Önüne gelen madenci olamayacak

Yazar jawscod2

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi
Güler, çevrenin kendilerine emanet olduğunu ve bunu gelecek nesillere
devredeceklerini belirterek, bu noktadaki çalışmaların sürdüğünü,
bununla ilgili olarak Maden Yasasında bazı yeni düzenlemeler
getireceklerini bildirdi.
Güler, Türkiye’nin dünya altın sektöründeki yeri, önemi ve gelecekte
üstleneceği rolünün değerlendirildiği, İstanbul Altın Rafinerisinde
düzenlenen, “Türkiye’nin Dünya Altın Merkezi Olması” konulu toplantıda
konuştu. Bakan Güler, Güney Afrika’dan geldiğini, “çok güzel”
haberleri olduğunu, sadece altın değil elmas, gümüş ve diğer kıymetli
metalleriyle de dünyanın bir numaralı ülkesi olan Güney Afrika’da önemli
toplantılar gerçekleştirdiğini kaydetti.
Türkiye’nin ve İstanbul’un bir altın, mücevherat merkezi olması
konusunda önemli görüşmeler yaptıklarını, kararlar aldıklarını belirten
Güler, “Onlarda altın var, bizde de sanat var. Aynı zamanda fevkalade,
başarılı ticari yaklaşımlar var. Bunları birleştirelim” diye konuştu.
Türkiye’nin AB, Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu’daki
ülkelere bir atlama tahtası olması açısından Güney Afrika’nın da bu
çalışmaları yapabileceğini ifade eden Güler, “Burada hem rafinerimizde
hem darphanemizde hem de altın borsamızda çok daha geniş kapsamlı
çalışmalar yapmamız mümkün. Hem mayıs hem haziran ayında gruplar
gelecek. Onlarla görüşmelerimizi sürdüreceğiz. İstanbul inşallah
mücevherat, altın merkezi olacak ve altın çağını yaşayacak. Buna
inancımız tam” şeklinde konuştu.
Türkiye’de yaklaşık 30 bin altın işleyen kuyumcu işletmesi bulunduğunu,
bunun altın madeni çalışanlarıyla 250 bin, aileleriyle birlikte de 1
milyona ulaştığını kaydeden Güler, “Türkiye hasbelkader bu noktaya
gelmiş değil. Türkiye, aslında bir altın ülkesi. Diğer madenlerde olduğu
gibi zengin bir ülke. Bizim bunun hakkını vermemiz gerekiyor” dedi.“ELMAS VE KIYMETLİ TAŞLAR PİYASASI KURMAK İSTİYORUZ”

Hilmi Güler, madencilikle ilgili çok önemli adımlar atıldığını, altının
diğer madenciliklerden ayrı bir saha olmadığını vurgulayarak, bu işin
öneminde olan ve gerekli çalışmaları yapan Ulu Önder Atatürk’ün de
1935’te MTA kurulurken kendilerinden ve çalışanlardan “mesut
sürprizler” beklediğini ifade ettiğini anlattı.
Madenciliğe bir bütün olarak ağırlık vereceklerini, mermerde şu anda
“başa güreştiklerini” belirten Güler, yapacakları çalışmalarda çevreye
karşı duyarlı olmak gerektiğini bildiklerini söyledi.
Güler, “Çevre bize emanet. Bu emaneti çocuklarımıza, torunlarımıza
gelecek nesillere devredeceğiz. Bu noktadaki çalışmaları sürdürüyoruz.
Bununla ilgili olarak (Maden) yasada bazı yeni düzenlemeler
getireceğiz” diye konuştu.
Katma değeri yüksek ürünlerin Türkiye’de kalmasına yönelik çalışmaları
sürdüreceklerini, uç ürünlere gitmeyi temel prensip olarak edindiklerini
ve bunu yaparken gerekli vergisel düzenlemeleri gerçekleştirerek
ülkedeki katma değerin burada kalmasını arzuladıklarını ifade eden
Güler, şunları aktardı:
“Amacımız madenciliği, daha prestijli bir sektör haline getirmektir.
Bundan sonra yapacağımız çalışmalarda amacımız, her önüne gelenin
madenci olmayacağı bir sektörü oluşturarak madencilerimize,
jeologlarımıza ve jeofizikçilerimize daha bilimsel yaklaşımlarla çalışma
ortamı sunmaktır. Maden Kanununu sizlerle birlikte tartışmaya açarak
yeni finansman metoduyla yatırımlarını ve Ar-Ge projelerini desteklemeyi
arzu ediyoruz. Maden İşleri ve MTA’ya yeni bir yapı kazandırmayı
istiyoruz. İstanbul Altın Borsası ve İstanbul Altın Rafinerisine
ilaveten, elmas ve kıymetli taşlar piyasasının kurulmasını da
gerçekleştirmek istiyoruz. Baz metaller piyasası, hedeflerimizden biri.
Resmin bütününe çok dikkatli bakıyoruz. Bu noktada gayet ciddiyiz. Oyun
oynamıyoruz.”

Bu yazı toplamda 55, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Bu konularda ilginizi çekebilir


Aradığınız konu hakkında yeterli içeriği sitemizde bulamadıysanız, aşağıdaki kutucuklardan google ve yahoo arama motorlarında arama yapabilirsiniz.
Google
 

CommentYorum