İKİ DAKİKA GÜNCEL HABER MERKEZİ
Giriş Sayfanız Yapın  İKİ DAKİKA DA HER ŞEYDEN HABERDAR OLUN!    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Tycoon City New York
Yazar ahmetodabasoglu
Ticarete atılmamızı sağlayan tycoon oyunları hezeyanı ilk olarak Railroad Tycoon ile başladı. Ardından, oluşan bu yeni türe yeni fikirler ve oyunlar, her meslek dalını konu alan tycoon oyunları üretilmeye başlandı. Şu sıralar Railroad Tycoon’un yeniden yapılacak olması konuşulurken, bizler diğer yandan ilk Railroad oyununun açtığı kasırganın meltemlerini oynamaya devam ediyoruz. Her ne kadar türün ilk oyunu Railroad Tycoon olsa da, şu ana kadar oynadığım en iyi tycoon serîsi olarak lunapark işletmeciliği yaptığımız Rollercoaster Tycoon serîsini gösterir ve arada sırada, canımın sıkıldığı vakitlerde açıp oynardım. “Ta ki, Tycoon City New York ile tanışana dek. Tycoon oyunlarına olan düşkünlüğümün bakış açısını değiştirdi Tycoon City New York, hayatımı değiştirdi” dersem Rollercoaster Tycoon’a haksızlık etmiş olurum, çünkü konu aldığı lunapark işletmeciğilini tüm ayrıntılarıyla, en iyi şekilde yaşatan bir oyundu, Tycoon City New York kullandığı konuyu RCT kadar iyi kullanıp oyuncuları doyuramıyor, dolasıyla ikinci sırada kalmak zorunda.
Adından da anlaşılacağı üzere, Tycoon City New York’ta elimizin altına körpe bir şekilde verilen New York’u yapılandırıyor, yeniden kuruyor ve yönetiyoruz. Bunu yaparken de türle ilgili hiçbir farklılıkla karşılaşmıyoruz, şu ana kadar yapılmış tycoon oyunlarındaki gibi inşa edebileceğimiz binaları kullanıyoruz. Şöyle bir fark var ki, daha önce oynadığımız tycoon oyunlarında arsamıza yollar, banklar yapabilirdik fakat New York’u yönetirken böyle bir şeye izin verilmiyor. Yol yapamayız, yollara hiçbir şey koyamayız. Sadece sahibi olduğumuz arsalara inşa yapar ya da park kurabiliriz. Bunun nedeni de yolların, sokakların değil, sadece arsaların sahibi olmamız. Sandbox denilen serbest bölümden görev almadan oyunu oynadığımızda bize tamamen boş bir şehir veriliyor fakat yolları çizilmiş oluyor, yolların arasında kare kare oluşan arsalara inşa yaparak şehrimizi oluşturuyoruz. Görev alabildiğimiz bölümde de farklılık yok, yalnızca bize verilen tapulu arsaları inşa edebiliyoruz. Bu, şehrin tasarımı konusunda bizi biraz kısıtlıyor, New York’un düzenli ve her sokağı birbirine benzeyen yapısını bozamıyoruz. Ben ne anladım şimdi New York’u yeniden kurmaktan?
Oyunun çıkış tarihinden yola çıkarak da kolayca tahmin edebiliriz ki, Tycoon City New York üç boyutlu olarak hazırlanmış. Bir yandan şehri kurarken bir yandan da kamerayı yer kamerası gibi en aşağıya indirip bir vatandaşmış gibi davranabiliyoruz, bu da kurduğumuz şehrin nasıl göründüğünü test etmemizi sağlıyor. Kontroller ve kamera açıları konusunda hiçbir sorun yok, sadece ilk başlarda kamera açıları konusunda ufak sorunlar yaşayabilirsiniz fakat kısa zamanda alışacaksınız. Sağ tuşa basılı tutarak kamerayı hareket ettiriyor, orta tekerlek ile de zoom yeteneğini konuşturuyoruz. Genellikle tycoon oyunlarında menülerin yerleri ve yapıları karışıklık yaratırken, Tycoon City’de bu sorun yok. Kaydetme, yeni oyun açma gibi seçeneklerin olduğu ana menü sol altta, şehir özelliklerini görebildiğimiz menü sağ altta, finansal menümüz sol ortada, inşa ile ilgili her şey sol üstte, sürekli değişen güncel bölüm de ekranın sağ üst tarafında bulunuyor. Anlık haberleri de ekranın altından takip edebiliyoruz. Bu kadar çok menü var diye ekranın tamamen kaplandığını düşünmeyin, menüler gayet sade ve görülebilir derecede küçük hazırlanıp, simge durumuna küçültülebilir şekilde tasarlanmış.
Tycoon oyunlarının en önemli noktalarından biri, inşa edilebilen bina içeriğidir. Ne kadar çok ve ayrıntılı binalar olur, onları ne kadar çok kurcalayabilirsek, elimizdeki tycoon oyunu da o kadar zaman katili ve keyifli olur. Tycoon City, bina sayısı konusunda sanıyorum şu ana kadar gelmiş en doyurucu tycoon oyunu. Yerleşim binaları, eğlence binaları, kurumsal binalar, turistik binalar, kültürel binalar, ihtiyaç binaları gibi kategorilere ayrılan binalar, kendi içinde daha birçok kategoriye ayrılıyor ve kılcal damarlarda karşımıza geniş içerikli bir bina arşivi çıkıyor. Sadece “yemek”le ilgili binaları gözden geçirirsek geniş içerikten ne kastettiğimi anlarsınız, restoran, cafe, İtalyan restoranı, Fransız restoranı, Yunan restoranı, şu restoranı, bu restoranı… Onlarca restoran çeşidinden sadece birkaç tanesini sayabildim ve diğer tüm kategoriler de aynı şekilde, geniş bir yelpazeye sahip. Başka bir örnek vermek gerekirse apartman konusunda ister binbir çeşit küçük evi kullanırız, istersek New York’un yapısına uygun yirmi küsür apartman çeşidini “seç beğen” usulüyle belirleyip kullanabiliriz. Bu şekilde, geniş bir içeriğe sahip olarak okullar, bilgisayar ortamları, iş yerleri, öğrenci evleri, mağazalar, barlar, oteller, gece kulüpleri, eğlence merkezleri, güzellik salonları ve berberler, parklar, Lacoste gibi markalara ait özel mağazalar, otomobil galerileri… Aklımıza gelen her şeyi yapabiliriz. Basketbol sahası, tiyatro, sinema… Daha fazla saymama gerek yok sanıyorum. Tüm bu bina hezeyanını inşa edebilmekle kalmıyoruz, ayrıca inşaatlardan sonra çeşitli eklemeler de yapabiliyoruz. Mağazaların önüne özel çalışanlar koyabiliyor, çeşit çeşit çiçek ve ağaçlar dikebiliyor, menü, vitrin gibi sergileme taklavatları yerleştirebiliyoruz. Ayrıca mağazaların tepesine Amerikan bayrağı gibi çeşitli araçlar dikebiliyor, sağa sola reklam, tente gibi alet edevat ekleyebiliyoruz. Özellikle elimize verilen park cinsi arsalara kurduğumuz parklara kemancıdan ateş yiyen adama kadar çeşit çeşit eleman koyabiliyor, ortalara havuzlar, ormanımsı görüntü oluşturan ağaçlar dikebiliyoruz. Tüm bu ayrıntıların getirisi ise hem bizim için hem de halk için görsellik, zaman zaman da eğlence aracı oluyor. Böylece artı puan kazanıyoruz. Bu arada, yüksek binalara dikilebilen reklamların Nokia gibi ünlü firmaların reklamları olabildiğini ve gerçekçilik konusunda oyuna puan kazandırdığını unutmamak gerekir.
Genel işleyiş ve alınan görevler, genelde şehri düzgün yönetmeye dayanıyor. Saçmasapan, kimsenin işine yaramayacak görevlerle uğraşmıyoruz. Genellikle şehirdeki insanların fikirlerini ve şikayetlerini dinliyor, ona göre hareket ediyoruz. Bir haber geliyor ve kamera bir anda iki kişinin konuşmasına yakınlaşıyor, biz de konuşmayı okuyoruz (maalesef dinleyemiyoruz). İnternet cafe’ye ihtiyaç duyduklarını, veya başka bir şikayetlerini dile getiriyorlar ve hemen derde çare o köşeye bir adet cafe yapıveriyoruz. New York insanı doyumsuz oluyor, parklara havuz konulmasını isteyenler de olabiliyor. Halkın nerden geldiği ise meçhul değil, böyle bir kazmalık yapılmamış. Oyunda ayarlamamız gereken ince bir denge var. Şehre ne kadar yerleşim binası yaparsak, o binaların kapasitesi kadar insan gelip yaşıyor New York’ta. Her yeri bina yapıp milyon tane insanı birbirlerine muhtaç bırakırsak, şehrin çökmesini engelleyemiyoruz ya da hiç ev yapmadan her yeri ihtiyaç duyulan binalarla donatırsak para kazanamıyoruz ve bir süre sonra ya insansızlığın verdiği sıkıntıdan ya da parasızlıktan iflas edip oyunu kapatıyoruz.
Yapı konusundaki en büyük ve affedilemez sorun, şehri sadece arsalar üzerinden yönetiyor olmamız. Gönül isterdi ki tüm şehri tapulu malımızmış gibi kullanalım, sokaklara polisler, çöpçüler, yani belediye görevlileri atayalım ve otobüs durakları, sokak lâmbaları, çöp kutuları ve daha bir sürü şey ekleyelim, fakat maalesef sadece arsalar üzerinden kendi mallarımızı yönetiyoruz, şehre dokunamıyoruz. Burdan biricik aşkım yapımcı ekibi kınıyorum. Bu kadar gerçekçilik istemiyoruz!
İki boyuttan üç boyuta atlayan oyunlar genelde büyük sorun yaşarlar, bu sorunu yaşamayan tek tycoon oyunu Rollercoaster Tycoon’du, zaten o yüzden rezil olmamış bir serî olarak ayakta kalmaya devam ediyor fakat yeni bir sürümünün geleceğine büyük bir şüpheyle bakıyorum çünkü işlenecek pek bir konu kalmadı, lunaparka su parkıyla hayvanat bahçesi bile eklemiştik son ek paketlerle. Her neyse, iki boyuttan üç boyuta geçme problemini Tycoon City New York yaşamadı çünkü direkt üç boyutlu olarak çıktı. Gerek menü tasarımları olarak, gerekse şehrin genel görünümü olarak grafikler bir tycoon oyunu için yeterli seviyede. Karakter modellemeleri daha iyi olabilirdi, ancak dediğim gibi bir tycoon oyunu için onlar da yeterli. Zaten, binlerce insanın çok detaylı modellenmesini beklemek haksızlık olur.
Ses efektleri konusunda, seslendirmeler haricinde oyun hiçbir sorun yaşamıyor. Bir yapı eklenirken çıkan sesten, tıklama seslerinden ibaret değil oyun. Hemen hemen her iş yerinin, yapının kendine ait müzikleri var ve o yapılara çok yaklaştığımızda bu müzikleri rahatça duyabiliyoruz. Örneğin tiyatroya yakınlaştığımızda alkış sesleri duyuyoruz, bir jazz cafe’ye yaklaştığımızda caz müzik duyuyoruz, parkta keman çalan adama yaklaşınca keman sesini alabiliyoruz, gibi. Oyunun ana müziği olarak ana menüde çalan tek müzik de bir tycoon oyunundan beklenmeyecek kadar iyi. Tycoon City’nin ses konusundaki tek sorunu, seslendirmeler. Oyunda halktan bol bol konuşmalar verilmesine rağmen seslendirme yapılmamış ve sadece konuşmaları okuyabiliyoruz. Keşke üşenilmeyip, paraya kıyılarak seslendirme de yapılsaydı da oyun daha bir kaliteli olsaydı. Zaten seslendirme yapılsaydı ve tüm şehri tam anlamıyla yönetme yetkisi bize verilseydi oyun kuşkusuz Rollercoaster Tycoon’u da geçerdi ve şu ana kadar yapılan en iyi tycoon oyunu olurdu. Hiç olmazsa bana göre.
Nihayetinde, çıkan onlarca, hâtta belki de yüzlerce (abartmasak?) tycoon oyununun arasında sıradanlıktan kurtulabilen ve eğlenceli saatler yaşamamıza olanak sağlayan yeni bir tycoon oyunumuz oldu: Tycoon City New York. New York’u yeniden kurma hayaliyle yanıp tutuşan vatandaşlarımız varsa bu tuhaflıklarından dolayı onları kutluyorum, oyunu ise sadece onlara değil tüm tycoon oyuncularına öneriyorum.
Bu yazı toplamda 106, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Aradığınız bu haberimizde yoksa, alttaki kutucuğa yazarak google yada sitemizde arama yapmak size yardımcı olabilir.
Yorum
Ayarlar
-
Şubat 20, 2008
-
Teknoloji
-
Yorum yapılmamış
-
RSS Yorumları
-
Del.ico.us
-
Digg!

