Hiç Düşündünüz mü? - Mikdat TOPÇU

Yazar Mikdat Topçu

Parti Kapatma İddianamesinin Düşündürdükleri
ve Türkiye’deki Bunalımın Sebepleri Üzerine Bir Derin Tahlil

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin problemleri neden bu kadar çoktur! Bu problemler nereden kaynaklanmaktadır! Sebepleri nelerdir! Kurumları oturmadığı için mi? Devlet adamlarımızın yeterli devlet tecrübesi olmadığı için mi? Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra Batıya karşı yeni stratejiler üretilimediği için mi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Atatürk sonra iktidara gelen yöneticilerin devlet geleneğinden koptukları için mi? Bize Sevr’i dayatan güçlerin bu antlaşmanın sonuçlarını almak üzere devleti kontrol altında tuttukları için mi? Bu amaçla Batılıların devletin önemli kurumlarını, sivil toplum örgütlerini kendine bağlı ajan kılıklı insanlarla kontrol altında bulundurduğu için mi? Hiç düşündünüz mü? Türkiye Cumhuriyeti neden bir türlü bunalımlardan kurtulamıyor. Devletin bir kırmızı kitabı niteliğinde olan İddianame’yi de dikkate alarak bunalımların sebepleri üzerine bir tahlil yapmak istiyorum.

Elbette ki; her ülkenin kendine göre sıkıntıları olabilir. Ama bizim kadar can alıcı, hedefleri vatan parçalamaya kadar varan problemi olan ülke herhalde azdır. Orta Asya’dan Viyana’ya kadar uzanan topraklar üzerinde tarihi boyunca yaşama mücadelesi veren, bu kadar engin, bu kadar uçsuz bucaksız coğrafya üzerinde hâkimiyet kuran ve bu coğrafya üzerinde yaşayan bir düzine millete altın çağlar yaşatabilen, yüksek bir kültür ve medeniyetin sahibi bu millet, neden üç yüz yıldır buhranlarla karşı karşıyadır?

Türkiye, jeopolitik ve jeostratejik açıdan önem taşıyan çok büyük bir ülke. Ama Avrupa Birliği, ABD, NATO, Balkanlar, İslam Konferansı, Gümrük Birliği, Kıbrıs, Güneydoğu meselesi ve benzeri bir düzine iç ve dış dinamik karşısında adeta bocalıyor. Eski kuvvetli günlerimize sahip olmak için zaman zaman yaptığımız hamlelerin hiç biri sonuç vermiyor. Bize; “Batılılaşırsanız kalkınırsınız” diyorlar… Bu düşünceye aldanan Türk aydını problemler karşısında üç yüz yıldır çaresiz ve çözümsüzdür. Hala problemlerinin çözümünün nerelerde gizli olduğunu anlamayan aydın geçmişteki hatalarını tekrarlamaya devam ediyor, geçmişinden ders almayı aklına bile getirmiyor!

Ne garip tecellidir ki, bize hep Batı’yı örnek gösterenlerin hiçbir çözüm önerileri yoktur. Batı’nın aydını kendi halkına; Irak politikasını, Somali politikasını, Afganistan politikasını anlatarak oy toplamaya çalışıyor. Hatta yıldız savaşları politikalarını anlatarak oy topluyor. Geri kalmış Türkiye gibi ülkelerin nasıl parçalanacağını anlatarak iktidara geliyor. Bizim aydın ise kuzu kuzu boynunu uzatıyor. Hazır, basmakalıp laflarla politika yapıyor, ruhunun derinliklerinde, beyninin derinliklerinde çözüm bulamıyor. Bu derinlikler çoraklaşmış adeta!

Devletin kontrol mekanizmalarının nasıl işlediğini, bu kontrol merkezlerinin kimlerin elinde olduğunu doğrusu biz bilemeyiz. Sonuçlara bakarak karar verebiliyoruz.

İşte şimdi bu mekanizmalardan biri bir karar verdi. İktidar partisi kapatılmalıdır, dedi. Kapatılmak istenen partiler belki kapatılmayı hak etmişlerdir. Özellikle iktidar partisinin ABD. ve AB. Politikaları gerçekten çok yanlış ve vesayet getirici politikalardır. Vakıflar Yasası, Özelleştirme, bankaların yabancıların eline geçmesi ve hele Türkiye’de misyoner faaliyetlerine göz yumulması affedilecek hatalar değildir. Yoksa turban problemi, emeklilik yasaları fazlaca önemli değildir. Belki emeklilik konusunda bazı yüksek bürokratların menfaatleri bozulduğu için kriz çıkardılar diyenler olabilir. Ama buna ihtimal dahi vermek istemiyorum. Bunlar pek önemli problemler değildir.
Ama vatanı parçalamaya yönelik, Türk Milleti’nin can evine el atmaya yönelik hataları asla görmezden gelemeyiz. Partinin kapatılması ile ilgili iddianame aslında bu konuda bize pek de önemli ipuçları vermektedir. Bu iddianame, Türkiye devletinin devlet olma misyonunun nerelerde saklı olduğunu ortaya koyması ve devlet statükosunun nasıl hatalar üzerine bina edilmiş olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Devletimizin hayatının söz konusu olduğu günümüzde bu kemikleşmiş statükoyu hala korumak gibi bir ısrarı sürdürmek bence hataların en büyüğüdür. Bu hata statükocuların ihanetinden değil, çözüm üretmekteki yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.
Birkaç örnek vermek gerekirse;

1) İddianamenin 3. Sayfasında:
“Yukarıda değinildiği üzere siyasi partilere tanınan bu özgürlük kuşkusuz sınırlandırılamayan bir özgürlük değildir. Avrupa kamu düzenini oluşturan ve koruyan sözleşme uyarınca, bir siyasi partinin eylemlerinin, Avrupa kamu düzeniyle çatışması ve sözleşmeyle korunan alanın dışına taşması durumunda, yine sözleşmede öngörülen nedenlere dayalı olarak yasaklama ve sınırlandırmalar öngörülebilecektir”.

2) İddianamenin 6. Sayfasında:
“Yine Avrupa kamu düzeniyle bağdaşmayan şeriatı yerleştirme amacıyla çoğulcu demokrasinin argümanlarından yararlanarak işlenen eylemler de kapatma yaptırımına dayanak olarak kullanılabilir”.
3) İddianamenin 21. Sayfasında:
“Avrupa kamu düzeni içerisinde de koruma görmektedir”.
4) İddianamenin 12. Sayfasında:
“Siyasal İslam demokrasiyi bir araç, şeriatı da bir amaç edindiği için demokrasinin kendisini korumaya ilişkin kural ve kurumlarının takibinden kurtulmak için kaynağını da yine şeriat düzeninden alan takiyye yöntemini kullanmaktadır”.
5) İddianamenin 114. Sayfasında:
. “Oysa şeriat düzeni Anayasa, İHAS ve buna bağlı olarak Avrupa kamu düzeni ile hiçbir biçimde bağdaşmamaktadır”.
6) İddianamenin 117. Sayfasında:
. “Çünkü artık köktendinciler isteklerini türbanın kamusal alanda da serbest kalmasının ötesine taşımışlar, televizyonlardaki açık oturumlarda ‘türbanın yasaklanmasını savunanların Mussolini gibi yargılanacaklarını ve cezalandırılacaklarını çekinmeden söylemeye başlamışlardır. Sadece bu durum bile laik devlet ilkesini ve Türkiye’de laikliği savunanları nasıl bir tehlikenin beklediğini göstermeye yeterli olup, şeriatın içerdiği şiddet unsurunu da sergilemektedir”. görüşlerine yer verilmektedir.
Demek ki İddianame:
a) Türkiye’yi Avrupa kamu düzeninin bir parçası olarak görmektedir. Bizim ülkemiz Avrupa kamu düzeninin bir parçası mıdır?
b) Şeriat düşüncesinin bir dini inançlar manzumesi olarak “takiyye”ci olduğu ve “terör” içerdiği gibi düşüncelere yer vermektedir. Türk milletinin kendi medeniyet anlayışını belirleyen temel kurallar takiyyeci mi? Şiddet mi içeriyor? Eğer böyle ise Türk milleti toptan dinini değiştirmelidir.
İşte bu düşünceler devletin temelini oluşturmaktadır. Tapınak Şövalyeleri böyle buyurmuştur! Demek ki, devletin ideologları Türkiye’nin bu topraklarda bağımsızlığını koruyarak yaşayabilmesini Batıya verdiği tavizlerle mümkün görmektedir. Devletin kırmızı kitabında bunlar mı var!
Türkiye Devletinin bu denli çözümsüz kalışının sebeplerini bence buralarda aramak gerekmektedir. Türkiye Devleti’nin temel felsefesi, üzerine oturduğu düşünce platformu yanlıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AİHS.’e imza atmakla aslında Avrupa kamu düzenini oluşturan, koruyan bir bekçilik görevi yüklenmiştir. Hâlbuki Türk milleti biliyor ve inanıyor ki Batı Haçlı Seferleri yapıyor. Batı Türkiye Devleti’nin temel felsefesini bozmuştur. Türkiye aydını ise uyuyor. Batı bütün gücünü seferber ederek, Orta Çağ’da olduğu gibi yönünü yeniden Doğuya çevirmiş bulunuyor. Batı, cadı kazanı gibi kaynıyor. Batı bütün gücüyle fütursuzca üzerimize yürüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin idarecileri hala Batı’nın kamu düzenini korumakla nasıl kendilerini görevli kabul ettiklerinin hesabını aslında Türk milletine vermelidir. Batı’nın Türkiye’ye bakış açısını demek ki devletinin şu anki ideologları bilmiyor?

Batı saldırı halinde aslında, ama Türk aydını bunu karşılamaya bile hazır değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin ideologları; “Biz Avrupalıyız” diyor ve Avrupa kamu düzenini korumaya çalışıyor. Türk milletinin medeniyetini Batı için tehlike görüyor. Türk milletinin temel değerlerini “şiddet” içeren ve “takiyyeci” değerler olduğunu kabul ediyor. Bilmiyor mu ki, Batı da bu değerlere karşı. Batılı liderlerin açıklamalarını hiç mi görmüyorsunuz? Türk milletinin temel değerlerine karşı savaş Batı ile ittifak halinde yapılıyor ise (bin yıl da olsa savaşacağız düşüncesinin arkasında bu varsa) Türk milleti bu takiyyeci duruşu bir gün anlayacak ve affetmeyecektir. Demek ki, Cumhuriyet’in seçkinleri Batı’ya verdikleri taahhütler sebebiyle ihtilalleri yaptırdılar, öyle mi? Türk milleti de bir türlü neden kalkınamadığını, neden huzur içinde olamadığını, neden devletin hep buhranlarla karşı karşıya kaldığını anlayamıyordu. Neden bu durumu, Tapınak Şövalyelerine verdiğiniz bu sözü Türk milletine açıklamıyorsunuz da, darbelere, andıçlara başvurarak Türk milletinin, bu toprakların sahibi Türk milletinin bizatihi kendisini sorguluyorsunuz. Emirler Batıdan mı geliyor! Yahut ta siz “millet” olarak kimden bahsediyorsunuz!

Türkiye Devleti’nin seçkinleri şunu unutmayınız. Batının savaşı Orta Çağ’da ne ise bugün de aynı. Zerre kadar değişiklik yok. Ellerinde bulunan kuvvetlerini yere ve coğrafyaya bakmaksızın ve kendi stratejik hedefleri için acımasızca kullanıyorlar. Bütün Orta Doğu’yu hallaç pamuğu gibi dağıttılar. Sizin halkınız da Batının hedefleri içinde… Ama sizler bunu anlamıyorsunuz. Zannetmeyiniz ki, Batı bu devleti Irak haline getirirse siz bundan vareste kalırsınız. Irak’ın, Filistin’in bugün içinde bulunduğu durumu unutmayınız. Yeni Teodor Herzl’leri unutmayınız!
Biliniz ki, Batı ile stratejik ortaklık imzaladığınız için, vizyon belgeleri imzaladığınız için problemlerimiz bir türlü bitmemektedir. Batıya karşı duruşu bilmediğiniz için, çözüm üretemediğiniz için sorunlarımız bir türlü bitmemektedir.

Gönül isterdi ki iddianame iktidar partisinin Türkiye Devleti’nin geleceğini tehlikeye attığı için hazırlanmış olsaydı! Üzüntü verici ki devletin temel stratejisini açıklayan, devletin kırmızı kitabı niteliğinde olan bu iddianame nasıl büyük problemlerle karşı karşıya bulunduğumuzun da en açık belgesi niteliğindedir.

Türk Milleti’ne Batının kamu düzeninin bekçiliğini yaptırmaya çalışan hakim seçkinler bunun hesabını tarihe ve millete veremezler.

Mikdat Topçu

Bu yazı toplamda 91, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Bu konularda ilginizi çekebilir


Aradığınız bu haberimizde yoksa, alttaki kutucuğa yazarak google yada sitemizde arama yapmak size yardımcı olabilir.
Google
 

CommentYorum

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word