Önce albüm, sonra bebek

Yazar Swan | 25.12.2007 | Kategori Eğlence

Bir çok ünlü şarkıcının evinde iş beklediğini belirten Demet Akalın, ‘Ben mankenlikten sahnelere transfer oldum. Bu kızdan şarkıcı olmaz diyenleri utandırdım. Bir çok ünlü şarkıcıdan ben daha çok para kazanıyorum’ dedi.

PLANI YAPMIŞ
Değişik mekanlarda sahne aldığını ve sürümden kazandığını da belirten Demet Akalın, ‘Şimdi tek eksiğim bir bebek. Allah’ın izniyle bir de bebek yapacağım’ diyor. Demet Akalın yeni albümünü yeni yılın ilk aylarında çıkarıp ardından da hamile kalmayı planlıyor.

Bu yazı toplamda 46, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

2007′nin en büyük gafları!

Yazar Swan | 25.12.2007 | Kategori Eğlence

Düşünmeden konuşan ünlüler, bazen başlarına ciddi dertler aldı. Karşınızda 2007 yılının gaf kral ve kraliçeleri.

ATA: VERİCEN Mİ?: Beyaz Show’a konuk olan Ata Demirer, canlı yayında unutulmaz söze imzayı attı. Yayına telefonla bağlanan bir seyirci Ata’ya ‘Kız arkadaşın var mı?’ diye sorunca, Demirer bombayı patlatmıştı: ‘Ne yapıcan, vericen mi?’

BAKİRE DEĞİL RAHİBE: Hayatında ilişkiler yaşadığını anlatmaya çalışan Ebru Elver, “Bakire değilim. Ay rahibe değilim” demişti.

MAZHAR: KAŞAR: 2′nci Beyaz Show kazazedesi ise Mazhar Alanson’du. Seyirciye yaşını soran Beyaz, 41 cevabını aldı. Mazhar, ağzından ‘Kaşaaar’ lafını kaçırdı.

KÜFÜRSÜZ FUTBOL: Maç özeti verilirken rejiyi fırçalayan Yüzde 100 Futbol’un spikeri Güntekin Onay, yayına alındı. ‘Bitir demediniz mi ulan’ diye çıkışan Onay, istifini bozmadan devam etti.

HELİN VE LAİKLİK: Artık köşe yazarlığı yapan Helin Avşar, “Her şeyin laik olmasını istiyorum. Ne Mutlu Türkiye” demişti.

EŞEKOĞLUEŞEK TİGANA: Sanlı Sarıalioğlu, devre arasındaki reklamda Tigana hakkında konuşurken sesi televizyonda duyuldu: Bobo’yu sol açık oynattı eşekoğlueşek.

MUSTAFA MUHABBETİ SEVMEDİ: Okan Bayülgen’in Makina’sında Tayfun Duygulu’nun çok konuşmasına kızan Mustafa Topaloğlu, “Muhabbetin ağzına s..tınız. Ne anlatıyorum, bu ne anlatıyor” dedi.

SERAY’DAN ATATÜRK ‘YORUMU’: ‘Latife ve Fikriye’ adlı tiyatro oyununu değerlendiren Seray Sever, “Atatürk, hem Kurtuluş Savaşı’nı yapmış, hem de iki kadını birden idare etmiş. O bile böyleyse Türk erkekleri ne yapmaz ” demişti

Bu yazı toplamda 92, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Finalin adı : İlhan - Yasemin

Yazar Swan | 25.12.2007 | Kategori Eğlence

Show Tv’de yayınlanan Buzda Dans yarışmasında heyecan doruğa ulaştı. Yarışmanın Pazar günü ekranlara gelen bölümünde performansları sonucu İlhan Mansız ile Yasemin Hadivent finale kalmayı başardı. Yarışma boyunca gözyaşlarına hakim olmayan Hadivent, heyecanına engel olamayınca baygınlık geçirdi. Ancak kısa bir süre sonra kendine gelen Hadivent’in yakasını şanssızlıklar bırakmadı. Yarışmacı bu kez de performansını sergilediği sırada düşerek kafasını piste çarptı. Bir süre gözetim altında tutulan Hadivent’in iyi olduğu açıklandı. Gecenin sonunda finale kalan Hadivent ve Mansız, önünmüzdeki hafta hem şampiyonluk hem de 150 bin YTL’lik büyük ödül için mücadele edecek.

Öte yandan reklam aralarında fotoğraf çektirmek isteyenlere karşı koruma tutan jüri üyesi Hande Ataizi, hayranlarını üzdü. Hayranlarını kendisine yaklaştırmak istemeyen Ataizi’nin bulduğu çözüm, stüdyodaki izleyicilerin büyük tepkisini çekti.

Bu yazı toplamda 189, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Dev göktaşı Dünya için tehdit

Yazar Swan | 25.12.2007 | Kategori Dünya

 Bir grup astronot, mühendis ve bilim adamı Birleşmiş Milletleri 2036′da dünyaya zarar verecek kadar yakından geçmesi beklenen göktaşına karşı önlem alması gerektiği konusunda uyardı.
Gökbilimciler APOPHİS adı verdikleri ve 13 Nisan 2036′da 45 binde bir ihtimal dünyaya çarpma olasılığı bulunan göktaşını yakın incelemeye aldı.

Reuters’e konuşan Astronot Rusty Schweickart, ‘Her ne kadar göktaşının çarpma ihtimali çok düşük olsa da NASA bu büyük kütlenin kuyruğundan kopacak yüzlerce hatta binlerce küçük parça için bir çalışma başlattı’ açıklamasını yaptı.

DÜNYANIN TÜM ÜLKELERİ TEHDİT ALTINDA

1969′nın Mart ayında Dünyanın çevresinde bir tur atan Apollo 9 ekibinden biri olan Schweickart “Yakın takibe aldığımız sadece APOPHİS değil, dünyanın tüm ülkeleri bu göktaşının tehdidi altında. Bu konuyla başa çıkmak için genel bir karar alınmalı” diye ekledi.

GÖKTAŞI TEHDİDİYLE İLGİLİ RAPOR SUNULACAK

Schweickart haftaya Birleşmiş Milletler Uzay’ın Barışçıl Kullanımı Komitesi’ne göktaşı tehdidiyle ilgili bir rapor sunarak alınması gereken küresel önlemlerle ilgili de bir sunum yapacak.

APOPHİS’in uzunluğu 140 metre olarak açıklandı. NASA bu büyüklükteki bir cismin Dünya’ya çarpması durumunda ortaya çıkacak sonuçların göktaşının oluştuğu madde ve çarpma açısına bağlı olduğunu bildirdi. NASA’nın gerçekleştireceği olası bir durdurma görevinin maliyeti 300 milyon dolar olarak tahmin ediliyor.

FELAKET SENARYOSU

Nisan 2029′da dünyanın oldukça yakınından geçeceği belirtilen göktaşının, bu geçiş sırasında çekim kuvveti nedeniyle haberleşme sistemlerinde, hasara yol açabileceği belirtiliyor. Ancak asıl risk, 2036′da yapacağı ikinci geçiş sırasında yaşanacak. Astronomlar, Apophis’in bu dönüş sırasında dünyaya çarpma riski bulunduğunu belirtiyor. Astronomların felaket senaryosu ise şöyle:

Eğer büyük bir göktaşı çarparsa önce, atmosferden yayılan bir şok dalgası hissedilecek. Atmosferin katmanlarında ilerledikçe, henüz yere çarpmamasına karşın dünyada birçok bölge sarsıntıları hissetmeye başlayacak. Birkaç saniye sonra da çarpan göktaşı alev topu halinde patlayacak. Nükleer bombaların çok daha üstünde bir enerjinin açığa çıkmasına yol açacak.

Bu yazı toplamda 38, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Pekmez, bal ve reçelden çok daha yararlı

Yazar admin | 25.12.2007 | Kategori Sağlık

 
Beslenme Uzmanı Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocuklara bal ve reçel yerine kara üzüm pekmezi yedirilmesini önerdi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Beslenme Uzmanı Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocuklara bal ve reçel yerine kara üzüm pekmezi yedirilmesini önerdi.

Doç. Dr. Elmacıoğlu, bal ve reçelin besleyici özelliği bulunmadığını belirterek, bal ve reçelin sadece iyi bir enerji kaynağı olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Elmacıoğlu, “Besleyici değeri olmamasına rağmen bal çok yüksek fiyattan satılıyor. Halbuki bal ve reçel yerine besleyici özelliği olan pekmez tercih edilmelidir.” diyor. Elmacıoğlu, bal ve reçelin adeta bir karbonhidrat deposu olduğunu ifade ederek, bunların yerine, çocuklara besleyici özelliği olan kara üzüm pekmezi yedirilmesi gerektiğini söylüyor: “Pekmez çok daha faydalıdır; çünkü demir ve kalsiyum içerir.”

Doç. Dr. Elmacıoğlu, bal ve reçelin çok kolay sindirildiğini ve kana kolay geçtiğini, bu nedenle de acil enerji ihtiyacını karşılamakta kullanılabileceğini söyledi. Balın iştahlı, şişman ve şeker hastaları için uygun bir besin olmadığını belirten Doç. Dr. Elmacıoğlu, “Bal, aniden kana geçerek kan şekerinin yükselmesine, sonra da düşmesine neden olur. Bu nedenle kan şekeri ani düşenlerin baldan sakınmaları gerekir.” dedi. Balın kilosunun 10 ile 40 YTL arasında satıldığını belirten Elmacıoğlu, “Oysa kilosu 3-5 YTL’ye çok daha besleyici özelliği olan kara üzüm pekmezi alınabilir.” diye konuştu. Samsun, aa

Bu yazı toplamda 34, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

İşte Çin’in yüzde yüz yerli üretim uçağı

Yazar aSh | 25.12.2007 | Kategori Teknoloji

 
Sivil hava taşımacılığında iddialı hale gelmek isteyen Çin, tamamen kendi mühendislerinin emeği olan ARJ 21-700 yolcu uçağını üretime koydu.

Ülkenin güneyindeki Şanghay şehrinde yapılan ve ulusal televizyondan canlı yayınlanan törende, devlete ait Çin Havacılık Endüstrisi Şirketi’nin (AVIC I), 90 yolcu kapasiteli ARJ 21-700′lerin seri üretimine 2009′da başlayacağı ve ilk uçuşun Martta yapılacağı açıklandı.

AVIC I başkanı Lin Zuoming, “Bugün Çin havacılık sektöründe yeni bir sayfa açılmıştır” dedi. ARJ 21-700 yolcu uçağı, kurumun bu alandaki en büyük rakipleri Kanada Bombardier Inc. ve Brezilya Embraer SA’ya karşı geliştirildi.

AVIC I, patenti Çin’ne ait olan ilk kısa mesafeli ARJ 21-700′lerin gelecek 20 yılda orta çaplı yerel uçak pazarının yüzde 60′ına sahip olacağını belirtti. Çin gelecek 20 yılda yaklaşık 900 orta çaplı yolcu uçaklarına ihtiyaç duyacak.

ARJ 21-700 uçakları turbo pervaneli motorla çalışıyor ve 2 bin deniz mili mesafesinde 90 yolcu taşıyabiliyor. AVIC I şu ana kadar 71 sipariş aldı.

AİRBUS VE BOEİNG ENDİŞELİ

Üretilen ARJ-21′lerin Çin’in büyük uçak geliştirip üretme konusundaki ilk adımı attığını gösterdiği ifade ediliyor. Şu anda, dünya çapında sadece ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve Rusya büyük uçak üretilebiliyor.

1100 yolcu uçağına sahip olan Çin’in önümüzdeki 14 yıl içinde toplam maliyeti yaklaşık 180 milyar dolar olacak 1600 uçağa daha ihtiyacı olacağı kaydediliyor.

Uzmanlar, kendi büyük uçağını da üretmeyi planlayan Çin’in bu düşüncesinin, Amerikan Boeing ve Fransız Airbus’ın uykularını kaçıracağı yorumu yapılıyor.

Çin daha önce de kendi gücüyle araştırıp geliştirdiği J 10 savaş uçaklarını üretmişti.

CİHAN

Bu yazı toplamda 70, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

F-15′lerde yapısal çatlaklar bulundu

Yazar aSh | 25.12.2007 | Kategori Teknoloji

 
F-15′in Missouri eyaletinde havada parçalanarak düşmesinin ardından yapılan incelemede F-15′lerde yapısal çatlaklar bulundu.

Washington Post gazetesinin haberine göre, Kasım ayı başında bir F-15′in Missouri eyaletinde havada parçalanarak düşmesinin ardından başlatılan incelemede ABD Hava Kuvvetleri müfettişleri 8 F-15 savaş uçağında temel yapısal çatlaklar saptadı. Kazanın ardından 30 yıldan beri ABD Hava Kuvvetlerinin hava savaş gücünün önemli bir bölümünü oluşturan 442 adet F-15 savaş uçağının uçuşları durdurulmuştu.Gazeteye bilgi veren ABD Hava Kuvvetleri ve savunma yetkilileri, 8 adet F-15′in kokpitinin arkasındaki ana destek direklerinde çatlaklar bulunmasıyla birlikte Ocak ayına ve hatta daha ileri bir tarihe kadar bir dizi incelemenin sürdürüleceğini bildirdi.

Yetkililer, F-15′lerin Kasım ayından itibaren uçuşlarının durdurulmasının ABD savaş uçaklarının havalanmasına izin verilmeyen en uzun süre olduğunu ifade ettiler.

Savaş uçaklarının uçuşuna izin verilse bile pilotun ve uçağın normal durumuna dönmesi altı ay alabiliyor.

-F-15E’LER UÇUŞA DÖNECEK-

Diğer taraftan, incelemenin ardından yapısal bir soruna rastlanmayan 224 adet F-15E uçuşa dönüştürülecek. Diğer F-15′lerden yaklaşık 10 yıl daha genç ve daha güçlü bir yapıya sahip olan F-15E’ler Irak ve Afganistan’daki savaşları desteklemekte kullanılmıştı. F-15A-D’ler ise Washington üzerindeki hava kontrol görevi de dahil olmak üzere ABD’yi korumakla görevli.

ABD Hava Kuvvetleri’nin 1996-1999 yılları arasında Hava Savaş Komutanlığı’nı yapan emekli General Dick Hawley, ”Uzunca bir süre ulusun ana hava üstünlük kapasitesinden yoksun kalabilirsiniz, bu bizi risk altına sokar” dedi.

Çatlakların bulunması yeni savaş uçaklarının alınması için ABD Hava Kuvvetlerinin yoğun lobi yaptığı bir dönemde geldi. Hava Kuvvetleri F-15′lerini, ABD Kongresi ve Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yeni onaylanan 183 adet F-22 Raptor’un yanı sıra 200 adet F-22 Raptor ile daha değiştirmek istiyor.

İlk kez 1972′de havalanan F-15 savaş uçaklarının 2025′e dek kullanılması öngörülüyordu. Lockheed Martin tarafından üretilen F-22 Raptor’ların her biri 132 milyon dolar tutarında.

AA

Bu yazı toplamda 74, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Hayaller gerçek oluyor

Yazar aSh | 25.12.2007 | Kategori Teknoloji

 Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadelesi devam ederken Türk savunma sanayinde de yeni projelere imza atılıyor.

Milli tank ve milli gemi projelerinde son aşamaya gelindi. İlk Türk savaş gemisi 2008′de denize inecek.

Türk savunma sanayi firmaları araştırma ve geliştirme yatırımlarının karşılığını almaya başladı. Yıllardır devam eden birçok proje 2008 ile birlikte hayata geçecek.

Savunma projeleri arasında ilk sırada milli tank projesi yer alıyor. Otokar firmasının yürüttüğü projede tankın zırhı Roketsan, atış kontrol sistemi Aselsan, ana silahı da Makine Kimya Enstitüsü (MKE) tarafından üretilecek.

Tankın dizayn çalışmalarında ilk aşama sona ererken, prototipin 2010 yılına kadar üretilmesi, 2013 yılında da seri üretimin başlaması hedefleniyor. 350 tank üretimini öngören projenin maliyeti ise 2 milyar dolar.

İnsansız hava aracı

Türk savunma sanayinin bir diğer önemli proje ise insansız hava aracı.

İlk Türk yapımı insansız hava aracı “Bayraktar”; 2008 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanımına sunulacak.

Yüzde yüz yerli üretim olan Bayraktar iki saate yakın havada kalabiliyor.

15 - 20 km menzile sahip olan araçtaki iki kameranın tespit ettiği görüntüler uydu aracılığıyla istihbarat merkezlerine aktarılıyor. Aracın gece görüş yeteneği de bulunuyor.

2008 yılında denize indirilecek

İlk milli savaş gemisi projesinde de son aşamaya gelindi. “Milgem” adı verilen projede ilk yerli yapımı savaş gemisinin 27 eylül 2008 tarihinde denize indirilmesi planlanıyor.

Daha sonra da ikinci geminin yapımına başlanacak.

Son yapılan savunma sanayi icra komitesi toplantısında Mehmetçiğin uzun yıllardır kullandığı G3 piyade tüfeklerinin de yeni nesil silahlarla değiştirilmesi kararı alındı.

Yeni silahlar öldürmekten çok, yaralama ve etkisiz hale getirme amaçlı olacak.

Uzmanlar bir düşmanın yaralanması halinde birden fazla kişinin yaralıyla ilgilenmek durumunda kaldığını ve bunun karşı tarafa daha çok zarar verdiğini belirtiyor.

Bu amaçla modern piyade tüfeği ve modern makinalı tüfek projeleri başlatıldı.

Makina Kimya Enstitüsü de iki tür sniper tüfeği ile piyade tüfeği geliştiriyor. Yeni silahlar, TSK’nın terör örgütü PKK’yla mücadelede ihtiyacı olan ve “gayrinizami harp” koşullarına uygun şekilde tasarlanacak.

CNNTÜRK

Bu yazı toplamda 43, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Nar ve nar suyu, her derde deva

Yazar aSh | 25.12.2007 | Kategori Spor

 Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, nar suyunun kalbi kuvvetlendirdiğini söyledi.

Nar ve nar suyu, karaciğer ve böbrek dahil her hastalığa deva

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, kalbi kuvvetlendiren nar suyunun, karaciğer zafiyetini giderdiğini, mide iltihabını ve ağrısını geçirdiğini söyledi.

Karadeniz, narın Türkiye’de batı, Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yetiştiğini belirtti. Nar meyvesinin yüzde 15′inin karbonhidrat, yüzde 0,8′inin protein olduğunu, ayrıca B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir bakımından zengin olduğunu ifade eden Karadeniz, “Nar mideyi temizlemekte, deniz tutmasına karşı iyi gelmektedir. Ayrıca nar içindeki zarları ile yendiğinde mide ülserini iyileştirmektedir.” dedi.

Nar suyunun böbrek ve karaciğer hastalıklarına karşı çok faydalı olduğuna dikkati çeken Turan Karadeniz, şu bilgileri veriyor:

Nar suyu yüksek tansiyon hastalığının tedavisinde, kalp ağrılarında, basur hastalığının tedavisinde faydalı olmaktadır.

Böbrek zafiyetine karşı nar suyu içilmesi yararlıdır.

Nar suyunun harareti giderici özelliği bulunmakta, şeker ve kurdeşen hastalığına iyi gelmektedir.

Kalbi kuvvetlendiren nar suyu, karaciğer zafiyetini gidermekte, mide iltihabını ve ağrısını geçirmektedir.

Nar ekşisi şeker hastalarına tavsiye edilmektedir.

Nar şırasının şekerle hazırlanan şerbetinin idrar söktürücü özelliği vardır.

Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.

Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.

Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır. Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir.

Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır.

AA

Bu yazı toplamda 35, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Kışın fazla tokalaşmayın !

Yazar aSh | 25.12.2007 | Kategori Sağlık

 
Bilim adamlarının yaptığı çalışmaya göre nezle ve gribin yaygın olduğu dönemlerde el sıkışmanın öpüşmekten bile tehlikeli olduğu ortaya

Amerikalı ve İngiliz bilim adamlarından oluşan bir grup, el hijyeninin birçok rahatsızlık üzerindeki önemi hakkında bugüne kadar yapılmış en detaylı raporu hazırladı. British Medical Journal’da da yayımlanan rapora göre el, bakteri ve virüslerin vücudumuza girmesini engellemekte hayati bir öneme sahip. Prof. Dr. Sally Bloomfield ve Prof. Dr. Elaine Larson, “Salgınlarda ilk savunma cephesini ellerimiz oluşturuyor. El hijyenine dikkat etmediğimiz takdirde bakteri ve virüslere karşı kendimizi korumak zor” diye konuştu.

ELLERİMİZ TAŞIYICI

Hijyen konusunda uzman olan iki isim, samimi olmayan yanaktan küçük bir öpücüğün hijyenik bakımdan el temasından çok daha masum olduğunu söyledi. Bloomfield ve Larson “Ellerimizle gözlerimize, burnumuza dokunuyoruz başkalarıyla tokalaşınca bu mikroplar geçiyor. Bu şekilde öpüşmekten daha fazla mikrobu fark etmeden karşımızdakine bulaştırıyoruz” dedi.

Bu yazı toplamda 33, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Sayfa 1297 Toplam 1321« İlk...«12951296129712981299»...Son »