Size ne gerek var?

Yazar yalchin

Erdoğan DTP’ye çok sert

DTP’yi sert eleştiren ve ‘Meseleri masa etrafında toplanarak çözmenin en meşru aracı siyasettir’ diyen Başbakan Erdoğan muhalefete de şu çağrıyı yaptı: Varsa bir çözümünüz getirin, konuşalım‘Bu çatıda işin ne?’Başbakan, AKP grubunda Diyarbakır’daki saldırı ve terörle ilgili konuşurken, DTP’ye sert ifadelerle çattı. Erdoğan, “Terör örgütü için ‘Siyasi bir örgütlenme’ diyen anlayış bu çatı altında ne iş görüyor? Madem siyasi bir örgüt, size ne gerek var?” diye sordu.

‘Korkmayın, kaçmayın’

“Hiçbir toplumsal mesele, hiçbir gerekçe, teröre meşruiyet kazandırmaz” diyen Erdoğan, DTP’ye şöyle seslendi: “Niçin hâlâ tavrınızı koymuyorsunuz? Siz korktukça, kaçtıkça, bilin ki korkunun ecele faydası yok, gelip bir gün sizi de yakalayacaktır.”

‘Şiddeti reddet, gel’

Erdoğan ‘masada olma’ şartlarını da sıraladı: “Demokrasinin esası, şiddeti, terörü reddedip yasal zeminde sorunları siyasetin konusu yapabilmektir. Meselelerimizi konuşmanın, karşılıklı masa etrafında toplanarak çözmenin de en meşru aracı siyasettir.”

‘Teşhis değil, çözüm’

Erdoğan muhalefete de seslendi: “Terörle mücadelede söyleyecek bir şeyi olanlar, bizlere tavsiyesi olanlar, teşhis, tespitten çok, çözüme yönelik ne söyleyeceklerse, bunu söylesinler. Yoksa diğeri bu olanları ranta dönüştürmektir, bir rant hevesidir.”

RADİKAL GAZETESİ BAŞBAKANIN KONUŞMASINI MANŞETTEN VERDİ

Başbakan Tayyip Erdoğan, PKK’yı ’siyasi bir örgütlenme’ diye niteleyen DTP’ye sert çıktı. Erdoğan, “Terör örgütü için ’siyasi bir örgütlenme’ diyen anlayış acaba bu çatı altında (TBMM) ne iş görüyor? Madem siyasi bir örgüt size ne gerek var? Niçin hâlâ tavrınızı koyamıyorsunuz? Siz korktukça, biliniz ki korkunun ecele faydası yoktur, gelip bir gün sizi yakalayacaktır. Terör çıkmaz bir yoldur” dedi.

Erdoğan, AKP’nin TBMM grubunda şu mesajları verdi:

Diyarbakır’daki saldırı: Diyarbakır’da meydana gelen bombalı cinayet, terör örgütünün çocuk masumiyetine bile tahammülü olmadığını en açık biçimde göstermiştir. Ortaya çıkan fotoğraf insaf sahibi, yüreğinde insanlıktan zerre kadar merhamet olan herkesin içini yakmıştır.

Öldürülenleri saydı: Eren Şahin’in annesi Bursalı, babası Diyarbakırlıydı. Rıdvan Süer, Ankaralı bir ailenin evladıydı. Liceli bir ailenin evladı olan Ferhat Mutlu’nun ağabeyi asker olarak şehit edilmişti. Melek İpek, annesinin, babasının olduğu kadar bizim de melek ve ipek ruhlu bir evladımızdı. O caniler, cinayet emrini verenler, ne elde ettiler? Hangi ideale hizmet ettiler, hangilerini gerçekleştirdiler?

DTP’ye sert tepki: Terör örgütü için ’siyasi bir örgütlenme’ diyen anlayış acaba bu çatı altında ne iş görüyor? Madem siyasi bir örgüt size ne gerek var? Niçin hâlâ kalkıp tavrınızı koyamıyorsunuz? Siz korktukça, kaçtıkça biliniz ki korkunun ecele faydası yoktur, gelip bir gün sizi yakalayacaktır. Terör çıkmaz bir yoldur. Terörü bir yöntem olarak
onaylayanlar, mazur görenler ise terör eylemlerinin kanlı sonuçlarına, vahşi yüzüne ortak olurlar.

Demokrasi kesintiye uğramayacak: Tereddütsüz söylüyorum, Türkiye, daha çok demokrasi, refah, kalkınma, güçlü bir hukuk devleti olma yolundaki yürüyüşünü asla kesintiye uğratmayacaktır. Türkiye artık, meselelerini konuşamayan, tartışma imkânından mahrum o eski günlerin Türkiyesi değildir. Siyasetin konularını siyasetin dışına itmiyoruz. Siyasetin esası, şiddeti dışlayarak konuşabilmektir.

Masa etrafında toplanmak: En önemli prensibimiz, kime yönelirse yönelsin, kimden gelirse gelsin şiddeti, terörü mutlak surette dışlamaktır. Meselelerimizi konuşmanın, karşılıklı masa etrafında toplanarak çözmenin de en meşru aracı siyasettir. Terörle hiçbir davaya hizmet edilemeyeceği ve hiçbir sorunun çözülemeyeceğini, artık herkesin çok iyi anlaması gerekir.
Siyasilere çağrı: Siyasetteki bütün muhataplarımızdan beklentimiz, terör ile toplumsal meselelerimizi mutlaka birbirinden ayırarak konuşabilme ve siyaseti meşru çözüm yolu olarak kurumsallaştırma çabasına katkı yapmalarıdır. Terörle mücadelede söyleyecek bir şeyi olanlar, bizlere tavsiyesi olanlar, teşhis, tespitten çok, çözüme yönelik ne söyleyeceklerse, bunu söylesinler. Biz, ortak aklı oluşturmaya her zaman hazırız.

DTP ne demişti?

DTP Parti Meclisi geçen aralıkta şu değerlendirmeyi yapmıştı: “PKK, Kürtlerin yok sayılmasının sonucu ortaya çıkan ve Kürt sorununun çözümünü isteyen siyasal bir örgütlenmedir.”

‘Üç kuruşluk tazminata layık değilim’

Başbakan Tayyip Erdoğan, hakkında açılan bir davada üç kuruş tazminata mahkûm edilmesine kızdı. Erdoğan hakkında 2000 yılında Avustralya’da katıldığı bir radyo programında PKK lideri Abdullah Öcalan’dan ’sayın’ şehitlerdense ‘kelle’ diye söz ettiği gerekçesiyle bir grup şehit yakını tarafından dava açılmıştı. Başbakan, Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ndeki davada üç kuruş tazminat ödemeye mahkûm edilmişti.

Erdoğan gruptaki konuşmasında önce basını sınırsız özgürlük istemekle eleştirdi, sonra da sözü hakkında açılan davaya getirerek şunları söyledi: “Siyasetçiye hakaret, hep ağır eleştiri olarak değerlendiriliyor. Şahsımla alakalı dava açıldı. Neymiş, birisine ben ’sayın’ demişim ve bundan dolayı açılan dava da ne biliyor musunuz? Üç kuruşluk manevi tazminat davası. Kartal ilçesinde. Bunu anlamakta zorlanıyorum. ‘Adalet mülkün esasıdır’ diyorsak, bu esas yerine gelmeli.’ Şu olaya bak, üç kuruşluk manevi tazminat. Ne demek bu? ‘Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını ben manevi tazminata mahkûm ettirdim.’ Olmaz böyle şey; hukuk, bu kadar zedelenmemeli, bu duruma getirilmemeli. Eğer ben bir manevi tazminata mahkûm edileceksem, bunun hakkı verilir, öyle mahkûm edilir. Ama ben de buna layık olduğumu kabul ederim. Yoksa nefislerimizi tatmin için bu tür kararlar verilmez.”

Bu yazı toplamda 54, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


Aradığınız bu haberimizde yoksa, alttaki kutucuğa yazarak google yada sitemizde arama yapmak size yardımcı olabilir.
Google
 

CommentYorum


Kapat
E-posta ile paylaş