersi verip, sonra birkaç bin öğrencinin başı kapalı okuma hakkı için kıyameti koparmanın, bu gerçekleştirenlerin kafasında o insanlarla doğrudan ilişkilendirilemeyecek bir anlamı ve öneminin bulunduğu gerçeği tartışma götürmezdir” dedi.
CHP Genel Başkanı Baykal, olayın aslında Türkiye’nin geleceği, devletin niteliğiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, ”Bu kavga bugünün kavgası değil, bunun arkasında cumhuriyetin ilanıyla birlikte başlamış olan bir mücadele yatıyor” diye konuştu.
-ALMANYA’DAKİ YANGIN-
Konuşmasında, Almanya’nın Ludwigshafen kentinde meydana gelen ve 9 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği yangına da değinen Baykal, Almanya’ya yaptığı ziyaret sırasında olay yerinde incelemelerde bulunduğunu ve bu olayın orada yaşayan Türk toplumu üzerinde yarattığı tedirginliği yakından gözlemlediğini belirtti. Olayın üzerinden bir haftayı aşkın bir zaman geçmesine rağmen yangının nedeniyle ilgili olarak kamuoyuna hala bir açıklama yapılamamasını üzüntüyle karşıladığını ifade eden Deniz Baykal, ”Bir an önce gerçeğin ortaya konulmasına ihtiyaç var. Gerçek acı verici, utandırıcı, mahcup edici olabilir. Ama ne olursa olsun gerçeği görmek, o gerçekle mücadele edebilmek için şarttır” dedi. Alman makamlarının bu konuda gerekeni yapacaklarından kuşku duymadığını belirten Baykal, eğer bu olayın ardında bir yabancı düşmanlığı yatıyorsa bunun bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı. Baykal, ”Bunun böyle olmadığı şu ana kadar ortaya çıkmamıştır. Bir an önce bu konunun netleştirilmesi gerekir” diye konuştu.
-BELÇİKA’DAKİ YARGI KARARI-
Geçtiğimiz günlerde Belçika’da yasadışı örgüt mensuplarına yönelik olarak verilen yargı kararına da değinen CHP Genel Başkanı Baykal, şunları söyledi: ”Çağdaş dünyada, çağdaş hukuk sistemi içinde, ‘Cinayet bizim topraklarımızda işlenmemiştir’ denilerek, bir cinayetin takip edilmesi sorumluluğundan sıyrılabilmeyi kabul etmek mümkün mü? Ne kadar acı bir olay, ne kadar üzüntü verici, düşündürücü bir tablo. Belçika yargı sistemi maalesef Türkiye’deki kanıtlanmış cinayetlerin failleri konumunda olan insanları, ‘Cinayet Belçika sınırları içinde işlenmemiştir’ diyerek salıvermiştir. Terör karşısında uluslararası dayanışmanın sadece söylemde kaldığına sık sık tanık oluyoruz. Bu da o olaylardan biridir. Maalesef Belçika adaleti, yönetimi bu konuda çok ciddi bir insanlık mahcubiyeti içine girmiştir.”
Baykal, Türkiye’nin uluslararası platformda bu konuda kararlı bir çalışma yaparak haklarına sahip çıkması gerektiğini bildirerek, ”Türkiye’ye büyük bir haksızlık yapılıyor, büyük bir mağduriyet söz konusu. Bunu açıkça ortaya koymak zorundayız” dedi.
”BAŞBAKAN, ARTIK TÜRKİYE’YE BİR AKP ANAYASASI DAYATMA İDDİASINDAN VAZGEÇMELİDİR” -
Türbanın, belli bir kurala bağlanan, büyük ya da küçük günah sayılan bir talep olmadığını ifade eden Baykal, ”Büyük günah sayılan şeyler var. Ne yapacağız, devleti ona göre mi düzenleyeceğiz?” diye sordu.
Evlilik tartışmasının gündeme geldiğini, kadınların şahitliği ve miras konusunun gündeme geleceğini belirten Baykal, ”Buraya mı getireceğiz işi? Buraya getirirsek İslamiyet’in gereğini mi yapmış olacağız?” dedi. Baykal, ”Eğitim özgürlüğü” diyerek, bir kaç bin kişinin eğitim özgürlüğü için kıyamet koparıldığını belirterek, her yıl üniversite kapısından dönen 1 milyon 200 bin gencin birisine bile üzülünmediğini söyledi. ”Sizin amacınız farklı, başka bir yere gitmeye çalışıyorsunuz” diyen Baykal, bunun, din ve inanç özgürlüğünün ötesinde, devleti belli bir niteliğe kavuşturma kavgasının parçası olduğunu savundu.
-”İNSANLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK DEĞİL”-
Baykal, anayasa değişikliğinin kabul edildiğini anımsatarak, ”Türkiye daha demokrat, özgür, genç kızların daha iyi yetişeceği ortamın içine mi girdi?” dedi. Toplumun bütün kesimlerinin, birbirine karşı mesafeli, yer yer suçlayıcı bir durumun içine girdiğini iddia eden Baykal, şöyle devam etti: ”Ülkeyi yönetmek, insanları birbirine düşürmek değildir. Ülkeyi yönetmek insanların el ele vermesini sağlamak, kaynaştırmak, bütünleştirmektir. Ee ne yapacaksınız? Gerisi geliyor mu? Ne yapacaklarını da bildikleri yok? Yaptıklarından pişman manzara içindeler. Neredeyse ‘Anayasa Mahkemesine gönderseler, iptal etse de biz de oh be diye kurtulsak’ durumu içindeler. Kanunu çıkaracak mısınız? ‘Acaba çıkarmasak olmaz mı, çıkarmasak daha iyi olur’ Hukuki durum net değil. ‘Biz de getirdik ama pişmanız’ böyle manzara içendeler. Ülke böyle yönetilir mi? İspanya’da hangi coşkuyla girdiler, şimdi süngü düştü. Niye; Türkiye’yi karıştırdı, içinden çıkılamaz hale getirdi. Çıkaracak mısınız kanunu? ‘Bilmem ki kanunun anayasaya aykırı olduğunu gördük’ Şimdi mi gördün? ‘Anayasa değişikliğinin de 2. maddeye aykırı olduğunu biliyorduk. Ama birileri mahkeme, değişikliğin esasına giremez dedi. Biz de o nedenle yaptık’ Ülke bu kadar gereksiz yere gerilebilir, keşmekeş, çekişme ortamı üniversiteye dayatılır.”
-”SİZİ ÇARŞAFLI GÖRMEK İSTEMİYORUZ”-
Baykal, vatandaşların, ”Sıkıntılarımızı anlatın, ama varsa yoksa türban tartışması. Böyle şey olur mu?” diyerek, feryat ettiğini ileri sürdü. İktidara destek veren bütün çevrelerin, iyi niyetli, aklı başında kişilerin de artık ”Bunların kafasında farklı proje var” demeye başladığını savunan Baykal, bunun ”İyi niyetli değil, içinden pazarlıklı gidiş” olduğunu, kafalarına koydukları projeyi adım adım gerçekleştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, çok tedirgin ve telaşlı olduğunu, ağzına yakışmayacak sözlerle bu konuları tartıştığını, asabının bozulduğunu savundu. Erdoğan’ın ”Çarşafımızı giydik” dediğini iddia eden Baykal, ”Biz sizi çarşaflı görmek istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına yakışır olgunluk, anlayış içinde anayasa, hukuka ve millete saygılı bir başbakan olarak görmek istiyoruz. Sizi oradan, demokrasi içinde, sandıkta milletin oyuyla uzaklaştırması gerektiğine inanıyoruz. Çabamız buna yöneliktir” diye konuştu.
-”KURTULUŞ SAVAŞI’NIN DAMGASI VAR”-
Baykal, Türkiye’yi zorlamamak ve sıkıntıya sokmamak gerektiğini dile getirerek, Anayasanın 2 maddesinin değiştirilmesiyle, yaşanan tartışmaların görüldüğünü söyledi. AK Parti’nin iktidara gelir gelmez ”Anayasayı yeniden yapacağız” dediğini ifade eden Baykal, bir anayasayı yeniden yapmanın, mevcut anayasayı yok saymak, iptal etmek anlamına geleceğini belirtti. Milletvekilleri olarak, bu anayasayı uygulayacaklarına dair Mecliste yemin ettiklerine işaret eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Uygulamaya yemin ettiğimiz anayasayı çöpe atacağız, Sayın Başbakan’ın ortaya çıkan zihniyeti doğrultusunda hazırlanan, baştan aşağı yeni bir anayasayı, Türkiye’ye dayatacağız. Artık Başbakan’ın yeni anayasa arayışını bırakması lazım. Yeni anayasa yapma iddiasını bir kenara bırakmalıdır. Yeni anayasa yapmanın, onun anlayışını, zihniyetini aşan bir iş olduğu açıkça ortaya çıktı. Başbakan, artık Türkiye’ye bir AKP anayasası dayatma iddiasından vazgeçmelidir. Hangi noktada değişiklik ihtiyacı çıkıyorsa, net şekilde ifade etmelidir, sonra hep birlikte değerlendirmeyi yapmalıyız. Gerekiyorsa, geçmişte olduğu gibi somut işbirlikleri yapılabilir. Ama ‘Bunu atalım, yeniden yazalım’ bu olmaz. Anayasamız Meclise sıfırdan yeni anayasa yapma hakkı vermiş değil. Anayasada atılmayacak maddeler var, çok değerli hatıralar var, Mustafa Kemal Atatürk’ün, Milli Mücadelenin, Kurtuluş Savaşı’nın damgası var. ABD 250 yıldır aynı anayasa ile yönetiliyor, ‘modası geçti’ demiyor. Milli Mücadelenin, Mustafa Kemal’in, tarihimizin bir emaneti bu anayasa, kıymetini bilelim.”
-”YOL ARKADAŞLARI”-
Baykal, 2002 seçimlerinden sonra AK Parti Genel Merkezini ziyaretinde, ”Türkiye’nin temelleriyle, tarihi rotasıyla oynamayın” uyarısında bulunduğunu anımsatarak, gelinen noktada, bu kaygılarının yaşama geçtiğini, hem milletin hem de buna inanmayan ülkelerin de görmeye başladığını savundu. CHP Genel Başbakanı Baykal şunları kaydetti: ”Bu işin yaratacağı sıkıntıyı umut ediyoruz iktidar da değerlendirecektir. İktidara destek olan, tehlikeli maceraya onlarla beraber çıkan bütün yol arkadaşları da geldiğimiz noktada bir durum değerlendirmesi yapma ihtiyacı hissedeceklerdir. Kimseyi üzmek, kırmak istemiyorum ama büyük, tarihi yanlışlıklar yapılmıştır. Bu tarihi yanlışlıklardan dönmek, memleketini seven herkes için görev haline gelmiştir. Böyle bir ortamı yaratmak bizim görevimizdir.”
”TÜRBANI GİYEBİLİRSİNİZ AMA DEVLETE GİYDİREMEZSİNİZ”
Baykal, Türkiye’de devletin kurulmasından başlayarak, Cumhuriyet’in ilanı ve Anayasadaki büyük temel değişikliklerin kabul edilmesine kadar geçen sürecin, ülkenin geleceğini en iyi şekilde oluşturmak isteyen kadronun sorumluluk duygusu, cesareti, fedakarlığı ile gerçekleştirildiğini belirtti. ”Cumhuriyet’i bir kenara iterek, farklı anlayışa doğru dönüştürülmesi mücadelesinin son aşamaya taşındığını” savunan Baykal, ”Son noktada iş başına gelenler daha gelmeden önce nasıl iktidar tasavvur ettiklerini ortaya koymuşlardır. Bu iktidarın arkasında bir fikri plan vardır. Ne yapmak istediklerini kendi aralarında belirlemişler, ortaya koymuşlardır” diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bu konuya ilişkin bilinen, bilinmeyen, ortaya çıkmış, daha tam ortaya çıkmamış olan söylemleri olduğunu öne süren Baykal, Erdoğan’ın yanında ideolog konumunda olan kişilerin de ortaya attıkları düşünceler olduğunu savundu.
-”ÇARŞAF MODA OLACAK”-
Erdoğan’ın 11 Şubat 1994′de, ”İktidara geldiğimizde çarşaf moda olacak” dediğine dikkati çekmek istediğini belirten CHP Genel Başkanı Baykal, ”Tesadüf değil. Bir anlayışı, zihniyeti ortaya koyuyor. Bu, bir özlemi yansıtıyor. Bir Türkiye tercihini yansıtıyor. Oluşturmak istediği Türkiye tablosunu, yaşam biçimini yansıtıyor” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın, ”İmam hatipliler Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek. Biz buna yönelik çalışmanın gönüllü erleri olarak yetiştik, yetişmeye devam ediyoruz”, ”21.Asır, dine dayalı sistemlerin asrı olacaktır” şeklinde geçmiş dönemde söylediğini öne sürdüğü sözlerini de aktaran Baykal, ”Tesadüf mü? Bu anlayışla yola çıkıldı. Cumhuriyet, bu anlayışla yola çıkmadı” diye konuştu.
-”…BU KADRONUN RESMİ TERCİHİ”-
Cumhuriyetin anlayışında, dine önem vermenin, saygı göstermenin, herkesin ibadet ve inancını özgürce gerçekleştirmesinin temel alındığını anlatan Baykal, ama bu anlayışı, devletin niteliği ve kimliğiyle irtibatlamaktan uzak duran bir anlayış olduğunu söyledi.
En temel ayrımın çıkış noktalarından birisinin, AK Parti kadrolarının inanç ve din özgürlüğünü yeterli saymayıp, dini yaşam tarzını hayata geçirme kararlığında olmasından kaynaklandığını kaydeden Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Meclis’te yaptığı ilk konuşmasında bunu itiraf ettiğini iddia etti. Baykal, ”(İnancımız sadece camiye hapsedilemez, onu yaşama taşımak durumundayız) anlayışı, bu kadronun resmi tercihidir. Üniversiteleri özgür düşünce ortamı değil, her türlü dini yaşam tarzının sergilendiği bir ortam olarak tasavvur etme en temel ayrışma noktalarından birisidir” dedi.
-”LAİKLİK, DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL”-
Deniz Baykal, laikliğin hiçbir şekilde din düşmanlığı olmadığı, son tartışmaların bunun bir kez daha ortaya konulmasına vesile olduğunu ifade ederek, ”Artık açıkça anlaşılmıştır ki laikliğin, Türkiye için değerli ve önemli olduğunu söyleyenler, hiçbir şekilde din düşmanlığı duygusuyla hareket etmiyorlar. Tam tersine, dine derin bir saygı göstererek, dinin belirli bir dönemini çok iyi bilerek, laik bir devlet düzeninin, din bakımından da toplum bakımından da ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bu gerçek ortaya çıkmıştır” diye konuştu.
Dinin bir inanç konusu olmaktan çıkarılıp, toplumsal ve devlet açısından yaşam biçimi haline dönüştürülmeye kalkılması durumunda itilaf çıkacağını belirten Baykal, ”Laiklik o anda devreye girer. Yoksa sizin kendi başınıza inanan insanlarla birlikte, inancınızı yaşamanız, ibadetinizi gerçekleştirmeniz, o konuda her türlü özgürlüğü kullanmanız en saygı değer iş. Ama siz, ‘Benim inancım, toplumun kolektif ve resmi devletin kimliği haline dönüşmelidir’ dediğiniz zaman, sorun çıkar. Laiklik, bunun yanlış olduğuna inanır” dedi.
-TÜRBAN İLE BAŞÖRTÜSÜ FARKI-
Türbanla ile başörtüsünün farklı kavramlar olduğunu ifade eden Baykal, başörtüsünün, Anadolu’da toplumun bir parçası olan, çok yaygın ve temel uygulama olduğunu kaydetti. Kuranı Kerim’deki örtünmeye yönelik anlayışın başörtüsüne yansıdığını belirten Baykal, ”Bu bizim gerçeğimiz. Tarihimizin, toplumumuz bir parçasıdır. Başörtüsü yerlidir, bizimdir” diye konuştu. Türbanın siyasi simge ve ithal olduğunu savunan Baykal, şöyle devam etti: ”Türban, 1400 yıllık İslam tarihinin hangi noktasında var? Peygamberimizin zamanında, çevresinde türban kullanan var mı? Sahabenin içinde türban kullanan var mı? Yüzlerce yıl, bin yıl türban var mı? Son 40-50 yıla kadar türban var. Türban ne? Örtünme var… Türban bir üniforma. Başbakan da itiraf etti, ‘Bir siyasi simge, öyleyse öyle’ dedi. Evet, öyle. Kabul et işte onu.”
-SHAKESPEARE’DEN ALINTI-
CHP lideri Baykal, türbanın kelime itibariyle de Türkçe olmadığını, İslami içeriği de bulunmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: ”Fransızca, türban… Fransızca, türban erkeklerin kullandığı sarık demek. Başbakan, ansiklopedilere meraklı. Kendisine bazı ansiklopedilerden, türbanın nasıl resmiyle çizilerek anlatıldığına dikkatini çekmek istiyoruz. Shakespeare’nin Othellosunda, en son sahnede Othello intihar ederken, ‘Ben Halep’te türbanlı bir Türk’ü de işte böyle öldürmüştüm’ der. Orada kastettiği türbanlı Türk, sarıklı bir erkektir.”
Türbanın, ”İslamın kurucu şartı” gibi gösterilmek istenmesini eleştiren Deniz Baykal, ”Türban takmıyorsanız, dinden çıkmışsın” gibi bir anlayışın getirildiğini ileri sürdü. Baykal, İslamın, imanın şartları arasında türbanın bulunmadığını ortaya koyduklarını ifade ederek, şöyle konuştu: ”Bunu koyunca, ‘Vay sen niye türbana giriyorsun?’ dediler. Bazıları da bunu laikliğe aykırı buldu. Dinden bahsetmek, dine değer vermek, dine saygı göstermek hiçbir şekilde laikliğe aykırı değildir. Herkes bunu kafasının içine yerleştirsin. Laiklik, dine değer vererek, dine saygı göstererek, dini öğrenerek, bilerek gerçekleştirilebilir. Dine sırtını dönerek, dine düşmanlık yaparak, dine husumet sergileyerek, laikliği savunmak mümkün değildir. Laikliğin gereği de o değildir. Biz, dinin içinde birilerinin takdim ettiği gibi türbanın bir iman şartı olmadığını, din anlayışı içinde yerinin ne olduğunu, bu konudaki görüş ayrılıklarını halkın bilgisine sunduk. Öyle bir anlayış yaratıldı ki sanki bir kadının saçının tek telini dahi göstermesi, onun dinden çıkması sonucu doğuracakmış gibi bir anlayış dayatıldı. Öyle bir anlayış yoksa, bunu söylemek niye laikliğe aykırı olsun.”
-”İÇİNE GİRİLEN İSTİKAMET…”-
”Biz, dinden yola çıkarak, devlete istikamet vermeye çalışmıyoruz” diyen CHP Genel Başkanı Baykal, şöyle devam etti: ”Dini anlamaya, dine saygı göstermeye, herkesin dini en doğru yaşamasının şartlarını devlet düzeni içinde sağlamaya çalışıyoruz. Görüldü ki İslamiyetin örtünme anlayışı vardır ama örtünme anlayışının, türban kavramıyla eşdeğer olması doğru değildir. Bu uygulama biçimiyle ilgili değişik anlayışlar vardır. Bunların her birisi saygı değerdir. Böyle bir anlayışın devletin Anayasasına yerleştirilmesi doğru değildir. İsteyen türban da giyer, buna itiraz etmiyoruz. İsteyen İslamın, Kuranıkerim’in bu konudaki anlayışını, isterse türban biçiminde yorumlayarak uygular. Başımızla beraber, buna da saygı gösteririz. Kimsenin buna karşı çıkma hakkı olmadığını da inanırız. Ama siz o türbanı giyebilirsiniz ama devlete giydiremezsiniz. Yanlış olan budur. İçine girilen istikamet de tutulan yol da budur.”
Bu yazı toplamda 46, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bu konularda ilginizi çekebilir
Aradığınız konu hakkında yeterli içeriği sitemizde bulamadıysanız, aşağıdaki kutucuklardan google ve yahoo arama motorlarında arama yapabilirsiniz.
Yorum
Ayarlar
-
Şubat 12, 2008
-
Politika
-
Yorum yapılmamış
-
RSS Yorumları
-
Del.ico.us
-
Digg!



