Saparmurat Türkmenbaşı

Yazar Onur


Saparmurat Türkmenbaşı ( 1940)



Saparmurat Atayevich Niyazov 1940 yılında bir işçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası II. Dünya Savaşı’nda öldürüldü. Ailesinin diğer fertleri, 1948 yılında meydana gelen Aşkabat depreminde öldü. İlk önce yetimhanede, sonra uzak aile fertlerinin evinde büyüdü.Leningrad Teknik Üniversitesi’nden enerji mühendisi unvanı ile mezun oldu. Bundan sonra Aşkabat yakınlarındaki Bezmein enerji tesislerinde çalıştı. Daha sonra Komünist Partisi üyesi oldu. 1985 yılında Türkmenistan Milletvekilleri Konseyi Başkanlığı’na atandı. Daha sonra Türkmen Komünist Partisi’nin Merkez Komite I. Sekreterliği’ne seçildi.13 Ocak 1990 tarihinde Cumhuriyetin yüksek yargı organı olan Yüksek Sovyet başkanlığına atandı. 27 Ekim 1990 günü yapılan seçimlerde Türkmenistan’ın ilk Cumhurbaşkanlığına seçildi. 21 Haziran 1992 yılında yeni bir anayasanın kabulü için yapılan yeni cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 99.9′unu aldı. Türkmenbaşı 21 Aralık 2006 tarihinde vefat etti.

Eserleri: Ruhname, Türkmen İlim Aman Olsun, Türkmen’in Beş Çağının Ruhu
Türkmenbaşı’nın eserlerinden Ruhname Türkiye Türkçesi, Rusca, İngilizce, Japonca, Arapça, Farsça, Almanca, Çekce gibi bir çok dünya dillerine çevrilmiş yüzbinlerce basılan meşhur bur eserdir.

VEFAT-HABER

Türkmenistan lideri hayatını kaybetti…
Milliyet 21 Aralık 2006

Hükümet kaynakları, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı, sabaha karşı hayatını kaybettiğini belirtti.

21 yıldır devlet başkanı olan Türkmenbaşı’nın beklenmedik bir şekilde öldüğünü duyurdu. Türkmenbaşı’nın yerel saatle 04.30′da hayata veda ettiğini belirtti.

Türkmenistan’ın bu sabah erken saatlerde hayata veda eden Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı’nın kalp ya da şeker hastası olabileceği söyleniyordu.

XXX

HABER

Türk Parlamenterler Birliği Türkmenbaşı’na Büyük Devlet Adamı Ödülü Verdi

Merkezi Ankara’da bulunan Türk Parlamenterler Birliği, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşı’na Büyük Devlet Adamı Ödülü verdi. 2700 eski ve yeni parlementer üyesi bulunan Birliğin Genel Başkanı Zeki Çeliker, ödül gerekçesini şöyle açıklıyor: “Atayurdumuz Türkmenistan’da büyük işler başaran ve Türkiye ile dostluk köprüsünü kuran Saparmurat Türkmenbaşı, Birliğimiz tarafından Büyük Devlet Adamı ödülüne layık görülmüştür.Türkmenbaşı, Türkmen halkına ve bütün insanlığa yaptığı hizmetlerle bu ödülü fazlasıyla hak etmektedir” dedi.

HAKKINDA YAZILANLAR

Türkistan’ın İsviçresi: TÜRKMENİSTAN

DR.SÜLEYMAN DOĞAN
dogansuleyman@hotmail.com

Başkent Aşgabat’a yukarıdan bakınca sanki cetvelle çizilmiş bir şehir görüyorsunuz. O kadardüzenli ki görenlerin gözünü kamaştırıyor. Bulvar, cadde ve sokaklar son derece güzel ve temiz. Bundan on yıl önce gittiğim Aşgabat ile bugünkü başkent arasında dağlar kadar fark vardı. Şehir batı şehirlerini aratmayacak derece de modern hale getirilmiş.

Sovyetler’den Bağımsızlığa

Sovyetler Birliği’nin 1990 yılında dağılmasından sonra 6 Türk devleti dünya haritasında yerine aldı. 1980 öncesinde bir grup ve siyasi parti hep Türkçülük ve hatta ırkçılıkla suçlandı. Suçlayan sol kesim ise; Sovyetler Birliği’ne dizeler yazıyorlardı. Ne var ki, 1990′lı yıllar her şeyi alt-üst etti. Sovyetler Birliği dağıldı. Komünist ideoloji tehdit olmaktan çıktı.
Sovyetler Birliğini 1990 yıllarından itibaren gazeteci olarak birçok yerini dolaştım. Köylerine varıncaya kadar gittim. Gördüğüm manzara dehşet vericiydi: insanlar dinlerinden uzaklaştırılmış, içki sudan ucuz bir şekilde sunulmuş, teknoloji hantal hale gelmiş, savaştan bozguna uğramış bir ülkeler zinciri görüntüsü veriyordu.

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne

Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının üzerinden yıllar geçti. Geçen sürede neler başarıldı, neler başarılamadı? Türkiye’nin bu kardeş dünyayla ‘Adriyatik’ten Çin Seddi’ne ülküsüyle başlayan ilişkileri bugün ne durumda? Türkistan Türkleri arasında ‘İstanbul’u görmemiş isen, henüz dünyaya gelmemiş sayılırsın!’ anlamında bir deyim vardır. Bunun Özbekçesi şöyledir: İstanbulnı körmegen, âlemge kelmegen! Türkistanlı hacılar Hac için Mekke’ye giderken, önce yollarını uzatarak İstanbul’a uğrar, sonra Mekke’ye giderlerdi. Bilhassa, 19. yüzyıl ortalarından 1920′lere kadar İstanbul’da çıkan gazete ve dergilerle, kitaplar Azerbaycan, Kırım, Kazan ve Türkistan’nın Taşkent, Buhara ve Semerkand gibi büyük şehirlerine ulaşır ve aydınlar tarafından okunurdu. Türkistan ve başka yerlerdeki Türkçe yayınlar da İstanbul’a ulaşırdı. Bilhassa Gaspıralı İsmail Bey’in “Tercüman” gazetesi İstanbul aydınları tarafından da merakla okunurdu.

Türkistan ile Türkiye arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkiler 1925 yılında Sovyet rejiminin Türkistan ve başka Türk yörelerinde tam anlamıyla egemen olmasından sonra birdenbire kesildi. Özellikle SSCB’nin kapılarını dış dünyaya kapaması ve Sovyetlerdeki Türklerin alfabelerinden tutarak kültür hayatının bütünüyle değiştirilmesinden sonra, Türkiye’de yaşayanların Sovyetlerdeki Türkler hakkındaki bilgileri de zamanla kaybolmaya başladı. Çok az sayıdaki bilginden başka, Türkiye’deki halk Türkistan ile ilgilenemez oldu.

Ekonomiye Türk Damgası

Türkiye’nin Türk cumhuriyetleriyle ticaretinin yükselen bir seyir izlediğini söylemek biraz zor. Şu anki seviye, 1997 ve 1998′ deki seviyelerin çok gerisinde ve toplam 1 milyar 150 milyon dolar civarında. Bu rakamlarla Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan’ın ikinci-üçüncü ticaret ortağı durumunda, ancak diğer cumhuriyetlerde aşağılardayız.

Türkiye’nin 1992′de açtığı 1,2 milyar dolar tutarındaki Eximbank kredileri, bu ülkelerle olan ticarete ivme kazandırmıştı, ancak geri ödemelerinde yaşanan sorunlar daha sonraki ilişkileri zora soktu.

Türk özel sektörü bölgede ABD’li ve Avrupalı firmalarla rekabet ediyor. Bazı küçük çaplı yatırımlar dışında, büyük enerji projelerinde görünmese de inşaat ve tekstil başta olmak üzere hemen her sektörde Türkler var. Küçük ve orta boy işletme kültürünü Türkler’in yerleştirdiğini söylemek abartı olmaz.

GSM operatörlüğünden otelciliğe, konfeksiyondan deterjan üretimine kadar pek çok sektörde kardeş ülke vatandaşlarıyla ortak işletmeler kuruldu. 10 yıl öncesinde bakkal açamayan bölge insanı, bugün yabancı ortaklarla birlikte hipermarketler açabilir hale geldi. Resmi ağızların da sık sık ifade ettiği gibi, Türk işadamları bölgede devletin çok önündeler.

Türk İşadamının Ayrıcalığı

Bölge ülkelerinde açılan Türk okulları iş adamlarına cesaret verdiği gibi, bölgede faaliyet gösteren Türk şirketlerinin eleman ihtiyacının karşılanmasına da büyük katkı sağladı. Bugün ilgili branşlardan mezun gençler, donanım açısından gerek Türk gerekse yerel işadamlarının en çok tercih ettiği elemanlar. Hemen her Türk şirketinde, bu okullardan mezun anadili yanında Rusça, İngilizce ve Türkçe konuşan personele rastlamak mümkün.

Sonuçta ilk 10 yılda ekonomi alanında önemli mesafeler alındıysa da geleceğe sağlıklı bakabilmek için bu dönemin iyi muhasebe edilmesi gerekiyor. Bu cumhuriyetleri ve Türkiye’yi biribirine bağlayan duygu ve manevi bağlar gözardı edilemez. Önemli olan, bunu bir avantaj bilip, ilişkilerde günlük siyasi kaygıları bir yana bırakarak ileriye dönük gerçekleştirilebilir ekonomik ve siyasi hedefler çizmek.

Türk cumhuriyetleri milli gelirleri toplamı şu an 150 milyar doları bulmuyor ama, enerji üretim ve pazarlamasının yoluna girmesiyle zenginler ligine girme imkanı bulacaklar. Ancak bunu yaparken petrol zengini Ortadoğu şeyhliklerine benzemek istemiyorlarsa, demokrasiyi ihmal etmemeleri gerekiyor.

Türk Okulları Büyük Bir Avantaj

Birçok tarafsız gözlemciye göre Türkiye’nin 10 yıllık dönemde Türk dünyasında gerçekleştirdiği en büyük başarı Türk okulları. T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışındaki bütün okulların temsilcileriyle 1995′te yaptığı bir toplantının ardından yayınlanan resmi kitapçığa göre, 10 yıl içinde bölgeye 130′u özel olmak üzere toplam 142 eğitim kurumu kazandırıldı. Tümü özel 9 üniversitenin aralarında bulunduğu eğitim kurumları özel Türk firmaları, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı tarafından açıldı.

Bilgisayar, turizm, ticaret gibi özel branşlar yanında orta öğretim düzeyinde hizmet veren Türk okullarında Türkiye’deki Anadolu Liseleri müfredatı uygulanıyor. Okullar hem ev sahibi ülkenin, hem de Türkiye’nin milli eğitim bakanlıklarınca denetleniyor. Hazırlık sınıfında ve diğer yıllarda İngilizce, Türkçe, Rusça ve o ülkenin dili öğretiliyor. 9′uncu sınıf başında öğrenciler sözel ve sayısal iki gruba ayrılıyor. Sosyal dersler ev sahibi ülkenin öğretmenlerince, dil ve sayısal dersler Türk öğretmenlerce veriliyor. Din dersleri ülkeden ülkeye değişiyor. Örneğin Özbekistan’daki müfredatta din dersleri yer almazken, Türkmenistan’da Dinler Tarihi adıyla bütün dinlerin öğretimine haftada bir saat ayrılıyor.

Dünya çapında Kırgız edebiyatçı Cengiz Aytmatov’un Türk Okulları hakkındaki yorumu ise şöyle: “Kırgız-Türk liselerinde okuyan ve daha sonra mezun olacak bu gençler 21. asrın kadroları ve geleceğimizin aydın günleridirler.”
Türkmenistan’da doğalgaz ülkenin en önemli gelir kaynağı. Bunun yanında tekstil ve inşaat sektöründeki gelişmeler ekonomiyi canlı tutuyor. Bu cumhuriyetler arasında en küçük ekonomiye sahip Kırgızistan ise, zengin enerji kaynaklarına sahip olmamakla birlikte, serbest piyasa ekonomisini oturtmanın yollarını arıyor.

Türkmenistan’da Türkmenbaşı tarafından kaleme alınan Ruhname adlı eserde, kapitalist ve sosyalist modellerin eleştiriyor, zenginin fakiri koruduğu, fakirin ise zengini kıskanmadığı bir model öneriliyor.

Türkistan’nın İsviçre’si

Türkmenistan son on yılda yüzde 20 kalkınma hızıyla dünyada sayılı ülkeler arasına girmeyi başardı. Devlet Başkanı Türkmenbaşı’nın uyguladığı başarılı politikalar sayesinde Türkmenistan’da bugün Türk firmalarının açtığı tesisler göz kamaştırıyor. 5 milyon nüfuslu Türkmenistan Türkistan’nın İsviçre’si olma yolunda hızla ilerliyor.

Bu yazı toplamda 112, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

  • No Related Post

Aradığınız bu haberimizde yoksa, alttaki kutucuğa yazarak google yada sitemizde arama yapmak size yardımcı olabilir.
Google
 

CommentYorum


Kapat
E-posta ile paylaş